Daha iyi olacak inşallah…

Aykırı laflar etmeyi seven ve hep kötümserlik yaymaya çalışanlar ne derse desin, Suriye'nin öncesine nazaran çok iyi durumda olduğu ve giderek daha da iyi olacağını söyleyebiliriz.

Bu ülke ile ilgili yapılabilecek değerlendirmenin en güzel tarafı, Suriye coğrafyasında 1917'den sonra maruz kalınan sıkıntıların artık tamamı ile geride kaldığını gösteren emarelerin çokluğu.

Geçtiğimiz yıl 27 Kasım'da başlayıp 8 Aralık'ta başarı ile neticelenen devrim yolculuğunu başlatanların, rövanşist yani intikamcı bir anlayış taşımayıp, bütün farklılıkları kucaklayacak bir olgunluk göstermeleri, geleceğe ümitle bakabilmeyi mümkün kılan sebeplerden.

Bağımsızlığına kavuştuğu 1946 sonrasının büyük bir bölümünde önce Baas ve ardından Esed ailesi üzerinden maruz kaldığı bütün sıkıntılara rağmen, Şara yönetiminin azınlıklara eşit davranma yönündeki hassasiyetlerinin 'kurmay bir aklın eseri' olduğu değerlendirmesi, konunun özeti.

Geçtiğimiz yıl 8 Aralık'ta gerçekleşen 'Devrim' sonrası, çeşitli şekillerde süreci baltalamaya çalışanların, Suriye ve Suriyeliler için değil, ülkeyi kendi arzularına uygun bir şekilde dizayn etmek, parçalara bölmek isteyen İsrail ve benzerleri için çalıştıklarını söylemek bile gereksiz.

Bilineni ve bilinmeyeniyle, Suriye'deki hakikaten güzel gelişmelerin sağlanmasında Türkiye'nin oynadığı rol, her hususta olduğu gibi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin başarısının en net örneklerinden.

Türkiye'nin geçtiğimiz yıl 27 Kasım'da başlayan yürüyüşün neresinde olduğu sorularına, Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımızın verdikleri, 'gelişmeleri dikkatli bir şekilde takip ediyoruz' şeklindeki cevaplar, hala hatırlardadır. Denklemden çekildikleri bilinen Rusya ve İran'ın 'bir şekilde ikna edildikleri' yönündeki açıklamalar da.

Suriye konusuna ülkemizden bakışın birçok açıdan adeta turnusol kâğıdı gibi bir işleve sahip olması, son yıllarda yaşananların önemli yönlerinden.