Dosta güven düşmana korku

Türkiye'nin füze teknolojisinde attığı adımlar muhalefeti susturdu, ancak İran-İsrail geriliminde ABD'nin çaresizliği tüm bölgeyi belirsizliğe sürüklüyor—bu dengesizlik ne kadar sürdürülebilir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin savunma sanayisindeki ilerlemesinin ülkeyi stratejik olarak güçlendirdiğini ancak muhalefet ve kamuoyunun bu başarıların bilincinde olmadığını savunuyor. Aynı zamanda İran-İsrail çatışmasında Trump yönetiminin İsrail'in baskısı altında kalması ve barış görüşmelerinin belirsizliğe sürüklenmesiyle, Türkiye'nin rasyonel tutumunun bölgede giderek daha kritik hale geldiğini ileri sürüyor. Peki, Türkiye'nin teknolojik üstünlüğü ve dış politika bilgeliği, bölgedeki kaos durumunda ne kadar koruyucu olabilir?

Selam verip yanlarına oturan Melih Bey'e ilk soru Selim'den geldi:
Sen gelmeden, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Ankara'da gerçekleştirilen ROKETSAN'la ilgili programı konuşuyorduk.
Belki gitmiş olabilirsin diye senden detayları anlatmanı isteyecektik...
Ankara'da geçtiğimiz Salı günü yapılan ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Törenine katılamadım maalesef. Ancak, canlı yayını takip etmenin yanında yazılanları okudum ve bu arada takip eden bazı arkadaşların değerlendirmelerini de aldım...
Mehmet, gülerek:
Gitmiş kadar oldun yani..
Takip etmek mutlaka çok daha güzel olurdu. Temel olarak ne anladığımı aktarmam gerekirse, bildiklerimiz kadarı bile dosta güven düşmana korku veren bir ülke olan Türkiye'nin bu özelliğinin gün geçtikçe daha da arttığı.
ROKETSAN'la ilgili programda Kırıkkale Yakıt Üretim Tesisleri, Lalahan Harp Başlığı Tesisi ve İleri Teknolojiler Ar-Ge ve Mühendislik Merkezi'nin açılışı yapıldı... Selim:
Ordumuza teslim edilen ve envantere alınan bazı füzeler de vardı sanıyorum...
Tabii. Epeydir haberlerde izlediğimiz ve isimlerini duyduğumuz TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A,
HİSAR-O ve SUNGUR isimli füze sistemleri ile ÇAKIR, SOM yanında SİHA'larımızda kullanılacak MAM-T ve MAM-L gibi bir pek çok silah grubu da kahraman ordumuza teslim edildi. Bu kadar da değil.
Lalahan Füze Entegrasyon Tesislerinin de temelleri atıldı...
Mustafa:
Bu, zaten güçlü olan ülkemizin savunma sanayisinin çok daha ileri aşamalara gelmesi demek, hakikaten...
'Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız' diyen Cumhurbaşkanımızın devamındaki sözlerinden, savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefinin, 'yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmek' olarak belirlendiği de anlaşılıyor... Mehmet:
Yapar mıyız Yapılanlar yapılacakların teminatı olduğunu göre yaparız Cenab-ı Hakk'ın izniyle. Bu arada kendi derdiyle çok haşır neşir olan CHP cenahının bu gelişmelere adeta Fransız kalmasına ne buyurulur..
Bildik hikaye. Her ne kadar bazen rüşveti kelam etseler de CHP cenahından bazılarının ülkemizin sağladığı gelişmeler sebebiyle canlarının sıkkın olduğu söylenebilir.
Cumhurbaşkanımız, programda buna değinerek, şöyle konuştu:
"Biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefetin genel başkanı 'Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.' diyordu.
Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken, bu zatın selefi ise bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde 'Bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak' diyordu...
Eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik..." Selim:
Cumhurbaşkanımızın, "Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse, başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor" şeklindeki sözleri, geldiğimiz aşamanın özeti. Acı olan ise beraber yaşadığımız birçok insanın bunun farkında bile olmayışı...
SAHİBİNİN SESİ...
Bunda haklısın.
Maalesef insanımızın çoğu ülkemizin sahip oldukları konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı için olsa gerek, CHP cenahının saçma sapan propagandalarına kapılanların sıyışı oldukça fazla. Anlatma konusunda bizim problemimiz ver belki... İhsan:
Demek ki daha çok çalışmamız ve önemli ve daha önemli olan konusunda insanımızı mümkün olduğu kadar bilgilendirmemiz gerekiyor demek ki.
Bu arada İran'a yönelik saldırıların gölgesinde kalan Silivri'deki duruşmalar nasıl gidiyor acaba..
Bildiğiniz gibi.
Sanıkların çoğu esas konuya gelmemek için hikayeler anlatıyorlar.
İmamoğlu da bulabildiği her fırsatı duruşmaları gösteriye çevirme çabası için kullanıyor. Ancak, şirretliklerden bıktığı anlaşılan mahkeme heyeti, İmamoğlu'nun atraksiyonların çoğunu engelliyor artık... Mehmet:
Özgür Özel'in ara seçim hevesine kapılması, tutuklu İmamoğlu'nu milletvekili yapma arzusu ile alakalı galiba..
Kesinlikle. Bu Özel'in arzusundan çok İmamoğlu'nun talebine benziyor. Kurtuluş ümidi kalmayan İmamoğlu, ara seçimde milletvekili olarak yasama dokunulmazlığı kazanma hevesine kapılıp Özel'e de bu yönde talimat vermiş olmalı. CHP Genel Başkanı'nın bazı partilere yönelik düğün değil bayram değil sözünü hatırlatan ziyaretleri de bununla ilgili.
Ancak, eksik milletvekili sayısı 30'a ulaşmadıkça ara seçim yok. İstifa edecek 22 vekil bulabilseler bile bunun TBMM tarafından kabul edilmesi de şart... Mustafa:
Sahibinin sesi konumundaki Özel, her ne kadar haftalık Silivri ziyaretlerinde aldığı talimatları yerine getiriyor olsa da boşuna kürek çekiyor yani...
Aynen öyle. Tıpkı İmamoğlu meselesinde olduğu gibi tutuklanan Uşak Belediye Başkanı ile de normal dışı ve muhtemelen akçalı bazı ilişkileri olduğunu ortaya koyan tavırlarının CHP'de bile rahatsızlık oluşturduğunun farkında değilmiş gibi davranıyor. Patlamaya hazır bir kazanı andıran CHP'yi hiç de iyi bir gelecek beklemiyor... İhsan:
KUKLANIN ÇARESİZLİĞİ...
Meheldir. Cenab-ı Hakk daha beter eylesin. Her ne ise biraz da İran konusuna değinelim. İran'a yönelik saldırılar sona erecek ve ortalık sakinleşecek diye beklerken, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ile kafalar karıştı. Oysa saldırıların duracağı ve İslamabad'daki görüşmelerle barışa ulaşılacağı beklentisine girmiştik. Neler oluyor..