Tilkinin kırk hesabı…

Tilkinin kırk hesabı...

Melih Bey selam verip yanlarına oturduğunda, ilk söz alan Selim:

- Ağabey, hemen her gün oldukça yoğun geçiyor ama sanırım geçtiğimiz hafta en hareketli haftalardan birisiydi. İran'daki protestolar sebebiyle neredeyse hafta boyu ABD'nin İran'ı vurup vurmayacağını konuştuk. Bu arada Halep'i boşaltan Suriye ordusunun Deyr Hafir ve Meskene'yi de SDG'den temizleyip, Fırat'ın doğusunu tamamen teröristlerden temizlediğine şahit olduk. Suriye ile başlayalım bence...

- Suriye Hükümeti, entegrasyon süreci konusunda işi ağırdan alan SDG'ye karşı harekete geçti ve öncelikle Halep'teki iki mahalleden başlamak üzere Fırat'ın batısındaki teröristleri püskürttü. Tıpkı 27 Kasım 2024'de başlayan yürüyüşün 8 Aralık'ta Şam'da zaferle neticelenmesi gibi, Suriye Ordusu'nun öncelikle Rakka olmak üzere SDG'yi Fırat'ın doğusundan tamamen söküp atacağı sürecin başladığını söyleyebiliriz... Remzi:

- Türkiye olarak biz bu sürecin neresindeyiz.. Melih Bey, gülümseyerek:

- Her zaman olduğu gibi yakinen takip edeceğiz. Yetkililerimizin yaptığı açıklamalara bakılırsa, Suriye'nin talep etmesi durumunda da gereken her şey yapılacak... İhsan:

- Suriye'deki gelişmeleri dualar ederek takip edeceğiz anlaşılan. İran'da yaşananlarla ilgili neler söyleyeceksiniz..

- İran'da temel olarak hayat pahalılığı sebebiyle 28 Aralık'ta başlayan protestolar muhtemelen araya karışan ajanlar vasıtasıyla rejim karşıtı bir hale dönüştürülmüştü. Bu arada İran tedbiren internet ve haberleşmeyi kesince, neler olup bittiğini tam olarak öğrenemedik. Ama ülke geneline yayıldığı söylenen gösterilerin artık durulduğu haberleri geliyor. Olanlar, ekonomik durumu protesto eden İranlıların camileri, kamu binaları ve araçlarını hedef alacakları düşünülmeyeceğine göre, işe bazı istihbarat servislerinin karıştığını gösteriyor...

- Amerika'da yaşayan eski Şah'ın oğlunun olup bitenlerde bir payı var mıdır..

- Zannetmiyorum. Eski Şah'ın oğlu Rıza'nın İran'da binde bir bile karşılığı yok. Bir süre önce İsrail'i ziyaret edip başına kippa takarak Ağlama Duvarı'nı ziyaret etmişti, hatırlarsınız. ABD'nin mutlaka İran'a yönelik hesapları vardır ama eski şahın oğluna dayalı planlar yaptığını zannetmem... Mehmet:

- Bu doğru. Ele geçirmek istediği ülkenin halkında karşılığı olmayanlar üzerine hesap yapsaydı, Venezuela'nın yönetimini sicilli hain Machado'ya devrederdi, mesela... Araya giren Mustafa:

- Her nasılsa kendisine verilen Nobel Barış Ödülü'nü Trump'a vermesine bakılırsa, o kadın yalakalığın yüz karası. Başkasına verilen ödülü kabul eden Trump için ne demek gerekir bilmem...

- María Corina Machado'nun Nobel Barış Ödülü'nü Trump'a vermesinin bir anlamı yok. Bu, sembolik bir şey. Ödül, komite tarafından Venezuela'yı ABD ve İsrail'e peşkeş çekmeye hazır olduğu için kendisine verilmişti. Devlet Başkanı'nı çaldığı Venezuela'yı neredeyse tek kurşun atmadan teslim alan Trump'ın, 'halkta herhangi bir karşılığı olmadığı' gerekçesiyle yönetimde Machado'ya yer vermemesi, hainlerin kendilerini satın alanlarca da hoş karşılanmadıklarının ispatı... Selim:

- Hainler daha beter olsun inşallah. Biz gene İran'a dönelim. Ülkede gösterilerin bittiği söyleniyor. Mesele kapandı mı sence..

- Gösteriler şimdilik sonlandı. Gösteriler sırasında Amerika'nın ya da İsrail'in İran'a saldırma ihtimali olup olmadığı ise bir muamma. Geçtiğimiz yıl Haziran'da yaşanan 12 Gün Savaşı, sadece İran açısından değil, İsrail açısından da ciddi sıkıntılara sebebiyet vermişti, biliyorsunuz. Özellikle de sahip olduğu balistik füzeler düşünüldüğünde İran'ın kolay lokma olmadığının onlar da farkında. Dahası, İran'ın yakın zamanda daha kapsamlı yeni silahlar edindiğine dair iddialar var. Tabii ki ekonomik kırılganlık devam ediyor ve bu konuda gereken tedbirler alınmadığı takdirde tekrar benzeri olaylar yaşanma ihtimali de çok yüksek... Mehmet:

'İman varsa imkan vardır'...

- Uzunca bir süredir çeşitli ambargolarla karşı karşıya bulunan İran'ın toparlanma şansı var mı sizce..

- Eğer istenirse, her durumda toparlanma şansı vardır. Rahmetli Erbakan Hoca'nın 'İman varsa imkan vardır' sözünü hiç unutmam. Ancak, İran'ı yönetenlerin mevcut durumu iyi değerlendirmesi ve ülkenin imkanlarını dışa değil de ülkeye yönelik olarak kullanmaları önemli. Enflasyonun adeta zirve yapması, hayat pahalılığının gittikçe artması ve benzeri durumların ağırlıklı sebeplerinden birisi de İran'ın bölge ülkelerini hedef alan çabalarına ayrılan ciddi meblağlar... İhsan:

- İran yönetimin, son yaşananlardan ders alarak ülkeye çekidüzen vereceği düşünülebilir mi..

- Görünürde başka yol yok. Mezhebi politikalarını bir kenara koyarak, İslam aleminin önemli bir parçası olduğunu hatırlaması ve bölge ülkeleri ile beraber hareket edebilecek bir vasat bulması, İran için olduğu kadar hepimiz için önemli. İç mesele olarak kabul edilebilecek ve dolayısıyla kendi aramızda konuşup halletmemiz gereken konuların, dış mihraklarca kullanılmasının bedelinin ağır olduğunun herkes farkında. O zaman İran'ın çatışma yerine diyalog demesi ve kırılgan olduğu hususlarda bölge ülkelerinin desteğini alabilmesi gerek... Selim:

- İran söz konusu olduğunda Türkiye'nin takındığı tavır buna örnek galiba. İhtiyaç duyduğu hemen her konuda İran'ın yanında yer alıyor, ama bu arada aşılmaması gereken sınırları da net olarak belirliyoruz...