CHP'ye "mutlak butlan" kararının ardından "kayyımlık" görevi sona eren Gürsel Tekin, Sabah gazetesine verdiği mülakatta demiş ki:
"Açık ve net söylüyorum: AK Parti'nin bu süreçle uzaktan yakından hiçbir alakası yok. Bizim de bu tezgahla en ufak bir ilişkimiz olamaz! Ortaya tek somut belge koysunlar, siyaseti bırakırım, bu ülkeyi terk ederim. Şikâyet eden de CHP'li, edilen yine CHP'li!"
AK Parti'nin bu süreçle uzaktan yakından alakası yok, sözü size de neredeyse intihal derecesinde çok tanıdık gelmiştir. Çünkü "Biz bu olayın hiçbir tarafında yokuz, şikayet eden CHP'li şikâyet edilen CHP'li" sözünü ilk sarf eden AK Parti sözcüsü Ömer Çelik'ti.
On gün boyunca sessizliğini koruyan, sürece ilişkin tek kelime etmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün çıktı ve "Biz bu olayın hiçbir tarafında değiliz, hiçbir tarafında olma niyetimiz yok" dedi.
Biliyorsunuz, CHP kurultay davası sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık tekrar ettiği bir cümle vardı: "Şikâyet eden CHP'li, şikâyet edilen CHP'li."
Erdoğan ve iktidar kanadı bu sözü öne çıkardılar, neredeyse slogan haline getirdiler. Çünkü kısa, basit ve akılda kalacak çarpıcılıktaydı.
Bu söylemi gündemden hiç düşürmediler. Her platformda "şikâyet eden CHP'li, şikayet edilen CHP'li' sözünü tekrar ettiler. Böylece kamuoyunda "mutlak butlan" davasının üzerinde ellerinin, müdahalelerinin olmadığı, bilakis CHP'nin kendi tartışması olduğu algısını oluşturmaya çalıştılar.
Şimdi gelelim Gürsel Tekin'in, neredeyse noktasına virgülüne AK Parti'nin aynı argümanlarını dillendirmesine.
***
Ülkemizde yargının ne durumda olduğunu, hukukun iktidarın elinde nasıl araçsallaştığını yılların siyasetçisi Gürsel Tekin bilmiyor mu
Gürsel Tekin gerçekten, Türkiye'de yargı tam anlamıyla bağımsız olsaydı CHP kurultayına ilişkin "mutlak butlan" tartışmasının bu aşamaya gelmeyebileceğini görmüyor mu Bölünmüş bir CHP görüntüsünün iktidar açısından nasıl bir siyasal imkân yarattığını; iktidar medyasının da tam bu nedenle kendisine geniş yer açıp mikrofon uzattığını da mı görmüyor
Görüyor elbette. İktidar CHP kurultayında genel başkanlığı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultayı kazanan ve kendisini genel başkanlıktan düşüren Özgür Özel- Ekrem İmamoğlu cephesine duyduğu kini, kırgınlığı ve içinde kabaran ve dizginleyemediği hesaplaşma arzusunu gördü. Kılıçdaroğlu'nun öfkesinin CHP içinde nasıl bir çatlak oluşturacağını gördü. Ve CHP'yi bir de kurultay üzerinden "silkeleme" hamlesini devreye sokarak kurultay davası üzerinden Kılıçdaroğlu'na bir yol açtı.
Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu da iktidara açılan o yoldan gireceğinin işaretlerini verdi.
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyecekti çıkıp "Biz bu sürecin her tarafında varız, en kılcal damarlarına kadar içindeyiz" mi diyecekti
Zaten her şey olduğu gibi ortada.
Bu durumda Gürsel Tekin çıkıp iktidarın gazetesinden iktidara "Bize bu yolu açtığınız için buradan sizlere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yargı iyi araçsallaşmış, bütün yetkiler tek elde toplanmasaydı bugün mutlak butlan kararı çıkmazdı. Yargı bağımsız olsaydı mahkeme öyle YSK'nın üstünden atlayıp mutlak butlan kararı veremezdi. CB hükümet sistemi ne güzel olmuş, nimetlerinden bizlerde istifade ettik, minnettarız" mı diyecekti
Ne diyecekti Gürsel Tekin ne diyebilir
Aksini söyleyecek olsa kendisine bu kadar mikrofon uzatılır mıydı Boy boy fotoğrafları yayımlanır mıydı
Elbette çıkıp diyecek ki: "Vallahi de billahi de AK Parti'nin bu süreçle alakası yok. Bu bizim kendi iç meselemiz. Şikâyet eden de CHP'li, şikâyet edilen de CHP'li."
Zaten tam olarak beklenen de budur. AK Parti'nin kurduğu argümanı, CHP içinden gelen bir isim tekrar edecek ki, iktidarın sözleri kamuoyunda daha inandırıcı hale gelsin.

13