Bile bile lades…

BİLE BİLE LADES...

Melih Bey selam vererek, haberleri izleyen ekibin yanına oturduğunda, Mehmet:

- Aleyküm selam Melih Bey, hoş geldiniz. Gözlerimiz haberlerde, YPG'ye tanınan süre doldu malum. Dışişleri Bakanımız DEAŞ' mensuplarının Irak'a aktarılması sebebiyle sürenin biraz uzatılabileceğini söylemişti. Sizce ne olur..

- Geçen hafta Fırat'ın batısını konuşuyorduk. Bu hafta ise Suriye'nin kuzeydoğusunda kalan iki bölgeyi. Ateşkes ile ilgili bir uzatma belki olabilir. Ancak netice olarak YPG'nin, tıpkı diğer yerler gibi buraları da teslim etmesinden başka çaresi yok. Çünkü oraların insanını temsil etmedikleri gibi oralarda istenmiyorlar da... İhsan:

- Oralarda istenmiyorlar sözü çok önemli. PKK'nın Suriye uzantılarının Esad rejimi ve ABD desteğiyle ellerinde tuttukları bölgelerde yaşayanların çoğunun yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmaları, bunun deliliydi. Barış, demokrasi, insan hakları ve benzeri sözleri sık kullansalar da PKK uzantılarının kendileri gibi düşünmeyenlere nasıl davrandıklarını herkes biliyor...

- Haklısın. ABD ve İsrail adına hareketle bölgeyi bölüp parçalamaya memur oldukları iyice netleşince daha önce onlarla beraber gözükmek zorunda kalan aşiretler de tavırlarını değiştirdi. Bu hususta, Şam hükümetinin YPG'ye karşı hızlı bir ilerleme kaydetmesinin bizim açımızdan bir sürpriz olmadığını belirten Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan'ın, 'Arap nüfusunun yerleşik olduğu bölgedeki dinamiği biz yıllardır okumuştuk. Aşiret yapısı, aşiretlerin ne zaman ve hangi şartlarda nasıl başkaldıracağı meselesi, bu konular hep bilgimiz dahilindeydi' şeklindeki sözleri, dikkat çekici... Mehmet:

- Gelişmeleri çok yakından ve dikkatle takip etmek böyle bir şey demek ki. Yeri gelmişken, Rusya ve İran'ın denklemden çekilmesinin ardından ABD'nin de tavır değiştirmesi ile Suriye coğrafyasında sağlanan gelişmelerin Türkiye'nin başarısı olduğunun altını kuvvetlice çizmek gerek galiba..

- Aynen. Rusya ve İran canları istediği için değil bir anlamda mecbur bırakıldıkları için çekildiler. ABD'nin ısrarla gerçekleştirmeye çalıştığı teröristan hedefinden cayması da kendiliğinden olmuş bir şey değil. Bu neticeye Cumhurbaşkanımız yönetimindeki kadronun uyguladığı başarılı diplomasi ve tabii ki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sahadaki caydırıcı gücü sayesinde ulaştık... Selim:

- Yine de çok sayıda teröristi olduğu söylenen ve önceleri Suriye güçlerini kaale bile almadığını söyleyen YPG'nin bu kadar hızlı çözülmesi şaşırtıcı...

- Lafa gelince 100 binin üzerinde mensupları olduğunu söylüyorlardı. Ancak Suriye Ordusu harekete geçince çil yavrusu gibi dağılmaları, zikredilen rakamların üfürme olduğunu gösteriyor. İşgal altında tuttukları bölgelerde yaşayanların bile onlardan yana olmadığı düşünülürse, bu çok normal. Taşıma su ile değirmen dönmez... Mustafa:

- Bence asıl acı olan, hala ABD'ye yalvarıp durmaları. Oysa, bugün başlarına gelenin benzerleri ile sık sık karşılaştıklarına göre böyle bir neticeyi tahmin etmeleri lazımdı...

- YPG'ninki bir ümitti. Oysa ABD yetkilileri başından beri onlarla yaptıkları iş birliği için 'geçici, ortak çıkarlara bağlı ve taktiksel' şeklinde değerlendirmeler yapıyorlardı. Bu yüzden, Trump'ın 'YPG'ye muazzam paralar ödendi. Petrol ve başka şeyler verdik. Bunu bizim için yaptıklarından daha fazla kendileri için yapıyorlardı' demesi, çok da şaşırtıcı değil... Remzi:

- Durumun değiştiğini söyleyen Tom Barrack'ın, Suriye'nin artık IŞİD'e karşı uluslararası koalisyona katılan bir merkezi hükümete sahip olduğunu belirtip, 'SDG'nin sahada IŞİD karşıtı birincil güç olma amacı büyük ölçüde miadını doldurduğunu' vurgulaması da benzer bir açıklama... Melih Bey:

DEVLETLERİN SADECE ÇIKARLARI VARDIR...

- Devletlerin kalıcı dost ya da düşmanları olmayıp sadece kalıcı çıkarları olduğu gerçeğini herkes gibi PKK uzantılarının da unutmaması gerekiyordu. İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Avrupa devletlerinin melanetleri ile parça parça edilen bölgemizde, 2. Dünya Savaşı sonrası devreye giren ABD de kendi çıkarlarına göre oyunlar oynamaya başladı. Vaktiyle verdiği sözleri tutmayan İngiltere gibi ABD de verdiği sözleri unutmasıyla bilinir. Şu anda yaşanan da tam olarak bunun bir benzeri... Selim:

- Sadece bölgemizde mi ABD'nin Küba ve Panama'dan başlayıp, Filipinler'de, Vietnam'da, İran'da, Irak'da, Afganistan'da ve birçok yerde yaptıklarına bakıp ders almak çok zor olmasa gerek...

- Ders almaya niyeti olanların, ABD'nin tarihte verdiği sözleri tutup tutmadığına bakmaları gerektiği, doğru. Ama açıktan verilen muğlak vaatler yanında kapalı kapılar ardında verilen ve hiçbir zaman tutulmayacak sözlere kanmak, birilerinin işine geliyor galiba. Şu anki tepkilerine bakıldığında, PKK uzantılarının daha çok kapalı kapılar ardında verilen sözlere inandıkları görülüyor. Suriye içerisindeki bazı il ya da ilçelerde kantonlar oluşturmalarını kimsenin kabul etmeyeceğini baştan bilmeleri gerekirdi... İhsan:

- Suriye'deki PKK uzantılarının halleri 'bile bile lades' sözündeki gibi. Zaten bölge üzerinde değişik hesapları olan ABD ile iş tutmaları yanlış iken, bir de bir devlet kurulup kendilerine hediye edileceğine inanmaları, başka nasıl izah edilir bilmem. Ne dersiniz..