Denge değiştiren güç

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırılarda beklediği desteği bulamayınca NATO hakkında tarihe geçecek bir çıkış yaptı: "NATO, biz olmadan kâğıttan kaplan." Bu sözler yalnızca bir öfke patlaması değil; küresel güç mimarisinin çatırdadığının açık ilanıdır. Ancak bu kırılma, herkes için tehdit değil. Aksine, yeni güç merkezlerinin yükselişi için tarihi bir fırsat penceresi aralıyor ve o merkezlerin başında Türkiye geliyor. ABD'nin NATO bütçesinin yaklaşık yüzde 70'ini karşılıyor olması, bugüne kadar Washington'a mutlak bir ağırlık sağladı. Ancak Trump'ın hedef aldığı Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler, artık bu denklemin sürdürülemez olduğunu görüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana askeri ve stratejik bağımsızlığını büyük ölçüde Washington'a devreden Avrupa, bugün kendi güvenliğini yeniden tanımlamak zorunda. Ve bu noktada gözlerin çevrildiği ülke açık: Türkiye. Çünkü Türkiye yalnızca NATO'nun en büyük ikinci askeri gücü değil; aynı zamanda sahada oyun kurabilen, kriz yönetebilen ve gerektiğinde denge değiştirebilen nadir aktörlerden biri. Yerli savunma sanayiindeki atılımlar, insansız sistemlerden hava savunmasına kadar geniş bir yelpazede Türkiye'yi dışa bağımlılıktan çıkarırken, onu güvenlik ihraç eden bir ülke konumuna taşıdı.

Avrupa başkentlerinin Ankara ile daha derin iş birlikleri arayışına girmesi tesadüf değil; bu, yeni dönemin zorunluluğu. Diğer yandan NATO'nun yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir ittifak olduğu gerçeği giderek daha görünür hale geliyor. Bu yapı, ABD dolarının küresel rezerv para statüsünü koruyan en önemli kalkanlardan biriydi. Dünya genelindeki ABD askeri varlığı, sadece güvenlik değil aynı zamanda finansal hakimiyetin de altyapısını oluşturuyordu. Eğer bu ağ zayıflarsa, doların küresel üstünlüğü de kaçınılmaz biçimde sarsılacaktır. İşte Trump'ın bu çıkışının tehlikeli taraflarının olduğunu da gösteriyor. Bugün gelinen noktada NATO üyesi ülkeler kendi savunma kapasitelerini hızla artırıyor. Ancak bu yarışta en hazırlıklı, en kararlı ve en hızlı ilerleyen ülke Türkiye. Kendi teknolojisini geliştiren, sahada test eden ve bunu stratejik avantaja dönüştüren bir Türkiye gerçeği var. Washington bile artık liderliğini yaptığı düzenin ağır yara aldığını kabul ediyor. Ancak Trump'ın önündeki yol son derece çetin. Özellikle İsrail ile uyumlu hareket etme zorunluluğu, ABD'yi daha derin ve kontrol edilmesi zor krizlerin içine çekebilir. Bu da küresel güç boşluğunu daha da büyütecektir. Ve tarih bize her zaman "Güç boşlukları asla uzun süre boş kalmaz" gerçeğini kanıtlamıştır. Yeni dönemde oyunu izleyen değil, oyunu kuran ülkeler öne çıkacak. Türkiye ise jeopolitik konumu, askeri kapasitesi ve stratejik aklıyla bu yeni oyunun en güçlü kurucularından biri olmaya aday değil. Merkezde cazibesini sürekli artıran bir aktör.

HESAP HATASI WAR

İsrail ABD ile birlikte İran'a saldırı başlattı. 28 Şubat'taki ilk füzeler ateşlendiğinde ABD'nin hedefleri nelerdi Savaşın kazananı olmaz elbette ama İran için neler değişti

1: İran'da halk sokağa çıkmıştı, rejime karşı dikkat çeken bir ayaklanma vardı. Şimdi İran halkının çok büyük bir çoğunluğu rejime destek veriyor.

2: Savaştan önce, rejim değişikliği hâlâ tartışmanın bir parçasıydı. Şimdi ise Amerikan istihbaratının Trump'a sunduğu raporlarda bunun imkansıza yakın olduğunu gösteriyor.