Aylık geliri 350 bin lira olan birisinin aylık kirası 300 bin lira olduğu -2025'de 450 bini bulduğu söylenen- bir villada oturmasını, 'ne var ki bunda' diye karşılayanlar, aynı sitede kiraları 1 milyon 250 bin lira olduğu söylenen villalarda oturuyor olsalardı, mesele yoktu.
Normalde değerleri bir buçuk milyar lira olan villaların 15 milyon liraya alınması ve sadece birisinin yıllık 6 milyona kiraya verilmesi gündeme geldiğinde, 'ne var ki bunda' diyenlerin aynı güruhtan olduklarını belirtmeye gerek yok. Bunlardan çok var. Belediye meclislerinde, hatta TBMM'de bile.
Bahsettiklerimiz, İmamoğlu suç örgütü ile ilgili iddianameden nispeten mütevazı sayılabilecek örnekler. Neler yok ki iddianamede. İmamoğlu ile yollarının kesiştiği 2021'den itibaren 52 adet taşınmaz ve 66 adet araç edineni, sıvacılıkla iştigal eden -belli ki kasa görevi gören- ve banka hesabına milyarlar akanı...
Çeteye Beylikdüzü döneminde dahil olan bir başkası da 2014 sonrası mesken, rezidans, villa, arsa ve tarladan oluşan 14 adet taşınmaza sahip oluvermiş.
Atadan, dededen varlıklı kesimden birilerinin bile böyle bir durumda, 'ne var ki bunda' tepkisini vermeleri beklenmezken, özellikle de sol cenahta olup, yoksul kesimleri temsil ettiklerini iddia edenlerin, 'götürülen' dudak uçuklatıcı rakamlara 'ne var ki bunda' şeklinde tepki vermeleri, garip.
İmamoğlu'nun tutukluluk sürecinde, kıyısından köşesinden öğrenebildiğimiz bilgiler, iddianamenin ortaya çıkması ile birlikte artık daha derli toplu bir halde kamuoyunun bilgisi dahilinde.
Toplamda 3 bin 800 sahifelik iddianame açıklanır açıklanmaz, CHP'liler, daha ilk saatlerden itibaren 'içinin boş olduğu' ve benzeri açıklamalar yapmakta birbirleriyle yarıştılar.
Ancak, ilgili devlet kuruluşlarının araştırmalarına dayalı olarak titiz bir şekilde hazırlandığı anlaşılan

9