Kime yarar..

Kendisine SDG ismini yakıştıran PKK uzantısı YPG'nin Suriye Yönetimi ile geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta imzaladığı entegrasyon anlaşmasına uymakta ayak diremesinin kimin talebi olduğu, önemli.

İç karışıklıkları fırsat bilen ABD ve tabii ki İsrail'in, ülkeyi parçalara bölme ve bu arada Kuzey Irak'tan başlayıp Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e uzanan bir terör koridoru kurmak için çok çabaladıkları unutulmadı.

Bölge petrolünü ülkemizi devre dışı bırakmak suretiyle Akdeniz'e akıtmak başta olmak üzere, Türkiye açısından ciddi sıkıntılar doğuracağı kesin olan 'Teröristan' hayali, Silahlı Kuvvetlerimizin Ağustos 2016'daki Fırat Kalkanı ile başlayan harekatları ile çöpe atıldı.

Ülkemizin varlığı, birliği ve bekası söz konusu olduğunda, diğer her şeyin teferruat olduğunu açıkça gösteren bu harekatların, başta ABD olmak üzere dışardakiler ve maalesef onlarla aynı paralelde oldukları anlaşılan içerdeki uzantılarına rağmen yapıldığını da hatırlatalım.

Gelinen aşamada, -ikircikli tavırlarına rağmen- ABD yönetiminin Türkiye'nin Suriye'nin birliği ve bütünlüğü tezini benimsediği; ancak, bölgeyi sürekli olarak kan, barut ve ateş içinde görmek isteyen İsrail'in bundan hiç memnun olmadığı, söylenebilir.

Geçtiğimiz yılın Mart'ında imzaladığı anlaşma ile yıl sonuna kadar her konuda Suriye Hükümeti ile entegre olacağı sözünü veren SDG'nin, gerekeni yapmayışının ne kendilerine ne de Suriyelilere herhangi bir faydası olmayacağı, açık.

ABD'nin bölge ile ilgili hesaplarını revize etmesi yanında, kendilerine hamilik yapan Rusya ve İran'ın denklem dışı kalmaları ve Esad rejiminin çökmesi, Suriye'de artık SDG'ye yer olmadığının göstergesi.

Silah gücüyle kontrol altında tuttukları bölgelerin sahiplerinin, terörün bitmesini ve evlerine dönecekleri günleri heyecanla beklediklerini SDG'liler de biliyor. Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde yaşanan da tam olarak bu.