Dünyanın şu anki durumu:
Siyonist katil Netanyahu güdümünde olan Sarı Aygır Pedofili Trump yönetimindeki ABD, tam bir haydut zihniyetiyle sağa sola saldırmakta, tehditle, şantajla ya da zorla dünyadaki birçok ülkeyi sindirerek, önüne geleni ısırıp, arkasında duranı teperek, gücü esas alıp, gözüne kestirdiği ülkelere saldırmakta, baskınlarla devlet adamlarını kaçırmakta, suikastlar düzenlemekte, zenginlik kaynaklarına el koymakta, başka ülkelerin coğrafyalarına göz dikmekte.
Siyonist İsrail'in ikna etmesi ile ve zenginlik kaynağı olan petrollerini zorla gasp etme maksadı ile 28 Şubat 2026 tarihinde bu sefer İran'a saldırdı. İşler bu sefer umduğu gibi gitmedi. Sert kayaya çarptı. Kırk gün kırk gece süren büyük bir savaş sonrasında pes edip ateşkes istemek zorunda kaldı. Ağır tehdit ve tahriklerle de sindiremediği İran karşısında şu anda acizleri oynamakta. Orta Doğu ve Batı Asya'da bulunan askeri üs ve erken uyarı tesislerini, İran'ın başarılı operasyonları ile büyük ölçüde kaybetmiş vaziyette. En ufak bir saldırı karşısında İran tarafından bu üs ve tesisler bombardımana tabi tutulabilmekte. Böylece dünyadaki yenilmezlik unvanları yerle bir olmuş vaziyette.
İşte tam bu noktada, Erbakan Hoca'mızın hayatını feda ettiği ve temellerini attığı hedeflerin gerçekleştirilmesi daha kolay bir şekilde ete kemiğe büründürülebilme imkânına kavuşmuş gibi gözükmektedir. Bunun en önemli şartı Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın bu savaşta ABD'den yana olmadığı, tarafsız gözükse de İran'ın muvaffakiyetini arzuladığı hususudur. Bu durum bizim can-ı gönülden arzumuz ve temennimizdir. Yalnız, ortada doğruluğuna asla inanmak istemediğimiz bir durum var. İddia ediliyor ki, Sayın Erdoğan İran'da çıkmaza girmesinin ardından şaşkınları oynayan, her gün değişik tavırlara bürünen ve bocalayan Trump'u telefonla arayıp, onu hiç kimsenin yapamayacağı şekilde methü sena ile motive edip "Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği liderdir. O sadece güçten bahsetmiyor, gücün kendisidir" diye yüreklendirmiş. Bunu Trump kendisi açıkladı. Sonra sildi. Şimdi bütün dikkatimizle gözlüyoruz ve bekliyoruz ki, bütün milleti hayretler içinde bırakan böyle bir sözü asla söylemediğini, Trump'un kendisine iftira ettiğini açıklasın ve hepimiz rahatlayalım. Böyle bir sözü söylemediğini, kalben İran'ın yanında olduğunu ön kabul olarak alıyoruz ve kısa kısa isteklerimizi not ediyoruz:
İsrail ile ilişkilerimiz ve ilgili politikalarımız artık bu çıbanın patlatılıp yakında Filistin'den kovulacakları gerçeği üzerine kurulmalıdır. Topraklarımızın ve denizlerimizin petrol sevkiyatı dâhil, hiçbir şekilde İsrail lehine kullanılmasına müsamaha etmemeliyiz.
İsrail'in Birleşmiş Milletler'in birçok kararına asla uymadığını herkes biliyor. Öyleyse "Doğu Kudüs, Batı Kudüs" tabirini kabul etmemeli ve asla kullanmamalıyız. Kudüs bölünemez ve Filistin devletinin başkentidir.
Toprak veya denizlerimizde yabancı güçlere hizmet edecek bir tane bile üs bırakmadan hepsini millileştirmeliyiz. Komutasını kendi güvenlik güçlerimize bıraktırmalıyız.
ABD ve Siyonist İsrail'in bu şaşkınlığını fırsata çevirip D-8'leri derhal toplamalı, kuruluşundaki gayeler tekrar vurgulanarak faal hale getirilmeli. Arzu eden ülkelerin bu kuruluşun gayelerini benimseyerek üye olmaları sağlanmalı ve teşvik edilmeli.
ABD ve Avrupa'daki üyeleri dağılmasını konuşmaya başladıkları, bu yeni süreçte biz dâhil, İslam dünyasını potansiyel düşman olarak kabul eden NATO'dan fırsatını bulur bulmaz ve alternatifini kurar kurmaz ayrılmanın hesabı içinde olmalı ve hazırlanmalıyız.

13