Dicle kenarındaki koyun ve yan odadaki kurtlar

Recep Tayyip Erdoğan, 20 Mayıs 2014 tarihinde yaptığı bir konuşmada, Mehmet Akif Ersoy'un dile getirdiği Hz. Ömer'in bir sözüne atıfta bulunarak; "Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki, Dicle'nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benden sorulur" demişti.

Hazreti Ömer'in kıssalarını çok iyi bilen ve özlem duyan halkımız ise ona bir kat daha güvenerek destek vermişti.

Tayyip Erdoğan gerek Başbakanlık, gerek Cumhurbaşkanlığı ve baştan beri AKP Genel Başkanlığı görevlerinde iken hep Dicle kenarında "kurt avına" çıkmış gözükmektedir.

Merkezdeki işlerini bıraktığı bazı yardımcıları onun yan odasında ise zamanla diş büyütüp, tırnak uzatıp "kurt" kimliğine bürünüp koyun avına başlamışlar. Koyun avında o kadar başarılı olmuşlar ki, her biri bir doymaz canavara dönüşmüşler.

Bu canavarlar şu son zamanda çıkan ve gerçek boyutunun 90 milyar dolara ulaştığı ifade edilen vurgunlarını doymak bilmez bir iştiha ile zulaya indirmişler.

Söz konusu bu canavarlar öyle sonradan AKP içine veya Tayyip Erdoğan'ın etrafına sızmış da değiller. Ya ta başında yola çıkarken onunla beraber olduğu, ya da güvenerek köşelere tayin ettiği kişiler.

Sadece son fon vurgununda ortaya çıkan, sonuçlarını basından takip ederek herkesin öğrendiği gibi, yaptıklarından bazı örnekler verelim. Öyle işler ki, şeytan bile şaşkınlıktan başı dönmüş düşüp kalmış cinsinden kirli işler.

Bunlar sirkat maksadıyla "fon şirketleri" kurarak işe başlamışlar. Ya da canavarlıkta yeni evreye geçmişler. Elbette bu şirketleri kendi üzerlerine kurmak "akılsızlığını" işlememişler. Her biri evlatlarını, yeğenlerini, makam şoförlerini, özel kalem görevlilerini, akrabalarından bazılarını, eşlerini, 70-80 yaşındaki analarını, piri fani babalarını alet ederek kurmuşlar. Kundaktaki bebeleri ya da ölmüş kişileri de işin içine katmışlar mı acaba merak konusu

Bu şirketleri üretim yapmak için falan kurulmuş sanmayın. Öyle olsa alkışlanacak bir iş yapmış olurlardı. Memleket ekonomisine katkı sağlamış sayardık. Bu şirketler "koyun ve kuzu avlamak" maksadıyla kurulmuş. Dolandırıcılık maksadı ile kurulmuş. Bu şirketleri, ilgili kademelerinde ayarladıkları yöneticiler vasıtasıyla resmi fona da kayıt yaptırmışlar.

Sonra mı

Şeytanı bayıltan işler:

Bu şirketler kâğıt üzerinde "sahip oldukları" hisselerini önceden ayarladıkları banka yöneticileri marifetiyle teminat göstererek, o bankalardan milyarlarca lira tutarında "kredi" almışlar. Bu kredilerle üretim yapmışlar sanmayın. Birbirlerinin içi boş şirketlerinin fondaki hisselerini önce tedricen, sonra da baş döndürücü hızla arttırdıkları fiyatlarla satın almaya harcamışlar. Fonu günü gününe takip eden küçük tasarruf sahipleri (bunlar açısından koyun-kuzu) birbirlerine tüyo vererek, hep beraber kısa yoldan köşe olacağız zannıyla, bu sahtekârların hisselerini astronomik fiyattan kapış kapış satın almışlar. Bu içi bomboş şirketlerin hisseleri böyle bir mutluluk zinciri ile bire 10, bire 100, bire 1000, bire 10 bin ve daha da fazlası ile değer kazanmış gözüküyormuş. Daha çok para geliyor, daha çok para geliyor. Peki, Dicle kenarında kurt avı ile meşgul olanlar bunu fark etmiyorlar mı Tayyip Erdoğan'ın bakanlarını ve bu işlerle ilgili atadıklarını kastediyoruz. Bu ilgili zatlar vurgun neticelenmeden aylarca önce "bu fonlarda birileri bir fırıldak çeviriyor" diye açıklama yapıyorlar. Birileri ilgilileri uyaran ihbarlar yapıyor ama bunların elini kolunu bağlayan canavarlar, işlerini yürütmeye devam ediyor. Bir gün bu vurgunlar doyuma ulaşmış olmalı ki, bu canavarlar birbirlerini uyararak biriken yüz milyarlarca tutarındaki paraları şirketlerden çekip, kimisi yurt dışına, kimisi paravan isimlere açılmış banka hesaplarına, kimileri bavullara (bavula sığmaz elbette, belki de arka odalara) zulalıyorlar. Milletvekili Sayın Turhan Çömez'e göre 188 tıra tam yük olacak kadarmış bu vurgun paraları.

Ziya Paşa'nın ünlü beytinde dediği gibi:

"Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim,

Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde."

(Birçok acemi müneccim, gökte yeni yıldızlar keşfedeyim derken, gaflete dalarak yollarının üzerindeki kuyuyu görmez.) vasfındaki kişilerden oluşan tam 455 bin kişi bu sahte şirketlerin içinin boşaldığını duyup koşarak paralarını geri istediklerinde, dolandırıldıklarını anlıyorlar. İlgili boş şirketler nazikçe "temerrüde düşüyorlar"; kaba tabiri ile mevduat sahiplerine birer bardak soğuk su dağıtmış olabilirler. Bunlar bu şirketlerin denetimini nasılsa Reis yaptırıyor kanaati ile paralarını yatırmışlar bu sahte şirketlere.