Avuçlarını yalarlar!..

MİT mensuplarının ifadeye çağrılması ve Gezi Olaylarına açık-kapalı desteklerini takiben 17-25 Aralık Yargı ve Emniyet üzerinden darbe girişimi ile iyice afişe olup, son şanslarını 15 Temmuz Darbe girişimi ile deneyip milletimizin tokadını yiyen ihanet şebekesinin kalıntıları kıvranmayı sürdürüyor.

Başta ABD olmak üzere kucaklarında oturdukları Batılı devletlerin FETÖ kalıntılarına sahip çıkmayı sürdürmesi, dikkat çekici.

Batılıların, söz konusu kalıntılara gelecekte tekrar kullanabilmek amacıyla sahip çıkmayı sürdürdükleri söylenebilir. Ancak, başka ülkelerde halen kullandıklarının, 'bize sahip çıkmazlar' düşüncesine kapılmaması için FETÖ kalıntılarına sahip çıkmaya devam etmeleri, daha akla yakın.

Muhtemelen 60'ların sonundan itibaren, çeşitli kuruluşlara sızan ihanet şebekesinin her nasılsa içeride kalabilmiş olanlarının devletimizin ilgili birimleri tarafından ısrarla takip edildiği de vakıa. Ardı arkası kesilmeyen operasyonlar, henüz ulaşılamayan FETÖ mensupları ile ilgili konunun sadece bir zaman meselesi olduğunun delili.

On yıl geçmesine rağmen çeşitli sebeplerle o lanetli yapı ile bağlarını sürdürmek zorunda olanlardan bir kısmının muhtemelen paçalarından yakalandıkları için buna mecbur oldukları düşünülebilir.

Ancak, özellikle de ülkemiz ve bölgemiz üzerine karanlık hesaplar yapan dış güçlerin yurt dışındaki kaçak FETÖ Terör Örgütü mensuplarına verdikleri açık desteğe rağmen, hareketlerinin Türkiye için doğru olduğuna halen inanabilenlerin varlığı, ciddi bir problem.

MİT Mensuplarının ifadeye çağrılması ile başlayıp, Gezi ve 17-25 Aralık gibi ihanetlerle süren önceki girişimler ne ise. Ancak, ihanetin zirvesi olan 15 Temmuz'da yaşananlara ve üzerinden geçen on yılda olup bitenlere rağmen bir türlü akıllanamayanlar için ne denebilir, bilinmez.

Kaçak FETÖ mensupları ile birlikte 15 Temmuz'la ilgili olarak senaryo, tiyatro, kontrollü darbe ve benzeri saçma sapan sözleri tekrar edip duranlar, 253 Şehidimiz ve yaklaşık 2 bin 200 gazimiz olduğunu biliyorlar.