Hakaret özgürlük değildir...

Selam verip yanlarına oturan Melih Bey'e dönen Selim:

- Ağabey, hafta içi telefonla arayıp sormayı bile düşündüm, ama nasıl olsa hafta sonu görüşürüz diye beklemeyi tercih ettim. Bir ara sosyal medyada epey gündem olan Şu Tamar Tanrıyar meselesi tam olarak nedir..

- Bir tür cin olmadan adam çarpmaya kalkışma meselesi. Adını edilen hanım, sosyal medyada CHP ile ilgili mesajları ile tanınıyordu. Son mesajı, bu tür işlere kalkışanların bilmesi gerekenlerin asgarisinden habersiz birisinin rol kapma çabasıydı. Gözaltında değişik şeyler söylese de Turkuvaz Medya yöneticilerini hedef almış ve Turkuvaz Dağıtım'ın hukuken dağıtmak durumunda olduğu Sözcü üzerinden komplo teorileri üretmeye kalkışmıştı... Mehmet:

- Başka bazı hususlar da vardı sanıyorum...

- Söylediği bazı şeylerde doğruluk payı olabilir Ancak, Sabah, Takvim ve Yeni Asır'la olduğu gibi; ATV, A Haber ve 10'dan fazla televizyonu, onlarca dergisi, internet siteleri ile her durumda Cumhurbaşkanımızın yanında olduğu herkesçe bilinen bir kuruluşa yönelik sözleri, asla kabul edilebilecek şeyler değil... Selim:

- Dağıtım şirketinin, dağıtımı istenen yayını dağıtmazsa yüksek miktarlarda para cezası ödemek zorunda olduğunu bilmiyor muydu acaba..

- 'Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp' denir. Adı geçenin böyle bir şeyi bilmeyişi düşünülemez. Aynı kişi, Turkuvaz'ın Peygamber Efendimiz'e (SAV) ve Hz. Musa'ya yönelik sözleri nedeniyle adı lazım değil bir derginin sözleşmesini feshettiğini de biliyordur muhtemelen... İhsan:

- Her ne ise bilmiyor idiyse öğrenmiştir ve bundan böyle haddini de bilir. Birkaç gündür de güya komedi sanatçısı olduğu söylenen birisinin dinimize yönelik hakaretleri tartışılıyor. Bu şarlatanların sonu gelmeyecek galiba..

- İnsanları gülümsetirken düşündüren komedyenlik, ciddi bir iş. Milletimizin inançlarını hedef alan hakaretlerle yapılan şeyin adı kesinlikle komedi olamaz. İsmi lazım olmayan o şarlatan da Kur'an-ı Kerim'e ve birçok kutsal değerimize ve bu arada Cumhurbaşkanımıza da komedi adı altında dil uzatıyordu. Hak ettiğinin en azından bir kısmını buldu... Mustafa:

- Komedi adı altında kutsallarımıza hakaret edenlerle ilgili yetersizliği bilinen hukuki müeyyidelerin daha caydırıcı hale getirilmesi gerektiği bir kez daha net olarak anlaşıldı. Umarım yöneticilerimiz bu hususa kafa yoruyorlardır...

- Hukuki müeyyidelerin daha caydırıcı hale getirilmesi, hakikaten önemli. Cezalar caydırıcı olmaktan çok uzak çünkü. Dediğin gibi umarım bu konuda gerekli adımlar atılır... Selim:

- Benzer zihniyetteki birçok kişi ile beraber CHP'nin iki kanadı da hakaret edene sahip çıkmakta yarış ettiler. Bu adamlar hiç akıllanmayacak mı..

- Akıllanmaları konusunda fazla ümit yok. Kılıçdaroğlu'nun kutsallarımıza hakaret eden birisine destek için adliyeye gitmesi ve orada Özel yanlılarınca yuhalanması, ilginç. Aynı niyetle orada olup, birbirlerine bile tahammülü olmayanların, sahip çıkmaya çalıştıkları kişinin melanetiniz ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmeleri de iki yüzlülük. İfade özgürlüğü aklına esenin insanların kutsallarına hakaret etmesi değildir çünkü... Remzi:

- Bunun böyle olduğunu bilmiyor mu bu adamlar ki, kutsalımıza hakaret eden birisine sahip çıkmakta yarışıyorlar..

- Biliyorlar tabii. Ancak, marjinal kesimlere ihtiyaçları var ve toplumun geri kalanını nasıl olsa kandırırız düşüncesiyle onlara sahip çıkıyorlar. Açıklamalarında, bahsi geçen şarlatanın kutsallarımıza hakaretlerine değinmiyor, yaptığından bağımsız olarak ifade özgürlüğü açıklamaları yapıyorlar. İnsanımızın başta CHP'liler olmak üzere kutsallarımıza hakaret edenlere destek verenlerin gerçek yüzlerini görüp ona göre tavır alması gerek. Kendi kutsalları olmayabilir, ama bizim kutsalımıza dil uzatılmaması gerektiğini öğrenmeli birileri... İhsan:

'ONU ALMA, BENİ AL!'

- CHP demişken, kendini hala genel başkan zanneden Özgür Özel İngiliz Financial Times'da çıkan makalesinde yine ülkemizi Batılılara şikayet etmiş. Bu yaptığının akıl işi olmadığını anlayamıyor mu bu adam..

- Anlama kabiliyeti olup olmadığı konusu şüpheli. Adı geçenin özgül ağırlığı yok bir kere. Yerli ve milli olmanın ne demek olduğunu da bilmiyor. Dahası bunun Özel için herhangi bir önemi olduğunu da sanmıyorum. Daha önce de benzer girişimleri olmuş ve çeşitli Avrupa ülkelerinin liderlerine 'CHP olarak kendilerini terk edilmiş hissettikleri' gibisinden sitemlerde de bulunmuştu, malum. Özgür Özel'in, hortumlanan kamu kaynakları ile satın alınmaya çalışılan CHP'nin başına emaneten getirilen birisi olduğu meselenin özeti.... Remzi:

- Genel başkan olduğu halde, rüşvet ve yolsuzluktan tutuklu İBB eski başkanını bir yıldan fazladır talimat almak için her hafta ziyaret etmek zorunda olması, özgül ağırlığı olup olmadığını anlamanın en kestirme yoludur herhalde.. Selim, araya girerek:

- Ama yine de CHP'nin ya da yeni kurulacak partinin genel başkanlığına oynayan birisinin, NATO liderlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı şikayet edip, 'Türkiye'de mutlaka benimle iş tutmalısınız, dolayısıyla bana destek verin' manasına gelen çağrılarda bulunması, akıl tutulmasının bile ötesinde...

- Kısa bir süre önce İngiliz The Economist dergisinde çıkan yazısında olduğu gibi Financial Times'daki yazısında da 'onu almayın beni alın' mesajları verdi, Özel. Özel'in Batılılara yönelik sözlerini her duyduğumda, Sezen Aksu'nun söylediği 'Onu alma beni al' şarkısı hatırıma geliyor, nedense. Onun gibi birisinden başka ne beklenir bilmiyorum, ama CHP içinde mebzul miktarda var olan ulusalcıların neden itiraz etmedikleri, ciddi bir merak konusu... Mehmet: