Esaret…

Dünya devi olarak da kabul edilen 340 milyon nüfuslu ülkeyi yönetenlerin, nüfusu 10 milyon olan İsrail'in kuyruğuna taktıkları ABD'yi 'farenin emrindeki fil' gibi davranmak mecburiyetinde bırakmalarının temel sebebi 'esaret'.

Sadece ABD değil. Geçmişteki hatalarını gizleme, sahip olduklarını koruma, geleceğe yönelik hırslarını tatmin etme ve benzeri hesaplar yapan kifayetsiz muhterislerin yönettiği birçok Batı ülkesi de aynı.

Muhtemelen bin türlü ayıpla dolu geçmişlerinin, birtakım desteklerle geldikleri mevkileri muhafaza etme ihtiraslarının esiri kuklalar söz konusu.

Güya dünya barışını sağlamak üzere kurulan BM ve benzeri kuruluşların temel metinleri yanında insanlığın ortak varlığı olarak bilinen bütün anlaşmalara, sözleşmelere aykırı durumlarla karşı karşıyayız. Dünyanın gidişatı kötü ve düzelebileceği yönünde herhangi bir emare de yok.

Kendilerini medeniyetin zirvesinde kabul eden batılı yöneticilerin, kifayetsiz olmaları yanında, geçmişteki hatalarının medyaya düşmesiyle koltuklarını kaybedecekleri başta olmak üzere ellerini kollarını bağlayan bir sürü husus var. Her birisi değişik şekillerde esir alınmış durumda ve kurtulmaları da imkansız gibi.

İşin dikkat çekici tarafı, paçalarındaki çamurların çoğu da -zamanın şartları ve benzeri bahanelerle-, normal kabul ettirmeye çabaladıkları hususlarla ilgili. Savundukları ancak, işledikleri ortaya çıkınca ayaklarını kaydırabilecek şeyler, başlarının belası.

Batılı yöneticilerin çoğunluğu, Gazze'de bir soykırıma dönüşen katliama mani olunması gerektiğini biliyor, ama parmaklarını bile kımıldatamıyorlar. Üstelik, neler olup bittiğinin farkında olan ülke kamuoyunun çığlığa dönüşen ve bastırmakta zorlandıkları taleplerine rağmen.

Ekim 2023'ten beri süren katliamlarla ilgili haberler yoğunlaşıp, insanlıklarını hatırladıklarında çıkardıkları iniltilerin anlamsızlığını biliyor ancak, fazlasını yapamıyorlar.