Aynaya baksalar bari...

Ata binmeyi bir türlü başaramayınca, çevresindekilerin duyacağı şekilde 'Hey gidi günler, gençliğinde böyle miydin sen' diye hayıflanan Nasreddin Hoca, kendi kendine şöyle mırıldanmış: 'Hadi oradan, ben senin gençliğini de bilirim!'.
Yargının, 'parayla, hele de kamudan hortumlanan paralarla ana muhalefet partisini satın alamazsınız' tokadı ile karşılaşan Özgür Özel ve avanesi kendi kendilerine neler mırıldanıyordur acaba..

Kim ne derse desin, yapıp ettiklerini ve bunların muhtemel sonuçlarını en iyi onlar biliyor çünkü.
Tanımadığını söylediği yargı kararı için anında YSK ve Yargıtay'a gittiği yetmiyormuş gibi bir de kendisini 'grup başkanı' seçtiren Özel, aynaya baktığında kendi kendine ne diyordur mesela..

Hitap ettiği kitlenin siyasi şizofrenlikle malul kesimi söylediklerini onaylayabilir, belki. Ancak, her şey gözlerinin önünde yaşandığı için 'bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' diye soranlar arasında CHP'lilerin de olacağını bilir, Özel.

Yargının aldığı kararı ancak yargının değiştirebileceğini bildiği halde, 'tanımadığını' söylemek, siyasi bir atraksiyondur, tamam. Ancak, prosedüre uygun yollardan itiraz ettiği bir kararı tanımadığını söylemek, tutarsızlıktır.
Netice alınamayacağını bile bile ilgili kararın gereklerini yerine getirmeye direnmek ise tutarsızlığın zirvesi olur herhalde.
Başta İBB olmak üzere belediyelerden hortumlanan kamu imkanları ile ana muhalefet partisini 'satın almaya çalıştıkları' yargı tarafından tespit edilenlerin temel problemi, şimdiye kadar ortaya çıkan ve bundan sonra çıkabilecekler için başka fatura ödemelerinin gerekmediğini hayal etmeleri.
Aday olmak için 'Özel'in talebi ile' birtakım adreslere milyonlarca avro ve yine milyonlarca TL aktardığını söyleyen Antalya ve belli ki Özgür Özel ve ekibi hoşlanmadığı sözler ettikçe yeni itiraflarda bulunmaya devam edecek olan Uşak eski başkanının anlattıkları kadarı bile yenilir yutulur şeyler değil oysa.