"Sayın Gürlek gerçi hiç tanışmadık, el sıkışmadık ama sizinle uzun saatler boyunca yüz yüze gelmişliğimiz var. Hem de birkaç kez!
Siz İstanbul'da Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, ben ise sanıktım. Suçum(!) Fetö örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yazılarımla destek vermekti. Siz sordunuz ben yanıt verdim, kendimi savundum. Sonuçta bana 3 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası verdiniz. Yargıtay bu kararınızı oybirliği ile "esastan" bozdu, yok hükmündedir dedi.
Aradan geçen süre içerisinde meslekte yükselişiniz hızla devam etti. Artık siyasete iyice bulaşmıştınız. İstanbul Başsavcısı oldunuz ve Türkiye'yi ayağa kaldıran soruşturmalar ve tutuklamalar başlattınız... Ve sonunda Adalet Bakanı oldunuz. Nazar değmesin inşallah!
Akın Bey, dünyanın neresinde olursan ol, böylesine kısa bir sürede böylesine bir yükseliş sergileyen bir hukuk adamı kamuoyunun tepkisini mıknatıs gibi üzerine çeker. Hakkında her şey yazılıp söylenir ve birtakım konularda hesap vermesi istenir. Siz şimdi aynen bu durumdasınız.
Şimdi Türk yargısının attığı ve atacağı her adımdan, vereceği her karardan bundan sonra siz sorumlusunuz.
★★★
Sayın Akın Bey, bazı konularda hesap vermeniz isteniyor. Özgür Özel bu konuları gündeme getirdi. Mal varlığınızda normal olmayan bazı artışlar olduğunu iddia etti. Eşinizle birlikte ömür boyu çalışsanız bile böylesine bir mal varlığına ulaşmanızın söz konusu olmayacağını vurguladı.
Bazı tapu belgeleri açıkladı. Dahası var, sizi mahkemeye vereceğini bildirdi. Mahkemede sizinle ilgili taşınmaz ve para gibi taşınır bütün varlıklarınızı açıklamanızı isteyecekmiş.
Açıkladığı tapu belgelerinin gerçek olup olmadığını biz elbette bilemeyiz. Ama gerçek olmasa açıklamazdı diye düşünüyorum çünkü hiçbir parti lideri, hele ana muhalefet lideri böyle bir riskin altına giremez. Aksi takdirde, eğer gerçek değilse ve birileri kendisini dolduruşa getirmişse görevinden derhal istifa etmesi gerekir.
★★★
Şimdi Akın Bey, işiniz bundan sonra daha da zorlaşacak... Çünkü bu konu ülke gündeminden hiç düşmeyecek. Kusura bakmayın ama bu tartışmaların ağırlığı altında yıpranan ve hesap vermeye zorlanan hep siz olacaksınız.
İçinde bulunduğunuz kritik durumu anlıyorum. Aşağı tükürseniz sakal yukarı tükürseniz bıyık!
Üstelik sizin partinizde sizi sevmeyenler de devreye girip bu sürece katkıda bulunacaklar, sizi daha beter yıpratmaya çalışacaklar.
Güvendiğiniz MHP de aynı yolun yolcusu olacak, bazı adımlar atacak ve hepsinin ucu size dokunacak.
MHP'nin yayın organı olan Türkgün isimli bir gazete var. Başyazarı aynı zamanda Devlet Bahçeli'nin partideki danışmanı. İki gün önce yazdığı köşe yazısında size hitap etti ve mal varlığınızı açıklama çağrısında bulundu. Devlet Bahçeli ise Meclis'te kendisine bu konuda sorulan sorulara yanıt vermeden yürüyüp gitti!
Aslında Devlet Bahçeli haklı!.. Çünkü onun eli kolu bağlı durumda, ne yapsın garibim! O, kendi söylemek istediklerini hep başkalarına söyletir.
★★★
Size bir örnek daha vereyim. Bir zamanlar Türk basınının amiral gemisi olan ve günde 500 bin satan Hürriyet'in durumunu herhalde biliyorsunuz. Toplam satışı 20 bin dolaylarına düştü. O gazetenin doğrudan Saray'dan talimat alan, yazacağı konuları önceden Saray'a danışan iki yazarı var. Dikkat etmişsinizdir, bu yandaş gazetenin iki yandaş yazarı da sizin konunuza pek değinemedi. Sizi savunmaları mümkün olmadı. Bu konu sanırım size bir şeyler anlatıyordur! Böylelerine kanmayın, güvenmeyin. Onlar her zaman ikili oynar, esen rüzgara göre yazı yazar, güçlünün yanında olur ve gerektiğinde sizi de arkadan vurur!

10