Kurumlara güven…

Elif Çakır
01.01.2026
12

Adli Tıp Kurumu'ndaki uyuşturucu testi pozitif çıkan Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, test sonucu açıklandığı anda hiç beklemeden 'bağımsız uluslararası bir test kurumunda test' yaptıracağını açıkladı; Adli Tıp Kurumu'ndan da testin tekrar yapılmasını isteyeceğini söyleyerek soluğu özel bir laboratuvarda aldı. Bu olay, "kurumlara güvenin" bir ülke için ne kadar hayati olduğunu somut bir şekilde ortaya koydu.

Saran Adli Tıp Kurumu'nun sonucuna şu sözlerle meydan okumuştu:

"Açık ve net biçimde ifade etmek isterim ki; Adli Tıp Kurumu'nun test sonucunda pozitif çıktığı iddia edilen maddeyi hayatı boyunca kullanmadım, bırakın kullanmayı, söz konusu maddeyi yakından görmüşlüğüm yoktur. Yeniden her türlü numuneyi derhal ve hiçbir tereddüt göstermeksizin vermeye hazır olduğumu da açıkça ifade etmek isterim. Uluslararası yeterliliğe sahip, bağımsız test kuruluşlarında ilgili tüm testleri yaptıracağız, Adli Tıp Kurumu'ndan testi yeniden yapmalarını resmi olarak talep edeceğiz. Gerçeğin bilimsel yöntemlerle, evrensel standartlara uygun biçimde ortaya konulmasından hiçbir çekincem bulunmamaktadır." (24 Aralık)

Nitekim Adli Tıp'ta "pozitif" çıkan sonucun, medyaya yansıyan haberlere göre özel laboratuvarda "negatif" çıktı.

Peki bu durumunda şimdi hangisine inanacağız: Adli Tıp'ın sonucuna mı, özel laboratuvarın sonucuna mı Hangisi doğru
TÜİK'in enflasyon verileri mi, ENAG'ın ya da İTO'nun verileri mi tartışması sürerken, şimdi bir de Adli Tıp Kurumu ile "bağımsız" laboratuvarlar arasında bir doğruluk polemiği çıktı, hadi hayırlı olsun bakalım.

Şimdi size bir soru sorayım:

Siz bu durumda çıkan hangi sonuca inanıyorsunuz

Üzülerek söylemeliyim ki, ben normal şartlarda asıl "özel laboratuvar" sonucuna temkinli yaklaşarak orada hatırın devreye girmiş olabileceğini düşünmem gerekirdi. Ama maalesef ben Adli Tıp Kurumu'na güvenemiyorum. Belki gerçekten de Adli Tıp'ın test sonucu doğrudur; bilimsel veriye hiçbir şaibe karışmamış, sonuca müdahale edilmemiştir, yüzde yüz doğrudur.

Adli Tıp Kurumu'na güven duymuyor olmamın sorumlusu ben ve benim gibi düşünenler mi Gerçekten bühtanda bulunuyor, Adli Tıp Kurumu'na haksızlık mı yapıyoruz

Güven duymuyor olmamızda Adli Tıp Kurumu'nun payı yok mu Var elbette ve fazlasıyla hem de...

Hem iktidarın payı var hem de kurumun. Kurumlara güvensizliğin birinci derecede müsebbibi iktidarın kendisidir, çünkü bu güvensizliğin sebebi tarafsız ve bağımsız olması gereken kamu kurumlarını siyasi güdüm altına almasıdır. Kurumların siyasallaşması iktidara fayda sağlarken ülkeye tahribatları ağır oluyor maalesef.

Kamu kurumlarının partizan atamalarla siyasallaştırmış olması, Avrupa Komisyonu raporlarına bile geçmiş g.ir gerçektir. TÜİK'e yapılan atamalar bunun örneklerinden kamuoyunda iyi bilinen örneklerinden biridir. Aynı şekilde kanuna göre bağımsız olan Merkez Bankasına da 2018-2023 arasında yapılan atamaların dünyada bir örneği yoktur.

İster istemez diğer kurumlar da bu şüpheden pay alıyorlar.
Adli Tıp Kurumuna güven duygusunu, Adli Tıp Kurumunun siyasallaştığını, iktidarın güdümü altında olduğunu gösteren örnekler öyle gizli saklı değil bizatihi tamamen açık kaynaklarda yer alıyor. Her şey kamuoyunun gözü önünde yaşanıyor.

Cezaevinde KHK'lı 77 yaşında Alzheimer hastası İbrahim Güngör vardı, kızı iki yıldır çalmadık kapı bırakmadı, sosyal medyada feryat figan babasının durumunu anlatmaya çalıştı, yardım istedi.

Cezaevinde hayatını idame ettirecek durumda değildi. Sağır sultan duydu ama Adli Tıp duymadı.

Duyabilirdi ama duymadı. Rapor verseydi İbrahim Güngör evinde vefat edecekti, cezaevinde öylece vefat etti.

Adalet Bakanlığı artık tam veri yayınlamıyor ama tespit edilebildiğim kadarıyla cezaevlerinde 1500'e yakın hasta mahpus var. Bunların 500'e yakını ağır hasta, 230'u tek başına yaşamını devam ettiremeyecek durumda. 200'e yakını hastalıkları nedeniyle sürekli kontrol altında olması gerekiyor. İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre 600'a yakın mahkum ise hastalıklarını belirtmesine rağmen değerlendirme yapılmıyor.

Yürekleri yaralayan böyle bir tablo, iter istemez Adli Tıp kurumunu hakkında güveni sarsıyor, tartışmalara yol açıyor.

Bütün ülke, tutuklu CHP Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın durumunu görüyor, doktor raporları Murat Çalık'ın cezaevinde kalmaya koşullarının uygun olmadığını söylüyor ama Adli Tıp Kurumu'na göre Murat Çalık'ın "cezaevi şartlarında kalmasına bir engel" yok.