Geçtiğimiz hafta sonu Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu'nun Halk Buluşmaları kapsamındaki programını takip etmek üzere Gaziantep'teydim. Gitme nedenim, kamuoyu araştırmalarında yüzde 2,5 -3 bandına oturan, zaman zaman da yüzde 5 bandını zorlayan Yavuz Ağıralioğlu liderliğindeki Anahtar Parti'nin, AK Parti'nin en güçlü olduğu şehirlerden biri olan Gaziantep'te karşılık bulup bulmadığını görmek ve izlenimlerini paylaşmaktı.
Ben AK Parti'nin kalesi Gaziantep'te de Ağıralioğlu'na bir hayli ilginin olduğunu ve esnaf ziyaretinde vatandaşla aralarındaki diyalogları, halkın şikayetlerini, beklentilerini yazacaktım ki...
Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, Kasım Ocak Spor Salonu'ndaki konuşmasında, yüzbinlerce kişinin mağdur olduğu fon skandalında eşiyle birlikte adı geçen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden iktidara "başörtüsü" üzerinden ayna tutunca hedef tahtasına oturtuldu.
Ele geçen fırsat kaçırılır mı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kendini göstermek, hazır fırsat bu fırsat diyerek göze girmek isteyen kim var kim yok cümbür cemaat sıraya girdiler, günlerdir başörtüsü duyarlılığı kasıyorlar. Ciğerleri sökülürcesine "hayırrr" diye bağırıyorlar, "hayır olamaz başörtüsü ve soygun", "başörtüsü ve yolsuzluk aynı cümlede bir araya gelemez" sloganları atıyorlar.
Güler misin, ağlar mısın... Sonunda sahneye; dinin siyasete alet edilmesine, giderek artan deizmin sebeplerine ve dinimizin itibarını zedeleyenlere dair yıllarca tek kelime etmemiş, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş çıktı ve "Bir başörtülünün yaptığı yanlışı gündeme getirerek başörtülülere dil uzatmak ahmaklıktır" dedi.
Peki, Ağıralioğlu ne demiş
Şunu:
"Başörtüsüne, inanca itilip kakıldığı zamanların hüznüydü bizdeki. 'Başörtülü, devlet hizmetiyle buluşuyor; başörtüsüyle devletine milletine hizmet imkanı buldu' diye övündüğümüz, bakan yaptıklarınız milletimizi dolandırdı. Başörtüsüyle devlet hizmetine buluşturduklarınız bugün milleti fonlarına kadar soyarken siz bu kadar işin arkasındaki denetimsizliğin, keyfiliğin hesabına hiç yanaşmadınız. Hesap vereceksiniz!"
Ne demiş Ağıralioğlu:
"Dindarlığınızın ahlakı, yolsuzluğu engellemeliydi, kalp kırmamalıydı, beytülmale el sürmeye engel olmalıydı, adaleti tecelli ettirmeliydi. Tarihin en büyük sazan sarmalı, 500 bin kişinin direk, aileleriyle sayarsanız 2 milyon, bağlı şirketlerle ilgili hale getirirseniz 5-6 milyonun dolandırılmasına sessiz kalan bir sürecin, dindarlık adına konuşanı olmamalısınız. Hesap vermelisiniz! 900 milyarlık bir kayıptan bahsediyorsunuz. Fatma Betül Sayan Kaya'yı istifa ettirdiniz, kalan 898 milyarın listesini tek tek milletinize ifşa etmelisiniz. Fakirin fukaranın alın terini cebine indiren, partinizin himayesi altındakiler dahil, 'kime gidiyorsa gitsin, sonuna kadar' dediklerinizi, milletin hakkını sorarak göstermelisiniz. Milletin malını kimin yediğini, milletin malını yerlerken nasıl korunabildiklerini, bu suistimale sebep olurken devlet mekanizmalarını nasıl kapattıklarını tek tek milletinize anlatmalısınız. Bu soygunda yer alan kim varsa hepsini tek tek milletinize ifşa etmelisiniz."
Ağıralioğlu'nun bu sözlerinde ne var Fatma Betül Sayan Kaya'nın yaptığı dolandırıcılık bütün diğer başörtülüleri bağlar mı diyor
Başörtüsü düşmanlığı mı yapıyor
Yoksa yıllardır başörtüsü üzerinden siyaset yapan, "Başörtüsü yasağını biz kaldırdık; başörtülü bakanlarımız, hâkimlerimiz, polislerimiz, öğretmenlerimiz var" diye övünen iktidara, başörtüsünün sadece saçları örten bir örtü olmadığını, temsil ettiği değerleri hatırlatıyor
Eski AK Parti Milletvekili Halide İncekara, "Soygunla başörtüsü aynı cümlede yer alamaz" diye karşı çıkıyor, zaten Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da, "Başörtüsüyle soygun, dolandırıcılık, yolsuzluk aynı kişide birleşmemeli" diyor.
Sayın İncekara, Ağıralioğlu'na "Metin yazarlarınız size tuzak kurmuş" diyor. Başörtüsünün temsil ettiği kutsal değerleri hatırlatmanın, iktidara tam da o değerler üzerinden ayna tutmanın neresi tuzak
163 milyon liralık bir yatırımı dört ay içinde 2,17 milyar liraya ulaşan, milleti dolandıran başörtülü bir siyasetçi ise; ve o siyasetçi yıllarca millete hak, hukuk ve ahlak dersi veren konuşmalar yapmış, siyasette dini değerleri referans göstermiş, üstelik "Nene Hatun" benzetmesini de siyasi kimliğinin parçası hâline getirmiş ise, o temsil iddiasının hesabı sorulur.
Hiç kusura bakmayın.
Fatma Betül Hanıma ve diğerlerine "Allah'tan hiç korkmadınız mı Hesap gününden hiç çekinmediniz mi Başınızdaki örtünün temsil ettiğini söylediğiniz değerleri ile bu tabloyu nasıl yan yana getirdiniz" itirazı yapılır.
Bu soruları sormak kimsenin inancını sorgulamak da değildir.
Nesi yanlış bunun
Aynı şey başı örtülü olmayan dindar erkek siyasetçiler için de geçerli. Yıllarca "Hazreti Ömer Adaleti"nden söz edenlere, "Bu serveti nasıl edindiniz Bu haksızlıklara, bu hukuksuzluklara nasıl sessiz kaldınız" denmeyecek mi
Elbette denilecek.
Çünkü mesele başörtüsü değil; başörtüsünü, dini sembolleri ve inancı siyasi meşruiyet aracı hâline getirip sonra o değerlerin tam tersini çağrıştıran hayatlarıdır.

4