İran'ı bitirdik, bitiriyoruz, bitmek üzere... Savaş bir yönüyle de propaganda ve dolayısıyla yalanlardan ibaret. Ancak, Trump'ın bu işi abarttığını söylemek gerek.
Umulur ki ateşkes sağlanabilecek görüşmeler sebebiyle Trump, İran'a Hürmüz için 5 günlük süre vermiş. Fırsattan istifade, içinde bulunulan kaotik durumla alakalı birkaç cümle edip bazı şeylerin altını çizmekte fayda var.
İran'ın aralarında 10 bin kilometre uzaklık bulunan ABD için doğrudan bir tehdit oluşturmadığı herkesçe bilinir.
Menfaatleri söz konusu olunca mesafe önemsiz olsa da ABD'nin İran'a saldırılarının sebebi, bu ülke tarafından tehdit ediliyor olmaktan çok bunu İsrail'in istemesi... İsrail'in neden böyle istediği ile ilgili güvenlik endişesinden arz-ı mev'ud hayaline kadar onlarca değişik yorum var. Esas mesele, nasıl olup da İsrail'in ABD'yi canının istediği gibi yönlendirebildiği.
Başka devletlerle münasebetlerde adalet ve hakkaniyeti olabildiği kadar gözetmekle kazanılan itibarın güçle sağlanandan daha anlamlı ve uzun vadeli olacağı, ABD'yi yönetenler açısından bir şey ifade eder mi, bilinmez.
Kendisi ve beraber hareket ettiği İsrail nükleer silahlara sahipken, İran'ın sahip olamayacağını savunmak, ciddi bir paradoks.
Fazla geriye gitmeye gerek yok, İsrail'in 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı sonrası başlattığı soykırıma verdiği kayıtsız şartsız destek sebebiyle ABD'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yediği şamarların haddi hesabı yok. Dünya haritasında mikroskopla bile bulunamayan birkaç ülke hariç bütün ülkelerin ABD ve İsrail karşıtı olması, anlayanlar için çok şey ifade ediyor.
Başkanı, bakanları ve bütün kadrosuyla ABD yönetiminin tamamen Siyonist ya da Evanjelist olduklarını söylemek mümkün değil belki. Ancak, netice olarak 330 milyonluk devasa bir ülkeyi onların talepleri doğrultusunda sürükledikleri aşikar.

6