Bir şeyler oluyor!..

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, her genel kurulda olduğu gibi BM 81. Genel Kurulu'ndaki konuşması ile de tarihe unutulmayacak notlar bıraktı...

Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini hatırlatıp, geride bırakılan 12 ayın, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla, 'son 30 yılın en kanlı dönemlerinden birisi' olduğunu vurguladı Cumhurbaşkanımız ve ekledi:

"Barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir."

Son toplantıda, Cumhurbaşkanımızın her BM Kurulu'nda altını çizerek tekrarladığı 'Dünya 5'ten büyüktür' ve 'Daha adil bir dünya mümkün' tezlerine taraftar olanların sayısının gittikçe arttığını gösteren emareler, hakikaten ümit verici.

Görev süresi dolduğu için genel kurula son defa katılan Genel Sekreter Antonio Guterres'in, "BM Güvenlik Konseyi'ni, günümüz zorluklarının gerektirdiği meşruiyet ve etkinliğe sahip olacak ve günümüz dünyasını yansıtacak şekilde yeniden yapılandırmalıyız." değerlendirmesi, bu örneklerden.

Guterres'in, "Bugün Afrika'nın Konsey'de hâlâ daimi bir koltuğu yok. 21. yüzyılda daimi Afrika temsilcisi olmayan bir Güvenlik Konseyi, adaletsiz ve savunulamazdır." sözleri de BMGK'nin yeniden yapılandırılmasına dair değerlendirmesini destekliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, 'Bazılarının inşa etmek istediği, yeni cezasızlık düzenini kabul edemeyiz. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi'nin etkinliğini artıracak reformları destekliyoruz' sözü, Konsey'in kapılarını yeni üyelere açması beklentisi olarak yorumlandı.

Dünya düzeninin güçlünün düzenine dönüştüğüne işaret eden Macron'un, "Böyle bir dünyada yaşamak istiyor muyuz" sorusunu yöneltmesi de dikkat çekiciydi.

BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in imtiyazlarını kaybetmek istemedikleri, malum.