Kandırılmaya hep amade…

Kandırılmaya hep amade...

Çayları dağıtan İhsan, Melih Bey'e takıldı:

- Yine gece beşik sallamış gibi bir halin var. Gündemi takip zorluyor galiba..

- Sorma. Halep ve İran'daki gelişmeler sebebiyle geç saate kadar uyuyamadım... Selim:

- Halep'in iki mahallesindeki PYD/YPG varlığı, büyük çapta halledildi galiba..

- Eşrefiye Mahallesi önceden hallolmuştu. Şeyh Maksut Mahallesindekiler de aşağı yukarı halledilmiş durumda... Mehmet:

- Bir şehirde bulunan iki mahalleye yerleşip biz burada kalacağız demenin saçma sapan bir şey olduğunu anlamayacak kadar cahil mi bu adamlar..

- Suriye'nin o bölgesinde varlık göstermenin ve artık yardımı kestiği anlaşılan ABD yerine İsrail'den destek alabilmenin yolu bu tür saçmalıklardan geçiyor... Mustafa:

- Olmayacağını bile bile Suriye'de kendilerine bir alan açılmasını ummaları zaten yeteri kadar tuhaf. Önceleri ABD desteğine sahip oldukları biliniyordu. Şimdi de bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen İsrail ile iş birliği yapıyor ve bunu inkar da etmiyorlar. Böylelikle bir yere varamayacaklarını anlayabilmeleri için kaç defa daha kandırılmaları gerekecek, merak ediyorum...

- Bunu ben de merak ediyorum. Sadece PYD/YPG değil, Barzani ve Talabani de bölge dışı güçlerle hareket etmenin yanlışlığı konusunda ciddi tecrübelere sahip oysa. Hep kandırıldılar çünkü. Önce İngiltere, Fransa, Rusya, ardından ABD tarafından bölgenin istikrarsızlaştırılması için tabir caizse, tepe tepe kullanıldılar. Şu anda da durum böyle. Buna rağmen, bölge üzerinde söz sahibi olabilme rüyası ve daha kendi aralarındaki çekişmeleri sürdürmek amacıyla dış mihraklara alet olmayı sürdürüyorlar. Konu oldukça uzun ve bir o kadar da ibretlerle dolu...

- Terörsüz Türkiye Süreci'ne destek verdiği söylenen DEM Parti'den bazı isimler de Suriye'deki terör yapısına kesinlikle dokunulmaması gerektiğine dair açıklamalar yapıyorlar. Buna şaşırmamak elde değil...

- Şaşıracak bir şey yok. Bu tür açıklamalar yapanlar, Terörsüz Türkiye süreci tamamlandığında DEM'den tasfiye edileceklerini bilen isimler. Aradan sıyrılıp kuyruklarını dik tuttuklarını gösterme ihtiyacı duyuyorlar. Gelinen noktada, SDG'ye verilen süre dolduğu için Suriye Devleti, Mart'ta yapılan anlaşmanın gereklerini yerine getirmek üzere temizliği Halep'ten başlattı... Remzi:

- Bu harekatların devam edeceği manasına mı geliyor..

- Elbette. Suriye'nin, ülkeyi karıştırmak isteyen İsrail'le sıkı fıkı dost olduğunu gizlemeyen bir terör örgütünün varlığına göz yumması düşünülemez. Anlaşma ve şartlar gereği süre bitene kadar bekledikten sonra beklenen adımları atmayanlara haddini bildirmek için harekete geçmesi, normal... Mustafa:

- Türkiye bu işlerin neresinde acaba..

