Seçimi kaybeden gidermiş, gitmez diye bir şey yokmuş..

Orban'ın yüzde 79 katılımla sandığa gömülmesi, otoriter iktidarların yenilmez olmadığını gösteriyor—peki Türkiye'deki muhalefet aynı mobilizasyonu sağlayabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Macaristan seçimlerinde Orban'ın ağır yenilgisinin sadece bir hükümet değişikliği değil, otoriterliğin sınırlarını gösteren küresel bir olay olduğunu savunuyor. Bu sonucu, yargıyı partizanlaştırmak, medyayı kontrol etmek ve muhalefeti ezmenin iktidarları yenilmez hale getirmediğinin kanıtı olarak sunuyor. Ancak yazarın ''yenilmezlik miti dağıldı'' tezinde, Trump, Putin ve Netanyahu gibi otoriter figürlerin Türkiye dahil başka coğrafyalarda neden hala güçlü kalmaya devam ettiği sorusu cevapsız kalıyor.

Macaristan'da İki yıl boyunca ülkeyi karış karış, kapı kapı dolaşarak Orban'ın yolsuzluk düzenini, kamu kaynaklarıyla beslenen sadakat ekonomisini, devleti parti aygıtına çeviren rejimini, propaganda makinesini, çürüyen kamu düzenini ve aşınan hukuku anlatan Peter Magyar, Pazar günü 16 yıllık Orban iktidarını sandığa gömüp üstüne beton döktü.

Orban öyle ağır bir hezimete uğradı ki, sandıkların yüzde 50'sinin açılmasını bile beklemeden, daha yüzde 25'lik sonuçlar gelir gelmez Peter Magyar'ı arayıp tebrik etti; ardından kameraların karşısına geçerek, "Seçmenler bize ülkeyi yönetme sorumluluğunu ve imkânını vermedi" açıklaması yaptı.

Orban, kendini en güçlü ve rakipsiz gördüğü, seçimi de çantada keklik saydığı bir dönemde sandığa gömüldü; tam da kaybetmeyeceğine en çok inandığı anda kaybetti.

Yargı elindeydi, seçim sistemini kendi lehine göre şekillendirmişti, tek sesli bir medya imparatorluğunu kurmuştu.

Ayrıca, Putin'den Netanyahu'ya, Çekya Başbakanı Andrej Babiš'ten Slovakya Başbakanı Robert Fico'ya kadar dünyanın otoriter liderlerinin maddi ve manevi desteği Orban'ın yanındaydı.

Ama daha da önemlisi, ABD Başkanı Trump sanki Macaristan'da kendisi adaymış gibi davrandı, Başkan Yardımcısı JD Vance'i Budapeşte'ye gönderdi Orban için fiilen seçim kampanyası yaptırdı, onu 'Batı medeniyetinin savunucusu" diye övdürdü ve Orban'ın zaferi halinde Macaristan'a ekonomik destek vereceğini açıkladı, Macar seçmeninden sandıklara gitmesini ve Orban'a oy vermesini istedi.

Macar seçmen sandığa gitti; hem de ne gitme, öyle böyle değil, yüzde 79. Tizsa Lideri Magyar Budapeşte'de yaptığı balkon konuşmasında "Macaristan tarihinde seçimlere bu kadar yüksek katılımın olmadığını ve hiçbir partinin bu kadar güçlü bir yetki almadığını" söyledi.

Yüzde 79 Pazar günü gitti ve Macaristan'ın "tek adamını" parça pinçik ederek sandığa gömdü.

Doğal olarak Macaristan'da sadece Orban yenilmedi.

İran'da bütün karizmasını çizdiren, yenilgiye uğrayan, ABD'de artık alay konusu olan Trump ve başkan yardımcısı JD Vance Macaristan'da karizmasını çizdirdi, kaybetti.

Putin kaybetti, Çekya Başbakanı Andrej Babis kaybetti... Slovakya Başbakanı Robert Fico kaybetti... Netanyahu kaybetti.

Orban Avrupa'nın milliyetçi partilerini bir araya getiren "Avrupa İçin Vatanseverler" grubunun kilit ismiydi dolayısıyla Avrupa sağı kaybetti. Orban'ın yenilgisi İtalya Başbakanı Giorgia Meloni içinde büyük kayıp oldu.

***

Viktor Orban'ın seçimi kaybetmesi, sadece Macaristan açısından önemli bir gelişme değil. Bunu sadece bir hükümet değişikliği olarak görmek doğru olmaz. Bu sonuç otoriterleşen iktidarların ne yaparlarsa yapsınlar, hangi düzeni kurarlarsa kursunlar ilelebet sürmeyeceğinin bir göstergesidir.

Kurumları partizanlaştırmaları, yargıyı ellerinde araçsallaştırmaları, medyayı kontrol altına almaları, tek ses haline getirmeleri, toplumu sürekli kutuplaştırmaları, muhalefeti ezmeleri, düşmanlaştırmaları onları yenilmez hale getirmiyor. Bir sınır, bir duvar var. Sınırsız iktidar yok.