Ne olacak şu Avrupa'nın hali!..

Tarlada çalışan adam, 10 bin metre yüksekteki uçağı işaret edip, 'baba, bak uçak geçiyor' diyen oğluna, 'dokunma, geçsin' demiş. Dolayısıyla, 'ne olacak şu Avrupa'nın hali' sorusuna da 'bize ne Ne halleri varsa görsünler' cevabı verilebilir.

Trump sonrası yaşanan gelişmelerin Avrupa'da alarma sebep olduğu ve şimdiye kadar altında barındıkları NATO şemsiyesini kaybetme riski sebebiyle başta Almanya ve Fransa olmak üzere birçok AB ülkesinin canlarının sıkıldığı, vakıa.

Geçmişteki parlak günlerini aramalarına rağmen, ekonomik açıdan hala güçlü olan AB ülkeleri, ABD'nin 'pamuk eller cebe' talebinin giderek şiddetleneceğinin farkında.

NATO'nun kendilerine sağladığı koruma kalkanı sebebiyle almaları gereken tedbirleri ihmal edip, askeri sahada 'kendi kendine yeterlilik' ihtiyacı duymayan Avrupa ülkelerinin, şimdi pişman oldukları, kesin. Ama artık çok geç...

Daha çok uzmanların ele alması gereken konu ile ilgili temel problem, askeri ihtiyaçlarını tamamen NATO ve dolayısıyla ABD şemsiyesine göre biçimlendiren ülkelerin, 'ya NATO dağılırsa' sorusu ile karşı karşıya kalmaları, kolay bir durum değil.

ABD ve AB ülkeleri arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkisinin son derece kardeşçe yürüdüğü düşünülse de, 'devletler arasında dostluk değil, çıkarlar vardır' sözünü de unutmamak gerek.

Avrupa ülkeleri bir gün NATO'suz kalabilecekleri ihtimalini akıllarına getirmemiş olabilir. Ancak, ABD'nin gelecek planlarını Avrupa ülkelerinin bir şekilde 'hadi oradan!' diyebilme riskini de hesaba katarak yaptığı söylenebilir. Avrupa ülkelerinin askeri yeteneklerini ancak ABD'nin müsaade ettiği ölçüde geliştirebilmiş olmaları bunun en açık delili.

Almanya, Fransa ve diğerlerinin, Ukrayna'da yaşananlar sonrası, toparlanma niyetine kapıldıkları, ama treni kaçırdıkları için kendi kendilerine yetebilmeyi akıllarından bile geçiremeyecekleri söylenebilir.