Geçen perşembe günü Los Angeles'tan yola çıktık. 7 saatlik yolculuğun sonunda San Jose'ye vardık.
19 Haziran Cuma günü oynanan Paraguay-Türkiye maçı için gitmiştik.
Los Angeles'ta yaşayan Türk toplumunun büyük bir kısmı oradaydı. Bir de Amerika'nın neredeyse her eyaletinden insanlar gelmişti.
Uçakla gelenler, arabayla gelenler...
Teksas'tan 20-24 saat araba kullananlar vardı. Biz de Milli Takım'ın kaldığı San Jose Marriott'ta konakladık. Otel Türk doluydu.
Milli Takım oyuncularını lobide hiç görmedik. Zaten onların bulunduğu alan lobinin bir kat üstündeydi, kırmızı şeritle kapatılmıştı ve güvenlik nöbetteydi. Geçişe asla izin verilmiyordu.
Lobide bekleyen kalabalık, oyunculardan birinin kolunun, başının, en ufak görüntüsünde "Türkiye! Türkiye!" diye tezahürat etmeye başlıyordu.
Herkes takıma moral vermek, yanlarında olduğumuzu hissettirmek istiyordu.
Kimsenin aklından yenilgi geçmiyordu.
Hepimiz Avustralya maçının ardından takımın büyük bir geri dönüş yapacağına inanıyordu. Eksikler vardı, eleştiriler vardı ama umut da vardı.
Futbolcuların otelden çıkışını bekleyelim dedik. Fakat takımın otelden çıkacağı bölüm perdelerle kapatılmıştı.
Perdelerin ne anlama geldiğini açıkçası anlayamadım.
Neden görünmeden çıkmak istiyorlardı ki
Neyse, biz de erkenden stada gitmeye karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız.
Stada yaklaştıkça kalabalık büyüdü. Akın akın, her yönden Türk taraftarlar yürüyordu.
70 bine yakın seyircinin olduğu statta çoğunluk Türk taraftardı.
Her yer kırmızı-beyazdı.
İçimiz gururla doldu.
Arkamızda maçı izleyen gençler Almanya'dan gelmişlerdi. Maç boyunca hiç susmadan tezahürat ettiler. Taraftar susunca "Susmayın. Hadi destek olun. Eleniyoruz" diye bağırdılar.
Gurbetin ortasında Türkiye yaratmıştık. Stada yürürken, tribünde, otelde, sokakta...

15