Son yıllarda yaşanan ve milletçe hepimizi sevindiren gelişmelere olumsuz yaklaşma alışkanlığında olanların 'kötümser olup olmadıkları', önemli. Çünkü eğer kötümser değillerse ciddi bir problemimiz var demektir.
Farklı bir siyasi bakış açısına sahip olmak tabii ki normaldir. Ancak, muhalefet etmeyi rakiplere ve hatta Devlete karşı husumete dönüştürmek, sıkıntılı.
Milletimizin sevincine ve üzüntüsüne ortak olamayanların varlığı, sır değil. Bunlardan bazılarını, rahatsızlık ve benzeri sebeplerle hoş görmek de mümkün. Ama ısrarlı bir şekilde ortaklaşa teneffüs ettiğimiz havayı zehirleme çabasında olanlar, ister istemez kripto kimlikliler ve ihanet kontenjanı konusunu akla getiriyor.
Suriye'de iç çatışmalar başladıktan sonra güneyimizde ABD ve İsrail'in arzu ettiği gibi bir terör koridoru kurulup kurulamayacağı, başlıca tartışma konularından birisiydi. Kötümserlere ya da öyle imiş gibi yapanlara göre ABD ve İsrail istediğine göre, böyle bir şeyin olmama ihtimali yoktu.
ABD'ye, İsrail'e ve aralarında İran'ın da olduğu başka güçlere rağmen, Irak ve Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e inecek bir terör koridorunun kurulmasına müsaade etmedik.
Dış mihrakların bölgenin geleceğine yönelik hesaplarını altüst eden Suriye'deki gelişmelerin asıl önemli taraflarından birisi, ABD ve İsrail'in istedikleri her şeyi yapabilecek güçte olmadığını göstermesi.
Türkiye'nin kararlılığı sayesinde sağlanan açık zaferi nedense içlerine sindiremeyenlerin yine kötümsermiş gibi yaparak, Suriye'deki gelişmelerin aslında dış mihrakların arzu ettiği gibi geliştiği palavrasına sarılmaları, herhalde iflah olmaz aşağılık komplekslerinden kaynaklanıyor.
Eğer başarabilselerdi, bölüp parçalayacakları Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmaktan ciddi şekilde memnuniyet duyacak olan ABD ve İsrail'in bunun için -terör örgütüne binlerce uçak ve TIR dolusu silah ve malzeme göndermek dahil-, çok çırpındıkları halde başarısız olduklarını biliyoruz.

11