Kaçacak yer yok…

Selam vererek ekibin yanına gelen Melih Bey, masadaki kaşar ve simitleri görünce, gülerek:

- İhsan'ı sıcak simit ve eski kaşarın çayla iyi gideceğine ikna ettiniz demek ki.. Selim:

- Sıcak simit ve eski kaşarın çayla iyi gideceğini hepimiz biliriz. Ancak, bu sabah ikram Mehmet ağabeyden. Geldiğinize göre sohbetimize başlayabiliriz... İlk sözü alan Mustafa:

- İmamoğlu, hafta başındaki sahte diploma davasında yine bazı atraksiyonlar yapmış. Mahkemelerde esas konuya gelinmemesi için bunu hep yapıyor galiba..

- Bahsettiğiniz duruşma, üniversite diploması sahte olan İmamoğlu'nun, 'zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik yaptığı' gerekçesiyle yargılandığı dava ile ilgili. Esas hakkında söyleyebilecek herhangi bir şeyi olmayan İmamoğlu'nun, öncelikle kendisine inanmaya hazır kitleyi yanında tutabilmek ve bu arada belki işe de yarar ümidiyle atraksiyon yapmaktan başka çaresi yok... Remzi:

- İyi de mahkeme heyeti buna nasıl izin veriyor..

- Adı geçenin bunu sınırları zorlayarak yaptığı çok açık. Diploma konusunun temeli, İmamoğlu'nun hak etmediği halde bir şekilde girebildiği İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden aldığı ve iptal edilen diplomasını nerelerde kullandığı ile ilgili. Ancak, İmamoğlu'nun bu konuda verebilecek cevabı olmadığı için konuyu dallanıp budaklandırıyor... İhsan:

- Bunca bilgi ortaya çıkmışken ne ümit ediyor olabilir ki..

- Bilmem. Ancak nasıl ki vaktiyle, muhtemelen para ve başka bazı ilişkiler sayesinde imkansız gözükeni yapmışsa, herkes işin gerçeğini öğrendikten sonra bile bazı yollarla tekrar diplomasına kavuşabileceğini umuyor olabilir. Oysa mevzuat son derece açık. Danıştay'ın vaktiyle aldığı bağlayıcı kararlar olduğu için diplomasına kavuşma ihtimali sıfır... Selim:

- Ölmüş eşek kurttan korkmaz derler. Yapabilecek başka şeyi olmadığına göre, her konuyu olduğu gibi bunu da mümkün olduğunca sündürecek belli ki. Nasıl olsa yalanlarına inanabilecek birileri de var... Mehmet:

- İşin garip taraflarından birisi de bu. Hak etmediği okula girdiği artık net olarak ortaya çıkan birisi için mahkemeye gidip bir de alkışlayanlar, ciddi bir problem...

- Doğru. Ancak bazıları mecbur iken bazılarının da fonlandıkları için bunu yaptıkları düşünülürse, konu anlaşılır. İmamoğlu'nun KKTC'de kayıt olduğu Girne Amerikan Koleji'nin YÖK tarafından tanınmadığı, bu okula giren herkesin bunu bildiği, İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçiş yaptığı iddia edilen Yakın Doğu Üniversitesi ile herhangi bir bağlantısının olmadığı da artık netleşti... İhsan:

- Laf aramızda, İngilizce seviyesine bakılırsa, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesi'ni bitirdiğine inanmak zor. Girne Amerikan Koleji'nde okuyup okumadığı bile merak konusu bence. Ne dersiniz..

- YÖK'ün tanımadığı bir okul olduğu için Girne Amerikan Koleji'nin bir anlamı yok zaten. Ancak sanırım ilgililer, okuduğunu iddia ettiği dönemde KKTC'de bulunup bulunmadığını da araştırmışlardır... Mustafa:

- CHP Genel Başkanı'nın konu gündeme geldiğinde, 'Olmuş bir kere. O tarihte cinayet işlenmiş olsaydı bile zaman aşımına uğrardı' gibisinden açıklamaları olmuştu. İmamoğlu da mahkemede benzer sözler ediyormuş...

- Bu sözler, yapılanı kabul ettiklerini gösterir. Mevzuat bu konuda net. Hak etmediğin bir okula girmişsen, bu hukuken yok sayılır. Başka izahı yok. YÖK'ün bahsi geçen Girne Amerikan Koleji ile ilgili 1991'deki açıklamalarına sığınıp, 1988 yılındaki açıklamasını yok sayma çabası da bunun gibi. Suyu tersine akıtma ihtimalleri yok... Selim:

- Yine de içim çok rahat değil. Mahkemedeki tuhaf tavırları yanında Beylikdüzü döneminden kalan ve ilgili savcı her nedense art arda birçok duruşmaya girmediği için düşen davası aklıma geliyor...

- Gelinen aşamada sanırım böyle bir şey mümkün olmaz. İmamoğlu ile ilgili sıkıntıların Beylikdüzü belediye başkanlığı döneminde başladığı biliniyor. Diploma meselesinin o dönemde de gündeme gelip çeşitli şekillerde bastırıldığı da bir vakıa. Hatta konu ile ilgili yazdıkları sebebiyle İmamoğlu ailesi tarafından tehdit edildiği ve sonrasında 2016'da kalp krizinden öldüğü söylenen Telat Çabuk isimli bir gazeteci vardı. İmamoğlu'nun diplomasının kimse için problem olmadığı o yıllarda bunu ve başka yaptıklarını dert edilen birisiydi hatırladığım kadarıyla. Cenab-ı Hakk rahmet eylesin... Mehmet:

- Esas hengame İBB yolsuzluk duruşmalarının başlayacağı 9 Mart'tan itibaren kopmaya başlar herhalde..

- Evet, diplomayı kullandığı yerler sınırlı olduğu için bahsettiğimiz davadan ne çıkacağı bilinmez. Ancak, başta MASAK olmak üzere devletin ilgili kurumlarının tespitlerine dayalı 3 bin 800 sayfalık iddianame söz konusu ve istediği kadar atraksiyon yapmaya kalksın, işi çok zor İmamoğlu'nun. Laf kalabalığı ile geçiştirilebileceği şeyler yok dosyada. Sadece Türkiye'nin değil, belki de dünya tarihinin en büyük yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve irtikap davalarından birisi söz konusu. İddia dediklerimiz de her biri şahitli ispatlı tespitler ve doğrudan suçlananlardan 76'sı da itirafçı oldu. Kaçacak yer yok, yani... İhsan:

Birlikten kuvvet doğar...

- İstemesek de önümüzdeki günlerde İmamoğlu'nu daha çok konuşacağız anlaşılan. Hazır burada iken Terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili gelişmeleri de dinleyelim senden...

- Süreç devam ediyor. Komisyon çalışmalarına katılan partilerden MHP ve Dem raporunu hazırladı bile. Diğerleri de hazırlıyorlar. İş, bunların bir araya getirilip komisyonun vereceği nihai raporun TBMM'ye sunulmasına kaldı. Sonrası da Meclisin kararı... Mustafa: