Sevgili okurlarım, elime birkaç gün önce ilginç bir kitap geçti. Okumaya başladım, elimden bırakamadım ve iki günde bitirdim.
"Vak'anüvis Ahmet Lütfi Efendi'nin Hicaz Seyahatnamesi."(Yeditepe Yayınları. Derleyen Mümin Yıldıztaş ve Berke Merter.)
Osmanlı'da vakanüvis, devletle ilgili bütün notları ve olayları kayda geçiren kamu görevlisi anlamına geliyor.
Lütfi Efendi padişah 2.Abdülhamit tarafından bu göreve atanan kişi.
Hicaz'da, Mekke ve Medine dahil bugünkü Suudi Arabistan'da sürekli sürtüşmeler çıkıyor. Orada Araplar tarafından seçilen bir Hicaz Emiri var, hem de Osmanlı yönetimi tarafından atanan bir Hicaz Valisi. Bu iki güç arasında hiçbir uyum yok. Abdülhamit oralarda ne olup bittiğini öğrenmek içinAhmet LütfiEfendi'yiHicaz'agönderiyor.
Efendi İstanbul'dan külüstür bir vapura biniyor, Süveyş Kanalı geçiliyor ve Suudi Arabistan'da Cidde Limanı'na, oradan da Mekke'ye gidiyor.
Abdülhamit tam bu sırada Hicaz ValisiOsman Paşa'yı görevden alıp devlete düşmanlık sergileyen Hicaz Şeyhi'ne ödün vermek zorunda kalıyor.
Ahmet Lütfi Efendi'nin anlattığı olaylar inanılır gibi değil! Devletin ne hallere düşürüldüğünün somut göstergesi.
★★★
İşte birkaç alıntı:
"Vapurda Hudeyde iskelesinden alınan 440 asker de vardı. Aralarında 40 kadar hastaları mevcut olup çoğunluğu değişim eri ya da hava değişimi için memleketlerine gidenler idi.
Üstleri başları perişan halde.
Kuru peksimet ile zeytin ve soğandan başka erzakları yoktu. Hastalar için erzak aldırdık.
İngiliz askerlerinin bu bölgedeki düzenli hallerine, henüz Osmanlı yönetimine alışamayan bedevilere gidiş gelişleri hiç eksik olmayan yabancılara karşı bu durum gerçekten üzüntü verici..."
Başka bir olay anlatıyor:
"Bu gece yatsıdan sonra yeni valiye gidilerek gece saat 4'e kadar havadan sudan sohbetlerle vakit geçirildi.
Yeni vali bu sırada kendisinin Cidde'ye geldiği vapurda Yemen'e gönderilen 900yeni askerin sefalet ve zaruretlerine dair gözlemlerini anlattı. Cidde'ye gelindiğinde bu askerlerin hepsini dışarı çıkarmış. Kışlaya misafir verdirmiş ve bir gece orada istirahat ettirmiş. Kilimleri ve karavanaları yokmuş. Çektikleri susuzluğun acınacak bir şey olduğunu vali üzülerek anlattı..."
Yemen'e gönderilen Mehmetçiklerin durumu böyle.
★★★
Elimde başka bir kitap daha var.
"Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü."(Hazırlayan Gönül Eti. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.)
Yıl 1914.Eğin'li sıhhiye onbaşı Ali Rıza EfendiSarıkamış cephesinde. Cephede her gün günlük tutuyor, notlar alıyor, yaşadıklarını anlatıyor.
Cephede durum tam bir felaket. Sarıkamış hezimetine giden günlerde ordumuz felaketi yaşıyor. Her sayfasıyla muhteşem bir kitap... İşte birkaç alıntı:
"27 Aralık 1914. Erkenden top sesleriyle uyandık. Soğuk son derece şiddetli. Beş asker donmuş, getirdiler. İkisi Eğin'li, aslan gibi babayiğitler. Gözümüzün önünde kıvrana kıvrana can veriyorlar. Gözleri bakarak yalvara yalvara ölen zavallıları gördükçe hiçbir surette sarsılmayacağını ümit ettiğim manevi gücüm kırılıyor.
Allahım zavallı milleti sen kurtar. Eceli gelen kurşunla ölüp şehit olsun. Bugün 30 kadar firar var...

5