- Har zamanki gibi yakından takip ediyoruz. İlgili bakanlarımızın açıklamaları da Suriye Hükümeti'nin çağrı yapması durumunda Türkiye'nin üzerine düşen her ne ise yapacağını gösteriyor. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye Süreci'nin yani aslında Terörsüz Bölge Süreci'nin gereklerinin yapıldığı ve yapılacağı anlaşılıyor...Mehmet:

- Halep operasyonu bitince sıranın ülkenin kuzeydoğusuna geleceği belli. O zamana kadar SDG'nin yaptıkları anlaşmayı hatırlayıp uyacağına dair açıklamalar yapma ihtimali var mı acaba..

- Neden olmasın. Ancak Mart mutabakatına uymadıkları gibi, Halep'te de çatışmalar başlayınca, bulundukları mahalleyi terk edeceklerine dair söz vermelerine rağmen bunun için gelen otobüsleri kurşunladılar. Dolayısıyla Suriye'nin kuzeydoğusunda benzer oyunlar oynama ihtimalleri de gözden ırak tutulmayacaktır... İhsan:

Sömürücü sadece menfaatini bilir...

- Bekleyecek ve göreceğiz. İnşallah bölgemiz ve ülkemiz açısından hayırlı gelişmeler olur. Bu arada Venezuela ile ilgili gelişmelerle ilgili yorumunu da alalım...

- Venezuela'da yaşanan, dünyanın ne durumda olduğunu anlamak açısından oldukça önemli bir örnek. Bağımsız bir ülkenin devlet başkanı bir gece yarısı baskınıyla yatağından ABD'ye kaçırıldı ve normalde bir devlet başkanına izafe edilmesi mümkün olmayan suçlar sebebiyle de yargılanacağı söyleniyor. Bu yeteri kadar akıl dışı iken, ciddi manada silahlı gücü olan Venezuela'da bu süreçte neredeyse bir mermi bile sıkılmaması, oldukça düşündürücü bir durum... Selim:

- Öldüğü söylenen Kübalı askerler var..

- Bu daha da garip. Mevcudu 130 bin olan Venezuela ordusundan tek bir kayıp bile yok demek ki. Dahası Trump, kara harekatı bile yapmadıkları Venezuela'yı artık kendilerinin yöneteceğini ve kontrol edecekleri petrol gelirlerini Venezuela ve ABD halkının menfaatlerine kullanacaklarını söyleyebiliyor... Mehmet:

- Bu, son yıllarda ciddi sıkıntılar çeken Venezuelalıların daha da sıkıntılı durumlarla karşılaşacaklarına işaret. Trump'ın 30 milyon Venezuelalıyı değil 330 milyonluk ABD'liyi önceler herhalde...

- Trump ve benzerlerinin milyonlarca insanın sosyal refahı ile ilgilenebileceklerini zannetmek saflık olur. Umarım yanılırım, ama neredeyse tek mermi bile sıkmadan ele geçirdikleri Venezuela'nın ekonomik açıdan ciddi sıkıntılar çeken halkını düşünmeleri beklenemez bile... Mustafa:

- CHP Genel Başkanı Özel, Maduro'nun kaçırılması ile ilgili olarak da Cumhurbaşkanımıza yüklenmeye çalıştı...

- Ana muhalefetin genel başkanı olarak daha aklı başında sözler etmesi beklenirdi, ama olmadı. Avrupalı liderlere yönelik ağlak tavırları unutulmayan birinin ne dediğinin önemi de yok zaten. 130 bin kişilik ordusu, yaklaşık 500 bin kişilik milis gücü olduğu söylenen bir ülke devlet başkanını koruyamamış ve silahlı kuvvetler karargahındaki evinden kaçırılmasına seyirci kalmış ise Türkiye bu konuda ne yapabilirdi ki... İhsan:

- İş sonunda, 'hazır ol cenge ister isen sulh u salah' sözüne gelip dayanıyor. ABD uzunca bir zamandır Venezuela'yı abluka altında tutuyor ve vuracağını söyleyip duruyordu. Ancak ülkeyi belli ki içeriden ele geçirmişler. Biz de Maduro'nun birileri tarafından alenen satıldığına şahit olduk...