Hizmet yok, laf çok

CHP'li belediyelerde rüşvet ve yolsuzluk dosyaları açıkken, neden hizmet yerine algı üretimi devam ediyor ve bundan en çok kimler zararlı oluyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, CHP'li belediyelerdeki tutuklu başkanlar ve yolsuzluk dosyalarının, hizmet eksikliğiyle birleşerek hem kurumları çökertttiğini hem de vatandaşları (su fiyatlarındaki fahiş zamlar gibi) doğrudan etkilediğini savunmaktadır. Yazarın iddiası, muhalefet partisinin algı operasyonlarına odaklanmış olması nedeniyle sorunları çözmeye odaklanmadığıdır. Ancak, benzer operasyonlara en fazla AK Partili belediyelerin de maruz kaldığını, sorunun taraf değil sistem karakteristiği olup olmadığını sorgulamak gerekir?

Selim, İhsan'ın getirdiği çayı yudumlamaya başlayan Melih Bey'e:

- Ağabey, kamuoyunu ama daha çok da CHP'lileri 'ara seçim' diye oyalayıp duran Özgür Özel, sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edildi ve konuyu onunla da görüştü. Laf aramızda görüşme ile ilgili anlattıklarından pek bir şey anlamadım. Siz ne anladınız..

- Öncelikle, mevcut tabloda ara seçimin olmayacak bir şey olduğunun Özgür Özel de farkındaydı. Ancak, herhalde artık çaresizliği hissetmeye başlayan İmamoğlu'nun teşviki ve bu arada konuşacaklarından korktuğu tutuklu bazı belediye başkanlarını teskin etmek amacıyla ara seçim konusuna sarıldı. TBMM Başkanımızla yaptığı görüşmede, bunun olamayacağı cevabını aldığında da yine de her türlü ara seçime hazır oldukları şeklinde bir açıklamayla konuyu bir anlamda askıya aldı, denilebilir... Mehmet:

- Yanlış hatırlamıyorsam ara seçim konusunda kendinden çok emin gözüküyordu ve hodri meydan bile demişti. O zaman Özel'in önümüzdeki günlerde tutuklu başkanlardan konuşma riski olanları bir süre daha oyalayabilecek yeni bir formülle karşımıza çıkar herhalde..

- Büyük ihtimalle. Tutuklu Antalya belediye başkanının adaylık için kendisine Manisa'da bir benzin istasyonunda aktardığı söylenen milyon dolarlar konuşulurken, şimdi Uşak'ta battaniye içinde getirilen milyon dolarlar meselesi ortaya çıktı. Bunlar tartışmalı konular olabilir. Ama bindiği aracın iç dizaynı için Uşak Belediyesi tarafından milyonlarca lira harcandığı belgeli, ispatlı. Düşünsenize olmadık rezaletlere imza atan tutuklu Uşak belediye başkanını ihraç edemiyor, Özel. Dolayısıyla tutuklu başkanların biraz daha oyalanmalarını sağlayacak formüller üzerinde çalışma ihtimali yüksek... İhsan:

- Özel'e bir araba da aldığını iddia eden tutuklu Uşak Belediye Başkanı'nın otelinde ele geçirilen videolar konusu da oldukça merak çekici. Bunlarda CHP'li önemli isimlerin, hatta belki Özel'in görüntüleri olabileceği söyleniyor. Adamı belki de bu yüzden ihraç edemediler...

- Kim bilir. Konuşurken bile insanın canını sıkan konular bunlar. Ancak, CHP'nin içine düştüğü hal sebebiyle konuşmaya mecbur kalıyoruz... Mustafa:

- Bizler konuşmaya bile utanırken, bin bir türlü rezalet karşısında yüzleri bile kızarmayan CHP'lilerin hiçbir şey olmamış gibi davranmalarına ne denilebilir peki..

