İnsan olan ve olmayan…

İsrail'in Holokost'tan sonra yaşadığı en büyük travma olarak da bilinen Aksa Tufanı Harekatı sonrasında başlattığı Gazze'ye yönelik alçakça saldırılarda en az 67 bin 806 Gazzelinin şehit, 170 bin 66'sının da gazi olduğu biliniyor.

Sadece Nekbe'den; yani İsrail'in kuruluşundan itibaren sürekli olarak katledilen, evlerinden yurtlarından sürülen Filistinlilerin, bütün yaşadıklarına rağmen insanlıklarını kaybetmeyişleri, en önemli husus.

Gazzelilerin gerçek birer insan oldukları, son teslim edilenler de dahil olmak üzere, Aksa Tufanı'nda rehine olarak alınan İsrail vatandaşlarının tamamının altını çizdikleri temel esaslardan.

Bütün insanlık tarafından katliam ve soykırım olarak kabul edilen İsrail saldırıları sırasında yapılan rehine takasları, tarafların insanlıkla alakalarını göstermesi açısından önemli bir kriterdi. Dünya kamuoyu, takas dönemlerinde kimin 'insan' ve kimin 'insanımsı' olduğuna şahitlik etti.

Her takas, ağır bombardımanlara maruz kalan HAMAS'ın esirleri olabilecek en iyi şartlarda muhafaza ettiğini ve hepsine insanca muamelede bulunduğunu; İsrail'in ise Filistinlileri işkence altında tuttuğunu ortaya koydu.

İki yıldır süren yoğun saldırı altında, her türlü imkandan mahrum olan HAMAS mensupları tarafından kendilerine çok iyi davranıldığını söyleyen rehinelere karşılık, İsrail'in sebepsiz yere zindanlara tıktığı Filistinlilere insanlık dışı davrandığının açıkça anlaşılması, takas faaliyetlerinin temel özelliklerinden birisiydi.

Evlerine dönen İsrailli esirler HAMAS'a yönelik sempatilerini gizleme gereği bile duymazken, Filistinlilerin maruz kaldıkları insanlık dışı muamelenin hemen belli oluşu, İsrail'in esir takaslarının mümkün olduğu kadar gözlerden uzak yapılmasını istemesinin sebeplerindendi.

İşin özeti, 7 Ekim sonrası yaşananların, 'gentile' ya da 'goyim' dedikleri kendileri dışındaki insanları 'insanımsı yaratıklar' olarak tavsif eden Siyonist zihniyetin kavranması açısından oldukça bilgi verici olduğu.