Sadede gelme zamanı…

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk olayına dair 3.800 sahifelik İmamoğlu Suç Örgütü iddianamesi ile ilgili tartışmalar epey süreceğe benzer.
Okuması bile uzun bir zaman alan iddianamenin, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen suç ortaklarının itirafları ve MASAK'ın bunlarla bağlantılı tespitlerinden oluşması, konunun özeti. Yani iddialar filan değil doğrudan müdellel tespitler söz konusu.
Mecburen CHP'li olanların yanında, neler olup bittiğine kafa yormayanlar ve özellikle de çalınan paraların kendilerine ait olduğunu anlamayanlar, konunun siyasi olduğuna inanmayı sürdürüyor. Millete yani kendilerine hizmet için tahsis edilen paraların çalınmasını 'helal olsun, iyi götürmüş' şeklinde değerlendirebilenler, ayrı bir sıkıntı.
Biraz yavaş olsa da ciddi çalışan devletin, fütursuz bir şekilde yapılan yolsuzlukları tespit ettiğini fark etmek, birilerinin akıllarına getirmediği bir başka husus.
Başta CHP Genel Başkanı olmak üzere birilerinin 'içi boş, tel tel dökülen bir iddianame' ve benzeri yakıştırmaları, söyleyebilecek şeyleri olmadığından. Bazılarını bilseler de, işin bu kadar büyük olduğunu bilmedikleri için CHP'lilerin de şaşırdığı, kesin.
Özgür Özel'in iddiaları itibarsızlaştırma ümidi ile söylediği 'çalıştıkları için cezalandırılıyorlar' sözü, meselenin bam teli. İstanbul'da yaşayan ve siyasi şizofren olmayanların tamamı, 2019'da başlayan İmamoğlu döneminde hiçbir şey yapılmadığının farkında çünkü.Uzun araştırmalara gerek kalmadan, İBB ve bağlantılı kuruluşların internet sitelerinde yapılacak ufak bir gezinti ile 2019 sonrasında çalışılmadığını sadece çalışılıyormuş gibi yapıldığını anlamak mümkün.
Mevcut metroları iki katına çıkaracağı sözü veren İmamoğlu'nun, bitmek üzere olan bazılarını bitirip diğerlerini unuttuğunu, bilmeyen yok. İstanbul'un suyuna bir metreküp bile katkıda bulunmadığını ve 100 bin kentsel dönüşüm ile 15 bin sosyal konut vaadinin havada kaldığını da... Gözaltına alındıktan sonra tartışılmaya başlanan konularda ağzını bile açamayan İmamoğlu'nun, yapılan tespitlere rağmen mahkemede de bilmiyorum, hatırlamıyorum, muhatap almıyorum' gibi cevaplar verip vermeyeceği, meçhul.