İyi ki Güney Afrika ve İspanya var…

Elif Çakır
06.03.2026
2

Güney Afrika Cumhuriyeti ve İspanya. İkisi de faşizmin belalarını yaşamış ülke. İspanya, iç savaşın ardından kurulan onlarca yıl boyunca muhalefeti ezip geçen, toplumu korku, sansür ve devlet şiddetiyle hizaya sokan Franco faşizmini yaşamış. Güney Afrika devlet eliyle kurulan ve siyahi çoğunluğu temel haklardan dışlayıp ırka göre katı biçimde ayıran, şiddet ve baskıyla sürdürülen kurumsal ırk ayrımcılık sistemin derin acılarını yaşamış...

Şimdi bu iki ülkenin liderleri geçmiş tecrübelerinden çıkardıkları dersler ile yeryüzünde dinlerine, ırklarına, siyasi görüşlerine bakmadan insan hakları savunuculuğu, savaş karşıtlığı ve egemenlik hakkının savunuculuğu yapıyorlar. Bu iki ülkenin liderleri hem ülkelerinin hem kendilerinin adlarını altın harflerle, tarihin 'zor zamanda doğru yerde duranlar' hanesine yazdırıyorlar. Bu iki cesur, yürekli, vicdan sahibi lider, zulmün zifiri karanlığa büründürdüğü dünyaya pusula oldular korkunun pususunu dağıtmak için istikamet veriyorlar, boğulan, nefessiz kalan insanlığa nefes oluyorlar...

***

Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı Cyril Ramaphosa... Yıllardır Filistin topraklarını uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tutan İsrail'in, 1948 Tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini ihlal suçu işleyerek "7 Ekim 2023 günü itibariyle Gazze'de soykırım yapmaya başladığı" gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuruda bulundu... Güney Afrika UCM'ye İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Gazze'de yaptığı soykırımın fotoğraflarını, videolarını kanıt olarak sundu ve savaş suçundan yargılanması için dava açılmasını talep etti. (29 Aralık 2023)

Gazze'deki mazlumların feryadını, adları var kendileri yok İslam ülkeleri değil Güney Afrika duydu. Nelson Mandela'nın ülkesine yarışır, Nelson Mandela'nın itibarına yakışır şekilde hareket ettiler.

İyi ki Güney Afrika Cumhuriyeti var, utanç içindeki İslam dünyasından böyle bir ülke çıkmadı.

Ve mahkeme İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu savaş suçlusu bularak hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Bugün katil Netanyahu hakkındaki tutuklama kararı nedeniyle birçok ülkeye giremiyor.

***

İkincisi İspanya. ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını 'Rus ruleti'ne benzeten İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Trump ve Netanyahu'ya şu sözlerle meydan okudu:

"İnsanlığın büyük felaketleri işte böyle başlıyor. Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız, sadece misilleme korkusundan ötürü, dünyaya zarar veren, milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atan, değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı olan bir savaşın suç ortağız olmayacağız. Hepimizi koruyan uluslararası hukukun ihlaline hayır, dünyanın sorunlarını bombalarla yapılan çatışmalar yoluyla çözebileceğini varsaymaya hayır. İran'da savaşa hayır diyoruz.

2003'teki Irak'ın işgalini kastederek, savaşın hedeflerine ulaşamadığını, bölgede büyük istikrarsızlık yarattığını ve çok sayıda insanın hayatını olumsuz etkilediğini söyleyen Sanchez, ülkesindeki ABD için kritik öneme sahip Rota ve Moron askeri üslerinin İran'a saldırılar için kullanmasına kesin olarak izin vermeyeceklerini duyurdu ve üsleri ABD savaş uçaklarına kapatma sebeplerini şöyle anlattı:
Dedi ki; "23 yıl önce de ABD Başkanı Bush, Saddam Hüseyin rejimini kitle imha silahları geliştirdiği gerekçesiyle Irak'a savaş başlatmıştı. Dönemin İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar Bush'a destek vermişti, bu savaş amaçlanın aksine sonuçlar doğurdu ve Berlin Duvarı'nın yıkılışından bu yana kıtanın yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi."

Dedi ki; "Irak Savaşı cihatçı terörizmde ciddi bir artışa, Doğu Akdeniz'de büyük bir göç krizine ve enerji fiyatlarında genel bir yükselişe yol açtı."

Dedi ki; "İspanya bu felakete karşıdır. Bu tutum, Ukrayna'da ve Gazze'de de sürdürdüğümüz aynı tutumdur. Çünkü hükümetlerin görevinin insanların hayatını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek olduğunu; insanların yaşamını daha da kötüleştirmek olmadığını biliyoruz."

Dedi ki; "bu sebeplerle, son olarak geçmişin hatalarını tekrar etmeye hayır diyoruz." (3 Mart)

Haydut Trump, boyun eğmeyen her ülkeye yaptığı gibi İspanya'yı da tehdit etti, şu küstahça sözleriyle:

"İspanya şu anda berbat durumda. İnsanları harika ama liderleri felaket. Müttefiklerine sırt çevirmeye devam ederse bedelini çok ağır öder. İspanya ile olan tüm ticareti kesmeyi, gümrük vergilerini zirveye çıkarmayı ve her türlü ekonomik iş birliğini askıya almayı ciddi şekilde değerlendiriyorum. Ya bizimlesiniz ya da teröristlerle. Kimse bize üslerini kullanmamızı söyleyemez, istersek oraya uçar ve kullanırız" (3 Mart)

Hazin olan şu ki, Trump İspanya'yı aşağılayan, küçümseyen, suçlayan ifadeler kullanırken, tehdit ederken yanında Almanya Başbakanı Friedrich Merz vardı. Ağzını açıp "İspanya AB'nin en değerli ülkelerinden biridir, Almanya'nın saygın dost ülkesidir, ayrıca ülkelerin doğru buldukları politikaları uygulamaları egemenlik hakkıdır. İspanya konusunda sizden farklı düşünüyoruz" diyemedi. Ağzından çıt çıkmadı.

Sanchez Trump'ın tehdidine boyun eğmedi anında yanıt verdi, İspanya'nın ekonomisinin Trump'ın söylediğinin aksine çok güçlü olduğunu, ülkesinin kurumsal ve ahlaki gücüne güvendiğini, kararlarının arkasında olduklarını söyleyerek "korkmuyoruz" resti çekerek, bir kez daha "savaşın suç ortağı olmayacağız" dedi.

Ve ABD savaş uçakları İspanya'yı terk etti. Demek ki bir ülke üslerinin kullanılmasını istemediğinde kapatabiliyormuş, Trump'a "üstlerimizi kullanamazsınız" diyebiliyormuş. Trump'ın dediği gibi değilmiş...

***

Ama bir ülkenin bunu yapabilmesi için ekonomisinin sağlam, kurumlarının sağlam ve ahlaki gücünün sağlam olması gerekiyor. ABD ya da dünyadaki başka bir ülkenin başka bir ülkeye yaptığı "