Diyet borcu mu var..

Normal şartlar altında olması ya da yapılması gereken şeyler bahsinde, özellikle de CHP söz konusu olduğunda parantez açmak mecburiyetinde kalındığı, malum. CHP'liler, eşitler içinde daha eşit olduklarına ve her ne yaparlarsa yapsınlar hesap vermemeleri gerektiğine inanmışlar bir kere...
Başta İstanbul olmak üzere birçok belediye başkanı rüşvet ve irtikap benzeri suçlardan tutuklu bulunan CHP'de, uçkur bağlantılı konular da artık rutin hale geldi. Acınacak bir durum olsa da belediye imkanlarını uçkurları için seferber edenlerin rezillikleri özel hayat parantezine alma gayretleri de berdevam.
Başta genel başkanları, CHP yönetiminin normalde yapılması gerekenleri yapmaktaki acizlik ya da yavaşlıkları, başka bir problem.
İmamoğlu'nun talebi ile yaptığı anlaşılan yüz civarında mitingin hiç değilse bazılarında İBB eski başkanına yöneltilen 196 suçlama ilgili açıklamalar yapması beklenen CHP Genel Başkanı, ilgili konularda sadra şifa tek kelime bile etmedi, edemedi.
Şaibeli mal varlığı, yargının radarında.
Ancak gözaltına alınırken torunu yaşında belediye çalışanı bir kadınla beraber olduğu ortaya çıkan Denizli Belediye Başkanı ile ilgili gelişmeler, CHP'nin normalle başının dertte olduğunu bir kez daha gösterdi.
Özel'in, rüşvet ve yolsuzluk iddiası ile gözaltına alınırken, belediye ve uçkur işlerini birbirine karıştırdığı da ortaya çıkan başkanın melanetleri ile ilgili -mecburen- özür dileme ihtiyacı duyması, ümit verici bir gelişme.
Ancak, en azından iki kadını uçkur bağlantılı bankamatik memur olarak işe alan başkan için Denizli'de 'demokrasi çadırı' kurmanın kelimenin tam manasıyla 'tüy dikmek' olduğunu herhalde Özel de bilir.
En az iki uçkur vakası olan birisi için kurulan demokrasi (!) çadırına kadınların, hatta uçkur bağlantısı sebebiyle işe alınanların yakınlarının da gelmesi bekleniyordur. Esas soru ise destek için o çadıra gideceklerin, başkanın kendi çevrelerindekilere bulaşmayacağından nasıl emin olacakları...