"Kabadayı" kalıbının adamı değilmiş!
Trump'ın İran'a yönelik tehditleri dünyayı savaşa sürüklerken, Türkiye'nin arabuluculuk girişimi neden Pakistan tarafından gölgede bırakıldı?
Yazar, Trump'ın İran'a karşı agresif politikasını dünya barışını tehdit eden kabadayılık olarak nitelendirir ve Türkiye'nin arabuluculuk rolü oynayamadığına üzülür. Yazarın kilit argümanı, Trump'ın yıkıcı potansiyelinin karşısında İran rejiminin dirençli çıkması ve bu durumun uluslararası dengeleri değiştirmesidir. Ancak yazarın ''molla rejiminden yana'' duruşa geçmesi gerçekten stratejik bir zorunluluk mu, yoksa algı yönetiminin bir sonucu mu?
Sevgili okurlarım, üzerinde yaşadığımız gezegende hepimiz büyük bir talihsizliğe uğradık. Dünyanın öbür ucunda egemen olan Trump isimli biri ortalığı karıştırdı, çok sayıda ülkeyle birlikte milyarlarca insanın başına dert açtı. Herkes ister istemez bu herifin atraksiyonlarını izlemek zorunda kaldı.
Mahallenin kabadayısı olmuştu.
Elindeki güce dayanıyor, sağa sola posta koyuyor, kendi vatandaşları dahil kendisinden yana olmayan herkese tehditler ve hakaretler savuruyordu.
Kafasında bir İran olayı vardı.
İddiasına göre İran nükleer bomba üretme aşamasına gelmişti. Bomba iki haftaya kadar hazır olacak ve insanlık alemini mahvedecekti.
Bu eylemin çok acele durdurulması gerekiyordu. Bunu önlemek için önce İran'daki molla yönetiminin devrilmesi gerekiyordu. İşin ilk aşaması böyle başladı. Adına Trump denilen ruh hastası manyak, molla yönetimine saldırdığı anda İran halkı sokaklara dökülüp bu rejimi yıkacak ve İran'ın petrol gelirlerine ABD el koyacaktı. Yani kazançlı bir işti!
★★★
Savaş başladı ama İran dirençli çıktı. Evdeki hesap çarşıya uymamıştı! İran herkesin tahminlerinin ötesinde bir ülke çıktı. İyi silahlanmıştı. Üstelik halk bu rejimi devirmek için kılını bile kıpırdatmadı, sokaklara dökülmedi.
Kabadayının ortağı ya da fedaisi olan İsrail ise mollaların en üst düzey insanlarını keklik gibi avlamış ve onları büyük kayıplara uğratmıştı.
Ama bizim ruh hastası kabadayı geri adım atmayı sevmezdi!
İran-İsrail arasındaki savaş da giderek kızıştı ve kıyametler koptu.
İşin bu aşamalarını canlı yayınlarda yeterince izlemek zorunda kaldık. Ancak Trump amacına bir türlü ulaşamıyordu.
★★★
Son zamanlarda piyasaya yeni bir söylem daha sürdü.
Elinde akıl almaz, kimsenin bilmediği silahlar vardı. Gerektiğinde bunları kullanacak ve İran'ı bu yolla pes ettirecekti. Sözlerinin anlamı şuydu:
"İran'a birkaç gün daha süre veriyorum. Ya teslim olacak ya da ben binlerce yıllık İran medeniyetini baştan sona mahvedeceğim."
Öylesine şımarmıştı ki, zafer kazanacağını, bu amaçla nerelere saldıracağını da ayrıca açıklıyordu.
Karayolları, demiryolları, köprüler, elektrik santralleri, petrol rafineleri, nükleer tesisler, limanlar...
Üstelik bu kadarla da yetinmiyor, teslim olması için İran'a birkaç gün süre veriyordu. Aksi takdirde saldıracak, elinde ne olduğu bilinmeyen son derece güçlü silahlarla işi bitirecekti!
Verdiği süre önceki gece Türkiye saatiyle 03:00'te bitecekti. Bütün dünya sonucu merakla beklerken bu heriften yeni bir açıklama geldi.
İki haftalık ateşkese razı olmuştu! Yani dağ fare doğurmuştu!
Demek ki bu ruh hastası manyak, kalıbının adamı değilmiş.
Şimdi bütün dünya bundan sonra neler olacağını merakla bekleyecek çünkü olay her türlü sürprize gebe.
★★★
Sevgili okurlarım şimdi burada bu hadisenin Türkiye Cumhuriyeti olarak bize neler getirip götürdüğüne, bizi yönetenlerin bu konuda neler yaptığına ve yapamadığına kısaca bir bakalım.
Başta çok umutlulardı ama hiçbir şey yapamadılar.
Her zaman olduğu gibi bir sürü palavra attılar. Efendim gerek ABD ve gerekse İran bizim dostumuzdur. Bu durumda iki ülke arasında seve seve

10