Daha çok üzülecekler...

'Bir zamanlar eskimiş ürünlerimizi, Starfighter'ları ve başka şeyleri Türkiye'ye verip elden çıkarıyorduk' diyen Alman askeri uzman emekli Albay Ralph Thiele, geçmişte eski silahlara muhtaç olan Türkiye'nin bugün savunma sanayinde lider bir ülke konumuna geldiğini vurgulamış.

Ülke olarak nereden nereye geldiğimizi özetleyen Alman uzmanın üzgün olup olmadığını bilemeyiz. Ancak, aramızda yaşayıp, sureta bizden gözükseler de savunma sanayi ve başka konularda aldığımız mesafe sebebiyle üzülenler olduğu, sır değil.

Bunların ister kripto olduklarını, ister devşirildiklerini isterseniz de iflah olmaz bir aşağılık kompleksi ile malul olduklarını düşünün, netice değişmiyor.

Atılan adımları engelleme çabaları sebebiyle, 'yapmamıza gerek yok, ihtiyacımız olanı nasıl olsa verirler', 'yapamayız' ve benzeri bahanelerinin esas olarak 'yapmamalıyız' manasına geldiği artık tescillenen bu güruha rağmen aldığımız mesafenin dost düşman herkes tarafından takdir edildiği günlerdeyiz.

Aynı güruh mensuplarının, girmek için bedel ödeyip, yakın zamana kadar da güya 'müttefikimiz' olan ülkelerin melanetlerine maruz kaldığımız NATO'nun yeni dönemine yönelik ülkemizin ağırlığını hissettiren gelişmelere de canları sıkılıyor, belli ki.

Vaktiyle Batılıların zaten elden çıkarmak istedikleri eski ürünlere muhtaç olup, bunları istediği gibi de kullanamayan Türkiye'nin, ihtiyaçlarını karşılayan ve ihraç eden konumuna gelmesine sevinemeyenlerin varlığı hoş değil, ama vakıa.

Şemsiyesi altında toplandıkları CHP'yi bırakmamak için kıvranan Özgür Özel'in, 'Türkiye'nin arzu ettiğiniz eski haline dönmesi için beni destekleyin' manasında çağrılarda bulunduğu Batılı liderlerin, NATO vesilesiyle geldikleri ülkemize yönelik takdirleri de, bu güruh açısından oldukça moral bozucu.

CHP'yi arındırmaya ve toparlamaya çalışan Kılıçdaroğlu'nun, akıllanmaya başladığına işaret eden 'Türkiye NATO üyesidir fakat NATO'nun ileri karakolu değildir' şeklindeki sözleri de, teslimiyetçilerde şok etkisi yapmıştır muhtemelen.