Vicdanınızın sınırı nerede başlıyor, insan olduğunuzu nerede hatırlayacaksınız

Cumhur İttifakı'nın TBMM sıralarında oturan özellikle AK Partili ve MHP'li anne milletvekillerine ve kızları, kız torunları olan erkek milletvekillerine sesleniyorum.

Sizin vicdanınızın, adalet duygunuzun sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor İnsanlık duygunuz hangi noktada devreye giriyor, kırmızı çizginiz nedir mesela

"Bizler" ve "onlar" diyerek böldüğünüz; kutuplaştırdığınız, ötekileştirdiğiniz, acımasızca düşmanlaştırdığınız, acıları bile mahalle mahalle ayırdığınız ülkemizde "sizden" görmediğiniz bir vatandaşın başına ne gelirse yüreğiniz sıkışır mesela

İnsanlığınızın sınırı nedir

Bu ülkede insanlık dışı ne yaşanırsa sizler insanlığınızdan utanırsınız Hangi adaletsizlik karşısında "siyaseti de iktidarı da batsın" dersiniz

Acı eşiğiniz nedir mesela Ben şu haksızlığa dayanamam dediğiniz ne var mesela Başınızı yastığınıza koyduğunuzda haksızlığın, hukuksuzluğun hangi boyutu sizi uyutmaz mesela

Zulmün hangi çeşidi gecenize karabasan gibi çöker, kendinizi sorumlu hissedersiniz

Hangi adaletsizlik, hukuksuzluğun hangi boyutu yakalarınızdaki parti rozetlerini delerek kalplerinize ulaşır, yüreklerinizi sıkıştırır

En büyük ahiret korkunuz nedir

Samimiyetle merak ediyorum...

72 yaşındaki Alzheimer hastası İbrahim Güngör cezaevinde öldü. Kızını bile tanımıyordu, beynine sant takılmıştı; şeker ve prostat hastasıydı. Tek başına yaşamını sürdürebilmesi mümkün değildi. Kızının feryadı yeri göğü inletti. Ama kulakları sağır eden feryat bir tek sizin kulaklarınıza ulaşmadı. Vicdanınız zerre kadar sızlamadı, yüreğiniz titremedi. Kaşınız oynamadan, gözünüz kıpırdamadan "FETÖ'cü" dediniz ve geçtiniz.

KHK ile ihraç edilen eski komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu, Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevinde tek kişilik hücrede, plastik bir sandalyede hayatını kaybetti. O fotoğraf bir ülkede yeri yerinden oynatması gerekirdi ama iktidar konforunun körelttiği vicdanlarınız sızlamadı maalesef.

İnsan Hakları Derneğinin o da tespit edebildiği kadarıyla (çünkü Adalet Bakanlığı artık veri yayınlamıyor) cezaevlerinde 2 bine yakın hasta mahkum var bunların 500'e yakını ağır hasta, 300'e yakını ise tek başına yaşamını sürdürebilecek durumda değil, 105'i ise desteğe ihtiyacı var, 188 mahkumun sürekli tıbbı kontrol altında olması gerekiyor.

Polis, Ankara'da Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dayanışma Derneği'nin eylemine katılan üniversite öğrencisi Merve Demirel'i gözaltına alırken bir kadının asla dokunulmaması gereken yerine dokundu, bu cinsel tacizdi. Görüntüler apaçık ortadaydı. Vicdanlar yaralandı, yürekler sızladı. Ama iktidarınız İçişleri Bakanı Süleyman Soylu çıktı "DHKP-C'li proje kadın" dedi tacizi "kargatulumba gözaltı, polisimi ezdirmem" dedi. Ankara Emniyet Müdürlüğü "Babası FETÖ'den ihraç" açıklaması yaptı!

'DHKP-C'li olması, babasının FETÖ'den ihraç olduğu bilgisi' yürekleriniz ferahlattı, zerre kadar vicdanlarınız sızlamadı, yürekleriniz sıkışmadı. Bir tanenizde çıkıp "ne münasebet bu insanlık dışı muameledir" demediniz.

