Gazze'de Aksa Tufanı Harekatı ile başlayan süreçte, iki sene sonra tarihte benzeri az görülen saldırıların nispeten yavaşladığı ve kırılgan olduğu bilinen bir ateşkes dönemi yaşanıyor. Ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve neticede barış gelmeyeceği, kesin.
Melanetlerini sürdüren İsrail'in, her saldırısından sonra ateşkese bağlı olduğu açıklamaları yapmaya mecbur kalması, sahip olduğu koruma ve desteklerde problemler yaşandığını gösteriyor.
Başta ABD olmak üzere bütün Batılı ülkelerin yöneticilerinin kendisine hizmete mecbur olduğuna inanan İsrail, bu ülkelerin çoğundan gelen 'yeter artık' mesajı ile karşı karşıya gibi.
Batılı liderleri kontrol etmekte kullanılan tehdit, şantaj ve benzeri mekanizmaları bile işe yaramaz hale getiren bu aşamaya nasıl gelindiğine dair yorumlar, muhtelif. Açık seçik gözüken husus, İsrail'in Katar'a yönelik saldırısının bir tür kırılma meydana getirmiş olduğu.
Koruma altında olması gereken Katar'a yönelik saldırının, göreve başladıktan sonra, başta Katar olmak üzere bölge ülkeleri ile trilyonlarca dolarlık bağlantılar yapan Trump açısından sıkıntılar doğurduğu, açık.
İsrail saldırısı karşısında korunmayan ve ABD'den büyük bedellerle satın aldığı Patriot hava savunma sistemleri de her nedense devreye girmeyen Katar'ın ciddi bir uyanış yaşayıp 'bu nasıl iş' diye sorduğu, malum.
'Bir daha olmaz' ya da benzeri masalların işe yaramadığı Katar saldırısı sebebiyle, başta Suudi Arabistan olmak üzere ABD ile yakın ilişkideki diğer bölge ülkelerinin de şok ve uyanış yaşadıkları, söylenebilir.
Birçoğunu zaten bildiğiniz bu hususları hatırlatılma sebebi, çeşitli sebeplerle ABD'ye muhtaç oldukları için İsrail'e seslerini çıkarmaya çekinen ülkelerin de yeri geldiğinde harekete geçebildiklerine dikkat çekmek.
İki milyara yakın nüfusu ve 57 ülkesi ile İslam Aleminin Gazze'deki kardeşlerinin yaşadıkları konusunda çok daha fazlasını yapmaları gerektiğini ancak, çeşitli sebeplerle bunu yapamadıklarını, biliyoruz.

1