Dünyanın bir köşesinde bombalar patlıyor; diğer köşesinde, o bültenleri seyreden bir insanın mutfak masrafı katlanıyor. Washington'da alınan bir savaş kararının faturasını; Berlin'de tezgâhını açan işçi, Tokyo'da kepenk kapatan esnaf, Kahire'de tenceresini kaynatmaya çalışan emekli ve İstanbul'da kirasını denkleştirmeye çabalayan dar gelirli ödüyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hamlesiyle fitili ateşlenen bu savaş, artık yalnızca Ortadoğu'nun jeopolitik bir krizinden ibaret değil; bütün dünyanın omuzlarına binen devasa bir ekonomik yıkım meselesidir. Üstelik bu faturanın henüz tamamı gelmedi; postacı kapıyı asıl kışın çalacak. Lakin bugünden görünen tablo, trilyon dolarlık bir enkazın kapıda olduğunu açıkça haykırıyor.
Dünya ekonomisinin şah damarı olan enerji ticareti, bu krizle birlikte ağır bir darbe aldı. Küresel petrol ihracatının yüzde 27'si, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının ise yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Deniz trafiğinin kilitlenmesi, küresel enerji piyasalarında tarihi bir arz şoku yarattı. Petrol fiyatlarındaki tırmanış, yalnızca akaryakıt istasyonlarındaki tabelaları ilgilendirmiyor; elektrik üretiminden sanayiye, tarladaki traktörün mazotundan kargo kamyonunun tekerleğine kadar her şeyi vuruyor.
Dünya Bankası'nın son raporları, enerji fiyatlarının bu yıl yüzde 32 oranında artacağını öngörüyor. Brent petrolün daha dün 69 dolar civarında gezindiği düşünülürse, 120 dolar sınırına dayanması tesadüf değil. Bunun Türkçe meali şudur:
Daha pahalı benzin, daha pahalı elektrik, daha maliyetli üretim ve nihayetinde katlanılmaz bir hayat! Enerji krizinin mali boyutunu gözler önüne seren en çarpıcı veri, Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi'nden (CREA) geldi.
Araştırmaya göre, savaşın henüz ilk altı ayında fosil yakıt ithalatçısı ülkelerin petrol ve LNG için ödediği ilave maliyet 330 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, savaş öncesi öngörülen bütçelerin haricindeki net "ekstra" yükü ifade ediyor. Analistlere göre savaşın toplam küresel maliyeti 5 trilyon doları buldu.
Artan enflasyon ve borçlanma maliyetleri nedeniyle küresel büyüme tahmini yüzde 2.9'dan yüzde 2.5'e düştü. Özetle; füze tarlaya düşmese de, ucu mutfaktaki boş tencereye dokunuyor.
Bir tarafta füzelere dökülen milyarlar, diğer tarafta evine bir ekmek götürmekte zorlanan milyonlar... Bu savaşın kazananı belki birkaç küresel silah tüccarı olabilir; Ancak kaybedeni sekiz milyar insan!

2