Uçak gemisinde bir gün

Sevgili okurlarım, bu dünyanın denizlerinde görenleri hayretlere düşüren acayip bir demir çelik yığını geziniyor. Bunların adına uçak gemisi deniliyor!

Bunlara sahip olmak pek öyle kolay bir iş değil. Günümüzde uçak gemisi sahibi olan ülkeler ABD (en fazla sayıda), Çin, Hindistan, Fransa ve İngiltere.

Rusya'da olup olmadığını bilemiyorum.

Bu uçak gemileri acayip bir nesne! Bir demir çelik yığını olmanın ötesinde bir sürü savunma ve saldırı silahlarıyla da donatılmış.

Güvertesinde ve alt katlardaki depolarında 100'e yakın savaş uçağı ile helikopter yer alıyor.

Yani düşman ülkenin bu uçak gemilerine saldırıp saf dışı bırakması çok zor. İşi bilenlerin anlattığına göre batırmak çok daha zor, hemen hemen mümkün değil.

★★★

Epeyce önceydi... Karşıma çok ilginç bir davet çıktı. NATO, başka bir deyişle ABD, Türkiye'den birkaç kişiyi yurt dışında bir davete çağırmıştı.

Gezi programında birkaç Avrupa ülkesiyle birlikte çok, ama çok ilginç bir yer daha vardı...

Uçak gemisi!

Gezinin bir gününü bir uçak gemisinde geçirecektik. Bu davet gazetecilik açısından bakıldığında kaçırılacak bir fırsat değildi.

Programın o bölümü şöyleydi:

Napoli'ye gidilecek, uçağa binilecek ve bir tam gün John Kennedy uçak gemisinde geçirilecekti.

Hepimiz büyük meraka kapılmıştık. Böyle bir gezinin sivillere açık olması gerçekten ilginçti.

Napoli'den uçağa bindik. Özel bir uçaktı. Koltukları ters tarafa dönüktü.

Bindik, havalandık ve bir süre sonra uyarı geldi...

Hiç kimse yerinden kımıldamayacak, anons yapılana kadar yerinde bağlı kalacaktı.

Sonunda hedefe ulaştık ve denizin ortasındaki Kennedy uçak gemisine indik. Bizi uçağın merdivenlerinde karşıladılar ve çay içmeye davet ettiler.

Bizim ekipte gazeteci abimiz Oktay Ekşi, Yalçın Doğan ve Prof. Dr. Aysel Aziz vardı. Bazı isimleri unutmuş olabilirim.

Acayip bazı labirentlerden, demir çelik yığınlarından geçtikten ve asansörlerle birkaç kat inip çıktıktan sonra kaptan köşküne vardık.

★★★

Aşağıya bakıldığında orası hayret verici yerdi. Birkaç dakikada bir uçaklar inip kalkıyordu. Peki bu iş nasıl oluyordu

Çelik bir tel var. Uçak hızla indikten sonra kuyruğundaki bir çengel o çelik tele takılıyor ve uçak birdenbire yavaşlayıp duruyordu. Eğer uçak çelik teli kaçırırsa hızını hiç kaybetmeden yeniden gaz veriyor, uçuyor ve denize doğru hızla uzaklaşıyordu.

Kalkış olayı da ilginçti. Çelik tel adeta bir mancınık görevi görüyor, o kısa pistte uçağa bir anda büyük bir hız verip fırlatıyor ve böylece saniyeler içinde kalkıyordu.

Uçağın gerek inişi ve gerek kalkışı sadece birkaç saniye alıyordu. Zaman kaybı sıfırdı.

Orada gözlerimizin önünde kısa süre içerisinde çok sayıda savaş uçağı iniş kalkış yaparken biz gözlerimize inanamıyorduk!

İniş yapan her uçak alt kattaki hangarlara indirilip bakımdan geçiriliyor. Hangarlar zaten uçak fabrikası gibi yerler. Arı gibi çalışan teknisyenlerle dolu.

★★★

Gemideki personel sayısı 4 bin