AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler partisinin milletvekillerine gönderdiği "Parti Başkanlığımızca 'Çerçeve Kanun Teklifi'ni tüm milletvekillerimizin eksiksiz imzalamaları kararı alınmıştır" talimatı milletvekillerinin iradelerinin nasıl hiçe sayıldığının, kişiliklerinin nasıl silikleştirildiğini, yok sayıldığını, milli iradenin temsilcisi olmaktan çıkarıp parti genel merkezinin onay makamına indirgendiğini gösteren çarpıcı bir belgedir.
"Eksiksiz imzalamaları" cümlesinin altını özellikle çizdim, çünkü AK Parti Grup Başkanı Güler de milletvekillerine gönderdiği mesajda istisnasız ve itirazsız biçimde yerine getirilmesine dikkat çekmek için bu cümleyi bold olarak yazmış.
Nitekim bütün AK Parti milletvekilleri de hatta MHP milletvekilleri de içeriğini görmedikleri bir kanun teklifinin altına eksiksiz ve itirazsız olarak açık imza vereceklerdir. Muhtemeldir ki daha sonra, hangi hükümlerin altına imza attıklarını öğrenmeden verdikleri bu imzaları, bir siyasi sadakat nişanı olarak medya hesaplarından "ben imzaladım, ben de imzaladım, ben de" diyerek gururla paylaşacaklardır.
Şu soru akla gelebilir: TBMM'de iktidar veya muhalefet partileri, Meclis gündemine gelen bir kanun teklifi hakkında "grup kararı" alamaz mı
Elbette alabilirler. AK Parti de ittifak ortağı MHP de yürüttükleri Terörsüz Türkiye doğrultusunda yasalaşacak olan "Çerçeve Yasa" teklifinin kanunlaşması için grup kararı alabilirler.
Bu, parlamenter siyasetin olağan işleyişinin bir parçasıdır. Ancak grup kararı, parti yönetiminin AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in yaptığı gibi milletvekillerine yukarıdan ilettiği tek taraflı bir talimat değil; milletvekillerinin kendi Meclis gruplarında yaptıkları müzakere sonucunda oluşan ortak siyasi karardır. Grup kararı, incelenmiş, tartışılmış ve parti grubu içinde üzerinde ortak kanaate varılmış bir metne ilişkin ortak tutumun adıdır.
Milletvekilleri elbette içlerine sinmese bile partilerinde çoğunluk tarafından kabul edilen karara uygun davranarak, kanun teklifini imzalayabilirler. Fakat imzalayacakları teklifin içeriğini görür, hangi düzenlemelerin altına imza attıklarını bilir ve siyasi sorumluluğunu alırlar.
Grup kararı demek milletvekilinin neye imza attığını bilmemesi demek değildir.
Teklifin içeriğini değil iki gün sonra, iki saat sonra öğrenecek bile olmaları da durumu değiştirmez. Çünkü mesele, metnin içeriğinde ne olduğu değil; imzayı attıkları anda neye imza attıklarını bilip bilmedikleridir.
Bir milletvekili, ülkenin yararına olacağı peşinen kabul edilen bir düzenleme söz konusu olsa bile, içeriği kendisinden gizlenen bir kanun teklifinin altına imza atmaz. Vatandaş değil milletvekillinden, milli iradenin TBMM'deki temsilcilerinden bahsediyoruz.
Hatta düzenleme, devletin en hayati meselesine de ilişkin olabilir, Meclis'in temizlik hizmetleri gibi son derece sıradan bir idari işleme de. Konunun büyüklüğü ya da küçüklüğü, milletvekilinin neye imza attığını bilme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Çünkü milletvekilliği, sonradan doldurulmak üzere boş kâğıda imza atma makamı değildir.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in gönderdiği bu talimat belgesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin nasıl işlediğinin, Meclis'i nasıl işlevsizleştirdiğinin de somut bir örneğidir.

15