Sevgili okurlarım, şimdi yeni bir yılın ilk yazısıyla karşınızdayım. İnsan böyle özel durumlarda bir şey ister...
Hiç değilse ilk yazıda okurlarının karşısına güzel, müjdeli konularla çıkabilmek!..Ama ne mümkün...ünkü bugün yazmak için hangi konuları seçsem diye düşünürken bile burnuma lağım kokuları geliyor.
Bu kokuların böyle yoğun bir biçimde yayılmasının iki nedeni var.
Lağımlar ya taşmak üzere, ya da patlayacak.
Hangisinin doğru olduğunu bu 2026 yılında hep beraber göreceğiz.
Bugün yazıya şu bizim meşhur PTT ile başlayayım dedim! Bize geçmişteki uzun yıllardan kalan, adeta baba mirası olan köklü bir kuruluş.
Posta, Telgraf, Telefon...
Başımızdaki siyasi iktidar bu PTT'yi de mahvetmeyi doğrusu başardı.
Posta hizmetleri başkalarına, kargo şirketlerine geçti.
Telgraf artık çekilmiyor, unutuldu gitti.
Telefonla ise PTT'nin uzaktan yakından ilgisi kalmadı.
Geçmiş yıllarda hepimizin belleklerine kazınan bir şarkımız vardı...
'Bak postacı geliyor selam veriyor, herkes ona bakıyor merak ediyor.'
Herkes mektubu var mı, telgraf getiriyor mu diye merakla beklerken, emektar postacının yolunu gözlerken PTT bu memlekette aslanlar gibi çalışır ve hizmetlerini hiç aksatmadan sürdürürdü.
★★★
Hiç unutmadığım bir anımı size anlatayım.
1960'lı yıllar... ODTÜ'de öğrenciyiz.
Makine mühendisliği bölümünde 'kıdemli öğrenci' olan çok sevgili bir abimiz var.
Rahmetli Altan Lostar.
Gırgırı, şamatası, mizahı ve sohbetleri muhteşem...
Altan abi üniversiteyi bitirdi ve hemen askere gitti. Kurada Erzurum'u çekmişti. Aradan epeyce zaman geçti ama Altan Lostar'dan haber alamıyoruz. Bunun üzerine oturup kendisine bir mektup hazırladım ama adresini bilmiyorum ki...
Zarfın üzerine adresi aynen şöyle yazdım:
"Sayın Altan Lostar.
Yedek subay asteğmen.
Erzurum Orduları Başkomutanı."
★★★
Mektubumun böylesine saçma sapan bir adresle alıcıya ulaşacağını hiç sanmıyorum ama olsun varsın! Alıcı bulunamazsa PTT mektubumu nasıl olsa bana iade eder, üzerine de bir not düşer:
"Belirtilen adres meçhuldür. İsmi geçen şahıs da bulunamadığından iadesi..."
Aradan bir süre geçti, günün birinde Altan abiden bir mektup aldım.
Demek ki Erzurum'daki PTT idaresi kendisine iş edinmiş, bu isimde bir yedek subayın kıtasını arayıp bulmuş ve mektubumu ona sağ salim ulaştırmıştı.
Vay bee!

3