- Konu ile ilgili asıl problem, CHP'li belediyelerin hizmetle alakaları olmayışı ve rüşvet, irtikap, yolsuzluk, cinsel taciz ve benzeri sebeplerle tutuklu başkanlar ortada iken, kimsenin kendisine çeki düzen vermeyi bile düşünmemiş olması. Bütün dosyalarda ihbarların CHP içinden geldiğini bildikleri ve bundan sonra da böyle devam edeceğini bildikleri halde, bir türlü toparlanamıyorlar... Mustafa:

- Her şey ortada olduğu ve CHP içinden gelen ihbarlar iyice araştırıldıktan sonra operasyonlar için düğmeye basıldığını bildikleri halde operasyonlar siyasi demeyi sürdürmeleri de zihniyetlerinin gereği anlaşılan. Oysa belediye başkanlarının partilerine değil yapıp ettiklerine bakılıyor bildiğim kadarıyla...

- Bu, doğru. Hafta içinde medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile buluşan İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi, 'belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikâyet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürütüldüğünü vurgulayıp, '31 Mart 2024'ten 17 Nisan 2026'ya kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldüğünü, bunlardan 1.535'i hakkında soruşturma izni verildiğini ve bunlardan 677'sinin AK Parti, 371'inin CHP, 128'inin MHP, 18'inin DEM Parti, 9'unun İYİ Parti ve 332'sinin de diğer partilere mensup belediyeler olduğunu açıkladı. Yani en fazla soruşturma izni AK Partili belediyeler için verilmiş. Sadece muhalefet ya da CHP'li belediyelerin hedef alındığı iddiası boş laf... İhsan:

- Görevden alınan ve yerlerine belediye meclisi tarafından AK Partililerin seçildiği belediyeler ne ise. Ancak başta İstanbul olmak üzere halen CHP'li vekiller tarafından yürütülen belediyelerde de işler pek iyi gitmiyor sanki...

Vekiller de algı peşinde...

- Maalesef. İBB'de bir yıldır vekillik görevinde bulunan Nuri Aslan'ın karnesi kırıklarla dolu mesela. Önceki 6 yılda yapılmayanları telafi edebilme şansı olmadığını biliyoruz, ama maalesef o da hizmet yerine daha çok algıya bel bağlanış durumda. Nisan Ayı toplantıları ile alakalı İBB AK Parti Grubunun sosyal medya hesaplarına bakarsanız, onun da sadece laf ürettiğini ve İmamoğlu ile bağlantısını sürdürdüğünü görürsünüz... Mehmet:

- Tıpkı genel başkanları Özel gibi İmamoğlu ile görüşmeden yapamıyor demek ki.Meclis üyesi bir tanıdık anlatmıştı. İstanbul şu anda yılda 118 saat ile Dünya metropolleri arasında trafikte en çok vakit kaybedilen şehir haline gelmiş. Toplamda 3 bin 70 otobüs ve metrobüsle genç bir filo alarak teslim aldıkları İETT'ye geçen 7 senede sadece 446 yeni araç ilave edebilmişken, bu sürede personel sayısını da 5 bin 291'den 9 bin 475'e çıkarmışlar. Dolayısıyla zarar diz boyu...

- İş başında bulundukları 7 senede tek bir metreküp yeni su kaynağı bulamayan CHP'li İBB yönetimi bu arada su fiyatlarına akıl almaz zamlar da yapmış durumda. Örnek olarak söyleyeyim, daha önce elektrik faturalarının yarısı kadar olan su faturaları şu anda elektrik faturalarını sollamış durumda... Selim, gülerek:

- Bu, CHP'li bir köşe yazarının elektrik fiyatlarından şikayet eden yazısını hatırlattı. Okuyuculardan birisi, '2019'da suya ayda 80, elektriğe 300 TL ödediğini, 2025 Ağustos'ta su parası 620 TL'ye çıkarken elektrik parasının 525 TL olduğunu' belirtince, faturalarına bakan yazar da kendi dairesine gelen su parasının 1.000 TL, elektriğin ise 605 TL olduğunu yazmıştı...

- Bu güzel bir örnek ve bu tür örnekler çoğaltılabilir. İstanbul'da sadece su fiyatlarına değil neredeyse hiç artırmadıkları otopark ve artık iyice zorlaşan toplu ulaşım fiyatlarına da ölçüsüz zamlar yaptılar. Çeşitli bağlantılar sebebiyle personel sayısını artırmak zorunda kalmaları ve benzeri sebeplerle ilgili kuruluşların zararları da astronomik rakamlara ulaşmış durumda... Remzi: