Filistin, Arakan ve Doğu Türkistan başta olmak üzere İslam coğrafyasının birçok yerinde karşı karşıya bulunulan sıkıntılar, malum. ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları sebebiyle başlayan sürecin bölgedeki birçok ülkeyi olumsuz etkilediği de.
Bu gelişmeler ve benzerlerine bakarak, özellikle de son yıllarda bayramları daha çok hüzünlü bir şekilde idrak ettiğimiz söylenebilir. Zaten öyle.
Her insan tekinin hayatının büyük bölümünün hüzün ve ancak küçük bir kısmının neşeden ibaret olduğunu söyleyen büyükler vardır.
Oransal olarak, her kişinin hayatının kırkta otuz dokuzunun hüzün, kırkta birinin neşeden ibaret olduğu şeklindeki değerlendirme, hüzün ve neşe derken tam olarak neleri kast ettiğimize bağlı olarak tartışılabilir. Ancak çeşitli şekilleriyle hüznün daima baskın olduğu da bir vakıa.
Net olan, hayatımızı çeşitli şekilleriyle hüzün ve neşenin bir karışımı olarak yaşadığımız. Kurban Bayramı günlerindeyiz.
Öncelikle yıllardır kafaları karıştırılmaya çalışılsa da insanımızın kurban ibadeti konusundaki hassasiyetinin sapasağlam yerinde olduğunun altını çizmekte fayda var. Bu arada fırsat bulduğu için tatil bölgelerine gidenler tabii ki vardır. Ancak, bayram günlerini eş-dost, komşu, akraba ve büyüklerini ziyaretle değerlendirenler de var. Bu arada bayramlarda sıla-ı rahim yapıp, yakınlarını ziyaret edenlerin sayısı da az değil.
Kurban; akıl sağlığı yerinde, bulûğa ermiş, nisap miktarı mala sahip ve mukîm olan Müslümanların yerine getireceği mâlî bir ibadettir.
Hemen her konuda olduğu gibi kurban ibadeti konusunda da kafaları karıştırmaya çalışanlar olduğu biliniyor.
Bir yandan kurban ibadeti vardır, yoktur tartışmalarını sürdürmeye çalışan bu cenah, son dönemde de kurbanlık fiyatlarını gündeme taşıyarak, neden herkesin kesemediğini sorgulamaya başlamışa benziyor. Dini bir ibadet olan Kurban'la alakalı bilgileri, 'Hacc'ın bu sene

9