Hedef 'büyük vurgun' mu idi..

Melih Bey selam vererek yanlarına oturduğu arkadaşlarına takıldı:

- Dışarıda yapılan sohbetlerin sonu geliyor galiba. Bakıyorum hepiniz sıkı giyinmişsiniz... Mehmet:

- Dışarıda oturmak hoş, ama özellikle de sabah saatlerinde oldukça serin oluyor. Rüzgarımız da bol maşallah... Selim:

- Ağabey, çaylarımız da geldiğine göre şu fon yolsuzluğu hakkında bizi biraz bilgilendirsen iyi olur. Her kafadan bir ses çıkıyor çünkü...

- Oldukça teknik tarafları olan ve ancak uzmanları tarafından anlaşılabileceği için karmaşık sayılabilecek bir konu. Basitçe, topladıkları paraları borsadaki kuruluşların hisseleri yanında döviz ve kıymetli madenler gibi değişik alanlara yatırarak gelir sağlamaya çalışan kuruluşlar söz konusu.

Bildiğim kadarıyla 2 binden fazla bu tür kuruluş mevcut ve bunlar yatırımcıların paralarını bir havuzda toplayıp, değişik alanlarda hisseler almak suretiyle nemalandırır ve yatırımcıya kazandırırken kendileri de paylarını alırlar. Son gelişme, bunlardan 131 kadarının kurallara aykırı davrandıklarının tespiti ve tasfiyelerine karar alınması ile ilgili... Mustafa:

- Bildiğimiz kadarıyla bankalardaki hesaplarda devlet garantisi var. Fonlarda böyle bir garanti yok mu..

- Hayır, vaktiyle bankacılık alanında yaşanan sıkıntılar sebebiyle bankalardaki mevduatların 1 milyon 200 bin liraya kadar olanı TMSF güvencesine alınmıştı. Ancak, yatırım fonları, para piyasası fonları, tasarruf finansman sözleşmeleri adı verilen faizsiz konut ve oto edindirme sistemleri gibi finansal enstrümanlarda devlet ve TMSF garantisi yok... Mehmet:

- Yatırım fonlarını bilmem, ama ev veya otomobil almak için kurulan tasarruf finansman sistemlerinin bilgilendirme metinlerinde 'Devlet ve TMSF garantisi yoktur' ibaresinin bulunması, demek ki bununla alakalı... - Doğru. Her ne kadar BDDK denetimi ve lisansı altında çalışsalar da, bankalar veya aracı kurumlar üzerinden hisseleri alınabilen ve portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen yatırım ve para piyasası fonları TMSF kapsamı dışındadır. Bunlarda banka mevduatı gibi doğrudan bir devlet güvencesi bulunmadığı için, değer kaybı veya diğer riskler yatırımcıya ait... Remzi:

- Devlet güvencesi olmadığına ve bütün riskler yatırımcıya ait olduğuna göre, portföy şirketleri tarafından yönetilen fonlara yatırım yaparken çok dikkatli olmak gerekiyor demek ki..

- Evet, Bunlar üzerinde de belirli ölçüde denetimler söz konusu. Ancak, örnek olayda yaşandığı gibi kötü niyetli birilerinin dikkatlerden kaçırması suretiyle arzu edilmeyen riskler var... İhsan:

- Mevcut olayla ilgili çok değişik yorumlar var. Sizin kanaatiniz ne..

- Öncelikle konuşmak için henüz erken. Bunlardan birisi, kuruluş tarihi olan 2021'den itibaren kapalı olarak çalışan ve 2025'e kadar az sayıda üye ile sahip oldukları hisse değerlerini oldukça şişirip, 2025'te borsaya açıldıktan sonra da ölçüsüz bir şekilde büyüyen bir fon. Yapılmaması gerektiği halde yatırımcıların paralarını belirli hisselere yoğunlaştıran bazı fonlar sebebiyle geçtiğimiz Ağustos sonunda 'herhangi bir kuruluştan ancak belirli oranda hisse alabilme düzenlemesi' devreye girince, ortalık karıştı. Ellerindeki paraları muhtemelen kasıtlı olarak aslında içi boş olan kuruluşlara yoğunlaştıran 7 şirkete bağlı 131 fon, yatırımcıların satış taleplerini karşılayamayınca çöküş yaşandı ve bunlar işleme kapatılıp tasfiye süreci başlatıldı... Mustafa:

SÜTTEN AĞZI YANANLAR...

- Netice olarak yaklaşık 450 bin yatırımcı ve yüz milyarlarca lira kayıptan bahsediliyor. Kanaatiniz nedir..

- Öncelikle kaybedenler ve kayıplarının tutarı ile ilgili rakamlar şimdilik tahminlerden ibaret. Kesin durum ancak tasfiye süreci bitince belli olur. Bana öyle geliyor ki, tasfiyelerine karar alınan 131 fon ve bağlı 7 şirket, sanki daha ileride mümkün olduğu kadar büyük bir vurgun ve bu arada iktidara karşı toplumsal bir memnuniyetsizlik oluşturma amacına yönelik olarak çalışıyorlardı. Ancak hesapları tutmadı ve umduklarından erken fark edilerek, yakalandılar... Selim:

- İlgili şirketlerin sahipleri, yöneticileri ve birinci derecede yakınlarının malvarlıklarına el konulurken, yakınlarının malvarlıklarının da dondurulması, iyiye işaret. Ancak yine de tedbir alınması ve müdahale edilmesinde gecikildiğine dair iddialar var...

- Bu iddialardan en azından bazılarının samimi olduğu söylenebilir. Ancak gürültülerin çoğunu bu olayı iktidar aleyhine kullanılabilme gayretinde olanların çıkardığı da bir gerçek. Durumun fark edilmesi ile eksik olduğu düşünülen düzenlemelerin yapıldığını ve ardından kötü niyetli şirketler ve bağlı fonların kapatılıp tasfiye kararı alındığını, kim olurlarsa olsunlar sahip ve yöneticilerinin tutuklandıklarını, mal varlıklarına el konulduğunu unutmamak gerek. Şirketler ve fonlarla alakalı bazı kişilerin oraya ya da buraya yakınlıkları gibi içi boş sözlerin herhangi bir anlamı yok. Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi yapılması gereken her ne varsa yapıldı ve yapılacak... Mehmet:

- Kıssadan alınacak hisse ise ne olduğunu bilmediğimiz işlere kalkışırken daha dikkatli olmak gerektiği galiba..

- Evet, Tamahkar ve sahtekar buluşması gibi beylik ifadeleri kullanmak istemiyorum. Yüksek getiri vaatlerine kanıp devlet garantisi olmadığını bile bile içi boş fonlara paralarını kaptıranlara tabii ki üzülürüz. Ancak piyasadaki kar hadleri belli iken, bire on, bire yüz hatta bire üç yüz verdiği söylenen fonlara para yatıranların, kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerek. Bu durumda 'Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma' ihtimali her zaman mevcuttur çünkü... İhsan:

- Benim aklımda kalan, 7 şirket ve tasfiyesine karar verilen 131 fonun aslında ileride patlatılması umulan daha büyük bir olayın başlangıç adımları olma ihtimali. Mevcut durumda yapılması gereken ne varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmadan yapıldığını ve yapılacağını da söyleyebiliriz. Belki de ucuz kurtulduk deyip, gelişmeler oldukça konuyu daha iyi kavrayabileceğimize göre, başka konulara geçebiliriz. Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasını değerlendirmekle başlayabiliriz, mesela...