CHP nereye geldi AK Parti nereye gitti

CHP lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu "19 Mart operasyonu" denilen soruşturmada gözaltına alınmasıyla başlayan süreci o günden beri "darbe" olarak niteliyor. Kuşadası mitinginde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı darbecilikle suçladı. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özgür Özel hakkında Cumhurbaşkanına hakaret davası açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da partisinin TBMM'deki grup toplantısında CHP Lideri Özgür Özel'i hedef aldı, CHP'yi darbecilikle suçladı. "Bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP'nin yazmıştır. Türk siyasi tarihine bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz, puslu havalarda darbecilerle mihmandarlık yapan CHP ile karşılarsınız, cuntacılık CHP'nin milli sporudur" dedi.

CHP lideri Özgür Özel 19 Mart operasyonu için ilk kez mi "darbe" nitelendirmesi yapıyor

Peki 19 Mart süreci için darbe nitelendirmesi yapan sadece CHP ve CHP lideri Özgür Özel mi

***

AK Partinin kurucularından olan, AK Parti'nin bugün bile büyük övgüyle anılan, ilk iktidar dönemlerinde büyük emeği, katkısı olan DEVA Partisi lideri Ali Babacan 19 Mart operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada "28 Şubat, 27 Nisan e muhtırası, 367 kararı, AK Parti kapatma neyse, iktidarın 19 Mart da yaptıkları odur" nitelendirmesi yapmıştı. (9 Nisan 2025)

Haksız bir mukayese mi 27 Nisan e muhtırası, 367 kararı, AK Partiye kapatma davası darbe değil miydi Bir siyasi partiyi ve o partinin siyasetçilerini yargı eliyle siyaset sahnesinin dışına itme girişimi değil miydi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisinden sonra AK Parti genel başkanlığını bıraktığı, başbakanlık görevine getirdiği Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu da 19 Mart süreci için "operasyon" nitelendirmesinde bulundu ve TBMM kürsüsünden "madem ki yolsuzlukla mücadele operasyonu savunan bir tek AK Partili neden çıkmıyor" diye sordu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "19 Mart'ta başlattığınız operasyonu kendinize de yapın, önce kendi yakın çevrenizi temizleyin" diyerek AK Partili belediyelerde ki yolsuzlukları dile getirmişti. (26 Mart 2025)

Yine AK Partinin asıl kurucularından olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesela 2019 yılındaki İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin YSK kararını "367 Kararına" benzetmişti. (7 Mayıs 2019)
Ve Sayın Gül, 19 Mart sabahı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi ve gözaltına alınmasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Vaktiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a ve şahsıma yapılanlar Ekrem İmamoğlu'na da yapılmamalı" tavsiyesinde bulunmuştu. (22 Mart 2025)

Peki bir yıldır 19 Mart operasyonu için "darbe" nitelendirmesi yapan CHP lideri Özgür Özel hakkında neden şimdi soruşturma başlatıldı, hakkında fezleke hazırlanacağı, milletvekilliğinin düşürüleceği iddiaları konuşuluyor

***

Sanırım bu sorunun yanıtı, iktidarın 'yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması' olarak nitelediği İBB davasının, 9 Mart'ta başlayan ilk celsesinden itibaren her duruşmada, yargılamanın hukuki saiklerden çok siyasi saiklerle yürütüldüğü yönündeki kamuoyu algısını güçlendirmesinde ve iddianamenin dayandığı isnatların yargılama sürecinde giderek zayıflamasında aranmalıdır.

Nitekim İBB davasında 9 Mart'tan bu yana yapılan duruşmalar, CHP'nin TBMM'ye sunduğu "Mademki dosyanıza güveniyorsunuz, o halde açın TRT ekranlarını dava canlı yayınlansın" teklifinin AK Parti ve MHP'nin topyekûn oylarıyla neden reddedildiğini; iktidarın, kamuoyu önünde bütünüyle şeffaflık içinde yürütülecek bir yargılamadan neden kaçındığını açık bir şekilde ortaya koymuş oldu.

Öncelikli olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı "yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması" olarak nitelendirdiği, "bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle" hazırladıklarını açıkladıkları iddianamelerine güvenmiş olsalardı davanın TRT'den yayınlanması hodri meydanını CHP'ye bırakmazlar, el yükselterek "Sadece TRT'den değil bütün televizyon kanallarından yayınlamasını" onlar talep ederlerdi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da "duruşmaların canlı yayınlanması" için ikna ederlerdi.

Eğer gerçekten de ortada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ikna ettikleri gibi bir "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" olsaydı yine Erdoğan'ın ifade ettiği gibi "bir bir deşifre edilecek bir ahtapot kolları" olsaydı TBMM'ye "Dava TRT'den canlı yayınlansın" teklifi AK Partili milletvekillerinin imzasıyla gelirdi. Teklif AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzasıyla jet hızıyla geçerdi, 9 Mart'ta başlayacak duruşma için TRT canlı yayın aracını 1 Mart'ta hazır eder, duruşma öncesi yayınlar yapılırdı...

İddianameye gerçekten güvenilseydi, iddianamenin içi dolu olsaydı, kameradan, canlı yayından kaçılmazdı... Dosya gerçekten kuvvetli olsaydı, şeffaflıktan kaçınılmazdı.

TRT canlı yayınlasaydı, bütün ülke, bir yıldır iktidar medyasının manşetlerden büyük iştahla duyurduğu ı "itirafçıların" mahkemede nasıl zorla itirafçı yapıldıklarını, savcıların nasıl baskı yaptıklarını, kandırılarak itiraf metinlerine imza attıklarının itiraflarını duyacaktı.

İtirafçılar konuştukça İBB Davasının nasıl döküldüğünü bütün ülke canlı canlı izleyecekti.

İktidar bunu gördü ve o yüzden TRT'den canlı yayın teklifine "mevzuatı" gerekçe göstererek yanaşmadı.