Devlet Bahçeli'nin kurucu önderi

Sevgili okurlarım, Devlet Bahçeli'yi burada sık sık eleştirdiğimi bilirsiniz. Bazen düşündüğüm olur, kendi kendime 'Acaba haksızlık ediyor muyum' diye sorarım.

Fakat hayır, kesinlikle haksızlık etmiyorum. Bu beyefendi çok daha ağır eleştirileri hak ediyor.

Bu durumda insanlar birbirine soruyor. 'Acaba sağlığında birtakım sorunlar mı ortaya çıktı" diye.

Aman haa, çıkmamıştır inşallah!.

Ama Devlet Bey eskiden böyle değildi.

Siyaset sahnesinde önemli ve tutarlı bir çizgisi vardı. Biz onu Türk milliyetçisi olarak tanırdık. MHP'nin genel başkanı olarak her söylediğine ve her yaptığına katılmasak bile hoşgörüyle bakardık.

Son zamanlarda ise Devlet Bey halkın deyişiyle iyice dağıttı.

AKP iktidarının yedek lastiği ve koruyucu meleği olmanın dışında Recep Tayyip'in bir numaralı savunucusu kesildi.

Bu gibi çelişkili davranışlarının artık akılla, mantıkla ve siyaset bilimiyle uzaktan yakından ilgisi yok.

Aklına eseni söylüyor, adına Apo denilen teröristi kendi başına savunmaya kalkışıyor, Meclis kürsüsünde bile rastgele konuşuyor.

★★★

Bu tutarsızlıklarının hesabını ilk seçimde milletin önünde elbette verecek. Başka çaresi yok.

Ama bence daha da önemlisi asıl hesabı partisinin ülkücü, yurtsever insanlarına vermek zorunda kalacak, bundan kaçış yok.

Nitekim şimdi ortaya onun açısından korkutucu olan bazı gerçekler çıkıyor.

İYİ Parti ve Zafer Partisi giderek güçleniyor.

Yani hangimizin aklına gelirdi Devlet Bey'in bir gün Apo'dan 'PKK'nın kurucu önderi' diye söz etmeye başlayıp onu savunmaya geçeceği!

Akıl alır gibi değil.

Üstelik bir de ahkâm kesiyor!

"PKK'nın kurucu önderliğine saygı gösterilsin" diyor.

Bu ortamda kafalarda yine birtakım dilekler oluşuyor...

"Bu beyefendinin akıl sağlığı inşallah yerinde olsun da, hiç değilse daha ileri gitmeye kalkışmasın!"

Her seferinde aynı senaryo!

Sevgili okurlarım, Recep Tayyip'in bütün dış gezilerinde karşımıza aynı tablo çıkarılır.

O süper lüks uçağın toplantı salonu. Masanın bir ucunda Recep Tayyip oturuyor. Çevresinde ise bu yolculuğa kendisiyle birlikte çağrılan çok özel konuklar. Bunlar gazeteci! Tek bir özellikleri var, her biri ayrı ayrı özenle seçilmiş yandaş gazeteciler.

Bazıları oturuyor bazıları ayakta.

Çoğunu tanımayız, isimlerini bilmeyiz. Nerede gazetecilik yaptıklarından haberimiz yoktur.

Bunlar Recep Tayyip'le birlikte uçarlar, her seferinde değişik ülkelere giderler. Yaptıkları bir iş, herhangi bir katkıları yoktur.