Toplu ulaşım vasıtaları ya da özel araçlarla işe gidip dönerken yolda harcanan vaktin özellikle de büyük şehirlerde ciddi bir problem haline geldiği, malum.
Trafik yoğunluğunun sabah ve akşam saatlerinde ve yağış durumunda artışı bildik bir husus. Ancak, İstanbul yanında Ankara, İzmir ve son olarak Bursa'nın da trafikte en fazla vakit kaybedilen metropoller arasına girmesi, ilgili belediyelerin gerekenleri yapma konusunda işi ağırdan aldıklarını gösteriyor.
İşi ağırdan almanın sebeplerinden birisi, her durumda CHP'ye oy vereceği bilinen şehirlerde hizmet olsa da olmasa da neticenin değişmeyeceği inancı. Yakın zamanda el değiştiren İstanbul ve Ankara gibi yerlerdeki hizmet eksikliğinin ağırlıklı sebebi ise algı işe yaradığı için hizmete gerek olmadığı anlayışı.
Toplu ulaşım başta olmak üzere su, temizlik ve başka bazı eksikliklerin sebebi olarak da bu sahadaki projelerin 'götürme'ye müsait olmayışı gösterilebilir. Bu açıdan bakıldığında, hizmet kusurlu belediyelerin daha çok konser, tanıtım vb. etkinliklere yoğunlaşmaları şaşırtıcı değil.
AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'nın geçtiğimiz günlerde başlattığı 'Senin Hayatından Gidiyor' başlıklı kampanya, insanların yaşadıkları olumsuzlukların farkında olmasını sağlamak açısından yerinde bir adım.
Sabah işe, akşam eve geç kalan milyonlarca insanın, metroların yarım bırakılması ve toplu ulaşımda arızaların rutin haline gelmesi sebebiyle trafikte çok vakit kaybettikleri hatırlatılan kampanya, hayatımızdan gidenlerin vakit ile sınırlı olmadığını gösteriyor.
Ulaşımı ucuzlatma sözü verenlerin İstanbulkart ücretine 6 yılda yaptıkları %1.346 zam ve bazı yerlerde ücretsiz olacağı vaadi verdikleri İSPARK ücretlerinin 6 yılda %3.567 zamlanması, konunun ekonomik yanlarından. Temel ihtiyaçlardan suya 6 yılda yapılan zam ise %1.065.
Yönetimde AK Parti var iken 'borçlanmak ihanettir' diyenlerin İBB'nin borcunu 350 milyar TL'ye çıkarmaları vahim. Daha da vahim olanı ise bu borçların hangi sebeple alındığı ve nerelere harcandığı.

1