Öyle görünüyor ki —hatta kesin bilgi— Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de tıpkı ABD Başkanı Donald Trump gibi bundan böyle her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'a övgüler yağdıracak; aralarındaki dostluğun ne kadar köklü ve sarsılmaz olduğunu, Erdoğan'ın ne kadar sahici ve samimi bir dost olduğunu, dostları için her şeyi yapmaya hazır bir lider olduğunu dünya aleme anlatacak.
ABD Başkanı Donald Trump, biliyorsunuz, Türkiye'de 35 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Rahip Brunson'un tahliyesini sağladığı için her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'a övgüler yağdırıyor.
Trump, Rahip Brunson'un kendi müdahalesiyle nasıl serbest bırakıldığını, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının üzerindeki etkisini anlatmaya doyamıyor... Söze büyük bir keyifle, "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur" diyerek başlıyor ve devam ediyor:
"35 yıl hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim. Obama ya da Biden milyarlarca dolar ödüyor sürekli. Ben hiçbir şeyler ödemedim. Sadece serbest bırak dedim. Bir sonraki gün Brunson'ı Oval Ofis'te ağırladım."
Sürekli aralarındaki yakın dostluğun altını çiziyor:
"Çok yakın arkadaşız, çok yakın dostuz. Başından beri çok iyi bir ilişkimiz var, çok iyi bir kimyamız var. Çok özel bir ilişki gerçekten aramızdaki. Bu ilişkimizden dolayı da her şey çok iyi gidiyor."
Erdoğan'ın çok ama çok güçlü bir lider olduğunu söylüyor ve devamında "O kadar iyi dostuz ki ben ne dersem onu yapıyor" diyor misal. En son NATO Zirvesi'ne geldiğinde "Cumhurbaşkanı Erdoğan muhteşem bir lider, çok güçlü bir lider" demiş ve peşinden yine ülkemiz cumhurbaşkanının nasıl iyi bir dost olduğunu "İran'ın yanında İsrail'e karşı savaşa girecekti, benim sayemde İsrail'e cephe almadı" diyerek anlatmıştı. (7 Temmuz)
Şimdi aynı övgüleri büyük bir ihtimalle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'den duyacağız.
Az bir jest değil... Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1999 yılından bu yana belediye başkanı, milletvekili ve başdanışman olarak kendisiyle yol yürüyen Oktay Saral'ı "Azerbaycan'a ilişkin açıklamaları" nedeniyle, dostu İlham Aliyev'i memnun etmek için görevden aldı.
Oktay Saral Azerbaycan'a ilişkin ne açıklaması yapmıştı
12 Ekim'de sosyal medya hesabından Azerbaycan'da bir anda baş gösteren başörtüsü yasağı için "Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez, eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez" demişti.
Hakaret yok, aşağılama yok, kötü söz yok. Oktay Saral'ı, bulunduğu makamın gerektirdiği siyasi sorumlulukla, devlet ciddiyetiyle ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan açıklamaları nedeniyle bugüne kadar çok eleştirdim. Muhalefeti yargı sopasıyla tehdit eden, muhalifleri hedef gösteren açıklamalarına haklı olarak itiraz ettim. Çünkü adı üstünde "başdanışmanlık" makamı. Bu makam, devleti yöneten lidere kendi uzmanlık alanıyla ilgili ihtiyaç duyulduğunda, görüşü merak edildiğinde, fikrinin sorulduğu alanla ilgili bilgi ve analiz sunma, devlet başkanının izleyeceği politikanın risklerini ortaya koyma, yine başkanının alacağı kararların diplomatik, ekonomik, siyasi ve hukuki sonuçlarını önceden değerlendirmek ve bu konularda görüş bildirmek için vardır.
Görevi de yetkisi de budur. Görevleri kamuoyuna konuşmak değil Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sorulduğunda fikirlerini söylemektir, ya da istenildiğinde bilgi notu yazmaktır. Daha ötesi yoktur. Nitekim devlet başkanlarının danışmanlara ihtiyaç duymasının asıl nedeni de "ne yaparsanız doğrudur efendim" dalkavukluğu değil, devlet başkanının bilmediklerini söylemek, devlet başkanının göremediği riskleri göstermek, hesaba katamadığı ihtimalleri ortaya koymaktır.
Ama bizim Beştepe'deki başdanışmanlar, bürokratlar ama seçim tarihi açıklıyorlar, bürokratlar ittifak sisteminin bozulmayacağını söylüyorlar, bürokratlar ama TBMM'deki muhalefet parti liderleriyle polemiğe giriyorlar, muhalefet partili siyasetçilere had bildiriyorlar. Bürokratlar ama bulundukları makamın gücünü kendi siyasi görünürlüklerini artırmak, kamuoyunda kendilerine yer açmak için kullanıyorlar. Bürokratlar ama sosyal medya hesaplarından ya muhalif tehdit ediyorlar ya da fikirlerini sevmedikleri sanatçıları, aydınları, gazetecileri yargıya hedef gösteriyorlar.

5