Korkuyor muyuz

Sevgili okurlarım, Türkiye'de olanları en küçük ayrıntısına kadar izlemeye çalışan gazetecileriz. İşimiz bu. Ancak bu görevi yerine getirirken acı bir gerçekle yüz yüze geliyoruz.

Gazetecilerin birbiri ardına gözaltına alınması ve tutuklanması!

Akla hayale gelmeyen nedenlerle tutuklanan ya da haklarında ceza ve tazminat davaları açılan nice arkadaşlarımız var ve tamamı iktidar karşıtlarından oluşuyor.

Evinizin kapısı sabah saat beş veya altı dolaylarında ısrarla çalınıyor ve polisler sizi alıp götürüyor. Evde küçük çocuklar varmış, yaşlı büyükler, hastalar varmış kimse umursamıyor.

İşin sonrası daha da beter. Polis nezarethanesinde geçen günlerde ifadeniz alınıyor. Saatin kaç olduğunu bile bilmeniz mümkün değil. Sizi sağlık muayenesine götürüyorlar. Birkaç gün boyunca korkunç bir yorgunluk yaşıyorsunuz. Uyku yok... Yorgunluktan bitik durumdasınız, kafanız duruyor...

Sürekli ifade veriyorsunuz ve son aşamada sizi savcılığa götürüyorlar. Son kararı mahkeme veriyor ama bu süreçte kim olursa olsun bitik durumda.

Aslında bu durum herkes için geçerli. Gazeteci olmanız hiçbir şeyi değiştirmiyor... Ve tutuklandığınız takdirde ver elini hapishanenin tıklım tıklım dolu koğuşları...

★★★

Sonra sıra geliyor savcılığın hakkınızda hazırlayacağı iddianameye. O koğuşta bazen haftalarca iddianame bekliyorsunuz.

Bu süreç sadece gazeteciler için değil tutuklanan herkes için geçerli. Ama bazen gazeteciler öylesine gerekçelerle tutuklanıyor ki insanın aklı almıyor. O arkadaşların en yoğun olduğu basın kuruluşları doğal olanak muhalefetin yayın organları...

Ve onların da başında bizim SÖZCÜ gazetesi ile SÖZCÜ televizyonu yer alıyor.

Burada önemli olan kaç gazetecin tutuklandığı değil, medya üzerinde hükümetin uyguladığı baskılar.

Artık iş öyle bir boyuta vardı ki, gazetecilik yapamıyorsunuz. Bu iş giderek zorlaşıyor ve riskleri artıyor.

★★★

Gerçekler böyle olunca her gazetecinin kafasında bir kuşku belirliyor...

"Tamam, bu konuya gireyim de acaba başıma bir iş gelir mi!"

Beni soracak olursanız, kendimle ilgili gerçekleri açıklamaktan korkmam... ünkü insanız ve hepimiz kafamızda aynı kuşkuları taşıyor olabiliriz.

SÖZCÜ gibi iktidar karşıtı bir gazetede 17 yıldan beri haftada beş gün yazı yazıyorum. Öyle tırıvırı, magazin falan değil, bence ciddi eleştiri yazıları.

Özellikle şu son yıllarda ben de belli konularda endişe etmeye başladım. Başka bir deyişle bunun adına korkmak deniliyor!

★★★

Birkaç ay sonra bu meslekte 50. yılım bitecek... (Epeyce kıdemli olmşum!)

Ve buna karşın her yazımı yazınca ilk iş olarak kendim baştan sona bazen iki kez dikkatle okuyorum. Gerektiğinde kendi kendime "Bu cümlede suç bulabilirler" deyip yine kendim düzeltiyorum.

Başka bir deyişle kendi yazılarımı önce kendim sansür ediyorum.

★★★

Evet, gazeteci kimliğimizle biz bu memlekette neler yaşadık, neler gördük.