Manzara...

ABD ve İran arasındaki savaşı bitirmesi beklenen mutabakat sonrası görüşmeler sürecinde yaşananlar gibi, mutlak butlan sonrası CHP'deki gelişmeler de kaotik. Her iki konunun bundan sonra da konuşulacağı aşikar.


Yaklaşan Kasım ara seçimleri öncesi başta benzin fiyatları olmak üzere ekonomiyi mümkün olduğu kadar uygun hale getirmeye çalışan Trump'un geçici de olsa bir barışa ihtiyacı var. Mutabakatın devamını ve sık sık kesilse de İsviçre'deki görüşmeleri çok önemsiyor.
Ancak Ekim'de İsrail'de yapılacak genel seçimlerde mutlaka tekrar seçilmek isteyen Netanyahu'nun ise savaşa ihtiyacı var. Mutabakata ve başlatılan görüşmelere rağmen Lübnan'ı vurmaktan vazgeçmeyişi bundan. Fil ve fare benzetmesi üzerinden bir değerlendirme yapmak gerekirse, önümüzdeki günlerde Trump'ın dediği olursa farenin filin emrinde olduğunu söyleyenlerin haklılıkları anlaşılacak.


Netanyahu'nun dediklerinin olup Trump'a rağmen sürecin Lübnan üzerinden yine kesintiye uğraması halinde ise filin farenin emrinde olduğunu düşünenlerin haklı olduğu ortaya çıkacak. Hürmüz Boğazı'nın sağladığı avantajları hakikaten akıllı bir şekilde kullanan İran'ın, Yemen'deki Husiler üzerinden Babülmendep Boğazı'nı ve dolayısıyla Süveyş yolunu da tehdit etmesi, ABD ve onu istediği gibi kullanabileceğini düşünen İsrail açısından bir kabus.
İsrail'i yönetenlerin ABD'nin İran'a mutlaka bir kara harekatı yapması gerektiğini savundukları ve bunu teşvik ettikleri biliniyor. Ancak, İsrail için muhtemelen on binlerce Amerikalı askerin hayatına mal olacak böyle bir maceraya ABD halkının sıcak bakmadığının da herkes farkında.
Tıpkı ABD ile İran arasındaki konuların netice olarak nereye varacağı belli olmadığı gibi CHP'deki gelişmelerin nereye varacağı da belirsizliğini koruyor.


Kamu imkanlarının hortumlanması ile sahip olunan paralarla getirildiği genel başkanlık elinden alınınca kendisini grup başkanı seçtiren Özel'in tavırları, muhtemelen başka bir parti için terk edeceği baba ocağını harap etmeye çalıştığını düşündürüyor.