Son günlerde yoğunlaşan gözaltı süreçlerindeki güvenlik güçlerinin davranışları, masuniyet karinesinin hesaba katılmadığı, duruşma görüntüleri, varılan kararların bazısı gösteriyor ki, adalete adavet (düşmanlık, hasımlık) karıştırılmıştır. Örneklerini herkes görüyor, anlıyor.
Bizim de şahsen başımıza gelenler var:
Yazdıklarımız büyüteçle gözden geçirilip içinde aslında eleştiri olan ama suç unsuru imiş gibi sündürülmeye uğratılan cümleler cımbızla ayıklanıp hemen yargı yoluna başvuruluyor. Şu ana kadar hep beraatla sonuçlanmış davalarımız oldu. Şimdiden sonra ne olur bilemeyiz. Ama şahsımıza en ağır hakaret ve sin kaflı küfürlerden oluşan "ak troll" hesaplarına karşı, yüzlerce olayı 57 dava dilekçesine bağlayıp, İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı'ndaki yetkili mercilere yaklaşık 3 yıl önce yaptığımız başvurulardan şu ana kadar hiçbirine bir satırlık bile cevap alamayışımız, adalet kuralları ile değil, adavet gerekleri ile ancak izah edilebilir. Bu dilekçelerimiz kim bilir kimin çekmecesinde kilitli tutulmaktadır Öyle anlaşılıyor ki, bunlar her kimlerse ne Allah'tan ne de HSYK'dan korkmaktadırlar.
Herkes; adalet karşısında kişilerin kimliğine bakılmaksızın eşit tutulması gerektiği konusunda, mesela Fatih Sultan Mehmet Han'ın elinin kesilmesine "kadı" tarafından hükmedildiği o meşhur davayı ballandıra ballandıra anlatmaktan büyük zevk alır ama bazısı Kur'an-ı Kerim'in bu konudaki hükümlerini pek de önemsemez.
Öyle hükümler ki:
Adaleti öldürmeyi peygamber öldürme ile aynı görür.
Al-i İmran 21, 22: Şüphesiz Allah'ın âyetlerini inkâr eden, peygamberleri haksız yere öldüren ve kendilerine adâletli davranmayı öğütleyenleri de öldürenler yok mu, onları pek elem verici bir azap ile müjdele. İşte onlar dünyada da âhirette de emekleri boşa giden kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.
İşte bazı hükümler:
Nisa 58: Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle görendir.
Nisa 135: Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve yakın akrabanızın aleyhinde bile olsa, Allah için doğru dürüst şâhitlik yaparak, adâleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun!..
Maide 8: Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevk etmesin! Adâletli olun; takvâya en uygunu, en yakışanı budur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdârdır.
Maide 42: Onlar, yalan ve iftirayı dinlemeye pek meraklı, haram yemeye çok düşkündürler. Şayet bir dâva için sana başvururlarsa, istersen aralarında hüküm ver, istersen onları kendi hallerine bırak. Müracaatlarını geri çevirdiğin takdirde sana hiçbir zarar veremezler. Ama hüküm verecek olursan, aralarında adâletle hükmet. Çünkü Allah, adâletli davrananları sever.
Enam 115: Rabbinin sözü doğruluk yönüyle de, adâlet yönüyle de mükemmeldir. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle bilendir.
Enam 152: Yetişkinlik çağına erinceye kadar, muhafaza ve yardım maksadıyla en güzel şekilde olanı dışında, yetimin malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adâletle tam yapın. Biz hiç kimseyi gücünün üstünde bir şeyle sorumlu tutmayız. Konuştuğunuz zaman, en yakınlarınızın aleyhinde bile olsa adâleti gözetip doğruyu söyleyin. Allah'a ve Allah için verdiğiniz sözleri yerine getirin. İşte bunlar, düşünüp ders almanız için Allah'ın size emrettiği hususlardır.

8