Akın Gürlek!

Sevgili okurlarım, içinde yaşadığımız şu günlere, haftalara bir daha bakın lütfen!.. Neler olduğunu hepimiz görüyoruz da, bundan sonra neler olacağını tahmin etmek ne yazık ki mümkün olmuyor.

Tam bir kargaşa ortamında yaşıyoruz.

Siyasette kargaşa, ekonomide kargaşa...

Tam 23 yıldan bu yana iktidar koltuğunda oturanlar aslında çaresiz. Bu kirli ortamı biraz olsun hafifletip milleti bu yolla kandırmaya kalkışıyorlar.

Peki başarıyorlar mı

Hiç kuşkunuz olmasın ki tamamen olmasa bile büyük ölçüde evet...

Çünkü ellerinde iki büyük güç var.

İlki devlet, ikincisi medya.

Dünyanın hangi ülkesinde olursanız olun bu gerçek değişmez, baskı artar. Bizimkilerin toplumu kandırması işte bu yüzden mümkün oluyor, çünkü bunları iyi kullanmayı biliyorlar.

Devleti zaten görüyoruz. Ama şu medyanın durumuna bakın!

Yüzde 90'ı iktidarın emrinde ve hizmetinde.

Medya kuruluşlarının bizdeki bütün sahipleri büyük iş adamlarından oluşuyor. Sıkı mı bunların bu gibi baskı ortamlarında muhalefet yapmaları, pisliklere, rezilliklere karşı çıkmaları!

Yukarıda ikisini saydım ama bu göz boyama sürecinde üçüncü bir gerçek var.

Din ticareti ve din sömürüsü.

Bizdeki iktidar partisi bunu da kendi çıkarları doğrultusunda kullanmanın gerçek ustası!

★★★

Meclis'teki kavgalara, Suriye olaylarına falan bugün hiç değinmiyorum... Ama önceki gün karşımıza çok önemli bir gerçek çıktı.

Akın Gürlek Adalet Bakanı oldu.

Valla maşallah demeli, Akın Bey çok hızlı bir yükseliş temposu sergiledi.

Bana sorarsanız şu anda Türkiye'nin 'bir numaralı, en önemli ve en yetkili hukukçusu' olmaya hak kazandı bile!

Recep Tayyip onun adım adım yükselişini sağlayan amiri.

Önce İstanbul'da ağır ceza mahkemesi başkanı.

Bu mahkeme terör suçlarına bakıyordu. Buradaki görevini 'başarıyla' tamamladıktan sonra Adalet Bakanlığında Bakan Yardımcısı oldu. Siyasete resmen ilk soyunuşu böyleydi.

Sonra İstanbul'da akla gelecek bütün yetkilerle donatılmış Cumhuriyet Başsavcısı...

Ve şimdi Adalet Bakanı. Siyasetin tam göbeğinde.

Türk adaletinin ve Türk yargısının bundan sonra kritik siyasi konularda vereceği her kararı aslında o verecek, kararlar onun onayından geçecek.

Akın Bey şimdi bakan olunca, otomatik olarak Hakimler Savcılar Kurulu Başkanı da oldu. Bunun anlamı şudur:

Bundan sonra bütün hakimlerin ve savcıların geleceği onun elindedir.

Terfiler, atamalar, sürgünler, cezalar ve yer değiştirmelerle ilgili bütün kararlar dahil!

Bizde diğer bakanlıklar gibi aslında Adalet Bakanlığı da her zaman iktidarların elinde oyuncak olmuş, nice siyasi kararlara alet edilmiştir.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar böylesine, bu kadarına hiç tanık olmamıştı.

Akın Gürlek, hakkındaki bu gibi olumsuz izlenimleri bundan sonraki icraatıyla acaba değiştirir mi, değiştirmek ister mi

Biraz zor gibi görünüyor.

Hani bizde bir deyiş vardır