MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin dünkü TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında ikinci kez iktidar ortağı olmadıklarını vurguladı, "MHP, Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir" dedi.
Bahçeli 9 Kasım 2021 tarihli konuşmasında da bu nüansı hatırlatmış 'ortaklık' ve 'iktidar' arasına "MHP, Cumhur İttifakı'nın bir ortağı olsa da işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir" diyerek kalın bir çizgi çekmişti.
Kamuoyunda "MHP, iktidarın kötü yönetimini kabul ediyor ama bedelini üstlenmek istemiyor; ortağının icraatlarının siyasi maliyetine ortak olmaktan kaçınıyor" yorumları ve haberleri yayılınca, Bahçeli bir hafta sonraki grup toplantısında "Cumhur İttifakı'nın sevabına da günahına da ortağız" açıklaması yapmıştı. (16 Kasım 2021)
Ki el hak doğru, Sayın Bahçeli "iktidar ortağı değiliz" sözlerinde haklı, çünkü iktidar ortağı dediğimiz şey 'bakanlık, protokol, resmi koalisyon anlaşması' ve benzeri şeylerle görünür. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyasi sorumluluk taşıyan, Hazine ve Maliye, Ticaret, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri, Milli Savunma, Adalet gibi bakanlıklardan birkaçında MHP'li isimler olurdu. Kaldı ki büyük ihtimalle Cumhurbaşkanı Erdoğan MHP lideri Bahçeli'ye teklif de etmiştir. Bahçeli isteseydi bazı bakanlıklar MHP'de olurdu.
MHP lideri haklı, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı'nda Bahçeli' bu yetkinin ortağı değil, ekonomiden dış politikaya varıncaya kadar bütün icra kararlarının altında AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzası var, MHP'nin değil. Kabineyi kuran, bütçeyi yapan, kamu kaynaklarının tashihini yapan, bürokratik atamaları yapan AK Parti. MHP bu kararların hiçbirinde imza sahibi değil.
Ama bütün bunlar MHP'nin iktidarda etkisiz olduğu anlamına gelmiyor elbette.
***
Gelelim madalyonun yüzündeki asıl gerçeğe, asıl soruya:
Tamam MHP iktidar ortağı değil... Peki ülkeyi ekonomide uçurumun eşiğine sürükleyen, kuvvetler ayrılığını devre dışı bırakan, otoriterleşmeyi kurumsallaştıran, devlet hazinesini bugün emeklisine 'üç kuruşluk' artışı bile yapamaz hale getiren, bütün yetkileri tek elde toplayan, yargının siyasallaşmasına, kurumları ve kuralları hasır altı edilmesine imkan sağlayan bu iktidar sistemini AK Parti'ye kim hediye etti
MHP desteği olmasa, AK Parti bu kadar otoriter olabilir mi
Bu, iktidar sistemini kim getirdi MHP destek vermeseydi ülke 'bütün yetkilerin tek elde toplandığı' bu hükümet sistemine geçebilir miydi
Siyasi hayatı boyunca parlamenter sistemi savunan; çeşitli platformlarda MHP'nin "revize edilmiş parlamenter sistemden yana" olduğunu vurgulayan; AK Parti'ye otoriterleşme eleştirileri yönelten ve Türkiye'de "tek adam" rejimine asla müsaade etmeyeceklerini söyleyen MHP lideri, nasıl oldu da bugün "yetkileri tek elde toplayan" bir hükümet sisteminin öncülerinden biri haline geldi
Bu dönüşümün gerekçesini hâlâ net biçimde bilmiyoruz. MHP, ülkenin hangi "âli menfaati" adına yıllarca savunduğu parlamenter sistemden vazgeçti; "tek adamlığa izin vermeyiz" derken, yetkinin tek elde toplandığı bir düzeni savunur noktaya nasıl geldi Ne yazık ki bu soruların kamuoyunu tatmin eden bir yanıtı yok.
***
Adalet, hukuk, demokrasi, insan hakları... Hadi bütün bunları bir kenara bırakalım "ekonomiyi uçuracak" vaadiyle getirilen CB Sisteminde bugün sadece emeklilerin, Sayın Bahçeli'nin de ifadesiyle, "sefalet ücretine" mahkûm edilmesi bile bu sisteminin ülkeye maliyetini somut biçimde ortaya koyuyor.
Türkiye'de yürütmeye "istediği kararı istediği gibi alma" imkanı tanıyan bir hükümet sistemi olmasaydı, ekonomi irrasyonel politikalarla bu kadar rahat yönetilmeye kalkışılabilir miydi Merkez Bankası gerçek anlamda bağımsız olsaydı, iktidar "faiz indir" talebini fiili bir talimata dönüştürebilir miydi
Önce Merkez Bankası'nın kurumsal bağımsızlığı, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle kaldırıldı; herhangi bir genel müdürlük gibi yürütmenin başı ile hiyerarşi oluştu. Para Politikası Kurulu üyeleri de "faizi indirin" yönündeki iradeyi görmezden gelmenin bedelini görevden alınma olduğunu gördü, çünkü Cumhurbaşkanı'nın atama ve görevden alma yetkisi bu alan için doğrudan belirleyici oldu.
Kurumlar böyle, böyle zayıfladı. Kurumlar zayıfladıkça kurallar işlevsiz hale geldi. Adalette, hukukta, ekonomide ülke uçurumun kenarına adım adım geldi. Bir gecede olmadı bütün bunlar.
Bahçeli'nin, ne kadar savunsa da bu sistemden rahatsız olduğu yönler var. Bunu bizzat kendisinin 4 Mayıs 2021'da açıkladığı anayasa teklifinde görmek mümkün. Orada Bahçeli CB kararları üzerinde Meclis denetimi sağlıyor, parlamenter sisteme yakın revizyonlar öneriyordu. Soru, Bahçeli'nin neden o revizyon talebinin peşini bıraktığıdır.
***
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek üç yıldır ekonomiyi düzeltmeye çalışıyor ama istenilen ölçüde düzelmiyor. Çünkü sadece ekonominin başına Mehmet Şimşek'in gelmesi, ekonomi kurumlarından sadece birinin rasyonel zemine oturması yeterli değil.
MetroPOLL'ün 28 ilde gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 75,3'ü iktidarın ekonomi politikasını başarısız buluyor, ekonominin kötü yönetildiğine inanıyor. (Aralık 2025)

8