Annesi babası yanında olmadan sekiz yaşında kemik kanseriyle mücadele eden ve annesine babasına hasretle hayatını kaybeden Ahmet Burhan Ataç'ın yürekleri burkan hikayesi bir tek sizlerin vicdanını sızlatmadı. "Annesi babası FETÖ'cü dediniz" geçtiniz.

AK Partili ve MHP'li hukukçu milletvekilleri bir gün çıkıp ağız dolusu "hangi suç olursa olsun, bir anne annedir, bir çocuk çocuktur" diyemedi, "adalet asıl suçlular içindir, kim olursa olsun hiçbir suçlu insan onuruyla bağdaşmayan muameleye maruz kalamaz" demedi!

2020 yılından bu yana bu ülkede kadınlar, utana utana gözaltında çıplak aramaya maruz kaldıklarını anlatıyor ama AK Partili MHP'li kadın siyasetçiler duymazdan, görmezden geliyor.

Sosyal medyada, iktidar trolleri CHP'li kadın milletvekillerini özel hayatları üzerinden hedef aldılar, CHP'li kadın milletvekillerine itibar suikastları yaptılar, iğrenç iftiralara maruz kaldılar. İktidar medyası ki bu medyayı yönetenler dindar insanlar, Cumhur İttifakı siyasetçileri arasından "ne oluyor, bu görüntülerin yolsuzluk soruşturmasıyla, ihaleye fesat karıştırma soruşturmasıyla ne alakası var kardeşim" diyen bir kişi çıkmadı! CHP'yi silkeleme operasyonu dediler geçtiler!

CHP'li kadın milletvekilleri çıktılar "Bu ülkenin vicdanına, kadınların dayanışmasına güveniyoruz" dediler iktidar kanadından "yanınızdayız, kadınlara yapılan bu ahlaksızlığı kabul etmiyoruz" diyen bir kişi çıkmadı, yüzleri kızaran da olmadı.

Tekrar soruyorum, sizlerin insanlık sınırınız nedir Vicdanlarınız nerede devreye girecek

"Tek teminatım masumiyetimdi, kabusum oldu. Hayallerimi, hayatımı yaşayamamak çok ağrıma gidiyor. Masumiyetim aşikâr olmasına rağmen, 20'li yaşlarımın tamamını cezaevinde geçirdim... Bu mektubu kaleme alırken ifade etmek isterim ki hiç kimseden merhamet beklentim yoktur, istediğim ve talep ettiğim tek şey 'Adalet'tir! Artık bu yaşadığımız trajediye 'Dur' demek ve bir 'Dur' denilmesini istiyorum..." diyen Şühede Sena Öğütalan'ın feryadını sağır sultan duydu, duvarlar ağladı, dile geldi ama TBMM'deki AK Partili ve MHP'li 55 kadın milletvekilinden birinin yüreğini sızlatmadı. Bu kız ne diyor diyerek kulak uzatmadı. Şüheda Öğütalan bu devletin gadrine uğrayan 20'li yaşlarını cezaevinde yüzlerce genç kızdan sadece biriydi.

55 kadın milletvekilinden bir tanesinin bile yüreğinin sızlamaması korkunç değil mi Kız çocuk sahibi erkek milletvekillerinin bir tanesinin bile vicdanının sızlamaması, hukukçu milletvekillerinin "burada bir adaletsizlik olabilir mi" şüphesine düşmemesini nasıl izah edelim

İktidar sarhoşluğu, güç konforu vicdanlarınızın üzerine nasıl bir beton döktü

Yüzlerce hadise yazabilirim vicdanlarınızın sızlamadığını gösteren.

Bakın İBB Davasında Fatoş Pınar Türker'in savunmasının son bölümünde anlattıkları, önceki gün duruşma salonunda bulunan herkesi gözyaşına boğmuş. Ben o salonda yoktum ama üç gündür kabusum oldu, üzerime karabasanlar çöküyor, yüreğim sıkıyor anlattıklarından.